1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. SEÇİM ÖNCESİ BİR TAHLİL DAHA YAPALIM!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

SEÇİM ÖNCESİ BİR TAHLİL DAHA YAPALIM!

A+A-

Bugün sizinle Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu tahlilinde bulunarak 5 gün sonraki seçim esnasında tercihinizi yaparken doğru kriterlere gore hareket etmeniz noktasında ki düşüncelerimi aktaracağım. 
Kemal Kılıçdaroğlu, hükümete son zamanlarda kontrolden çıkan ekonomik seyri bahane ederek halkın zihninde kendini zirveye taşıyabilecek bir çözüme odaklı hareket ediyor. Ama bundan sonuç alması o kadar kolay değil. Çünkü ortada bir gerçek var. Kemal Kılıçdaroğlu başarısız ve ilkesiz bir siyasetçidir. Kendi maslahatını partisinin maslahatının önüne tutacak kadar da makam düşkünüdür. Onca başarısızlığına rağmen oturduğu koltığu bırakmamak için girdiği rolleri uzunca zamandır ibretle takip ediyoruz. Partisi içinde barışı yakalayamamış ve itişmeli siyaset takıntısı olan birinin çıkıpta Türkiye’yi aydınlık geleceğe taşıyamayacağını tüm milletimiz çok iyi tahlil etmiş ve desteğini uzun yıllardır çekmiş. Kılıçdaroğlu ağzıyla kuş tutsa Türk siyasetinde başarılı olabileceği masalını anlatarak imkansıza oynamayı tercih ediyor. Kişisel maslahat odakli siyasi seyir yolunda attığı adımlar siyasi partisini aynı çizgide tutmaya devam edecek: Müzmin muhalefet..
Bu sebeple yerel seçimler sonrasında Muharrem İnce cephesinde hareketlenme başlayacak. Bu kez daha güçlü adımlarla hareket tarzı belirleyecek olan İnce’nin ince hesapları deveye girecek ve bir şekilde Kılıçdaroğlu’nun siyasi gidişatı sonlandırılacaktır. Değişen bir şey olur mu bilemem ama CHP’nin halkımıza ve inançlarına dönük şekilcilikten öte tamamen gerçek olan siyasi duruşa sahip olmaması İnce’nin de belirli bir noktada kalmasına sebep teşkil edecektir. Çünkü CHP, bu ülkede çoğunluğu temsil eden muhafazakar kesimin beklentilerine ve fikirlerine uyum sağlayabilecek donanımda bir ekibe sahp değildir. Bu sebeple kökeni sağ olan, milliyetçi olan adaylarla göz boyama usulüyle seçim yarışına girmekte beis görmüyor. İdeolojik çizgiden tamamıyla sapmış hedefe ulaşmada her türlü uygulamayı sağlamakla kendince bir çıkış hedeflemiş. İşte bu siyasi seyir Muharrem İnce için de oldukça bir handikap olacaktır. Kısacası CHP için gelecekte aydınlık bir ufuk görünmüyor. Hele Yeni Zelanda katliamı sonrasında da Kılıçdaroğlu’nun akla zarar açıklamaları CHP’nin islam dünyası konusunda ki duyarsız yapısının yansımasından başka bir şey değildir. 
Meral Akşener’e gelince, içinden kopup geldiği MHP’ye karşı tutumunun milliyetçi çizgiden oldukça uzak olması ve halka şikayet edercesine bir siyaset tarzı, oldukça yanlış tercih oldu. Konuşma üslubunda dahi çatışmacı bir tavır izlemesi ola ki iktidar olsaydı ülkeyi içinden çıkılamaz bir buhrana sürükleyeceğinin göstergesi oldu. Meral Hanım’ın partisininde net vaatlerle donanmış olmaması açısından yeni bir parti olarak gelecek vaat etmediği görünümü vermiştir. Birazcık yukarı seyir gösterse de bundan sonrasında, inişe geçmenin başlangıcı olacaktır kanısındayım. 
Asıl müzmin vakıa olan Saadet Partisi’de maalesef siyasi bir belirginlikten çıkmış ve yanyana bulunmasıyla güçbirliği ettiği siyasi oluşumların potasında erimenin acı yüzüyle seçim sonrasında tanışacağı günü bekliyor. Niçin bu denli bir inat siyaseti izlerler bilemem ama Saadet Partisi bu çizgisinde değişikliğe gitmediği sürece bundan sonrasında başına gelecek tek gerçek kendi sevenleriyle kalıp gideceği siyasi bir yokoluşun örneğini yaşayacaktır. Necmettin Erbakan Hoca’nın sergilediği realist siyaset dışı duruşu ve tavırlarıyla nereye varmaya çaıştığı bilinmez ama iktidara varamayacağı kesindir. 
Bu tahlil sonucunda ortaya çıkan şudur. Son günlerde islam ülkeleri üzerinde bir oyun oynandığını görüp yaşamaktayız. Böyledine sıkıntılı bir ortamda yerel siyaset bahanesiyle çıkış yakalamaya çalışan yorgun ve bezgin muhalefet partileri önünde yine kazançlı çıkanın AK Parti ve MHP olacağını tahmin ediyorum. Oy oranında düşmeler olsa da eninde sonunda galip gelecekler.
Sıkıntı aslında büyük ve yangına körükle gitme huylarından vazgeçemedikleri için bunlarda her açıdan çözümsüzlüğün öznesi olabiliyorlar. 
Kimse problemlerin halline yaklaşmıyor. Herkes kendi perspektifinde bakmayı alışkanlık haline getirdiğinden ötürü diğerinin fikirleri arasında doğruların olabileceği ihtimalini bile değerlendirmiyor. Tamamıyla yanlı ve karşısındakini aşağılamaya odaklı hareket edildiği için her açıdan siyasi bir tartışma ve inatlaşma ortamı açığa çıkıyor. Bu huyumuz sürdüğünden olsa gerek doğruya adım atma noktasnda ileri adım hamlesini yapamıyoruz. 
Peki, nereye kadar bu böyle sürecek?
Bunu şu an tahlil edebileceğimiz düzeyde oturmuş ciddi bir siyasi yapılanmamız yok. İktidar kendi cephesinden haklı, muhalefette kendi cephesinden haklı… Fikirleri bir süzgece taşıma noktasında henüz bir işbirliği anlayışında ortak hareket edebilecek bir düşünce yapısına sahip değiller. 
Yine geldik bir seçim arafesine!
Birileri kazanacak, birileri kaybedecek ama orta yolu bulmada ciddi bir adım atamayacağız. Bazı dünya devletlerinin Türkiyemiz üzerinde planladıkları korkunç oyunlar geçenlerde yaşanan Yeni Zelanda terörüyle barizen ortaya çıktı. Bundan ötürü şu an Cumhur İttifakını desteklemekten başka çözüm yolu görünmüyor.    
 

Bu yazı toplam 1205 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.