1. YAZARLAR

  2. E. Reha KORKMAZ

  3. Seçimden Arta Kalan Zaman
E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Seçimden Arta Kalan Zaman

A+A-
Seçime sayılı günler kala partilerin meydanlardaki seçim çalışmalarına açık alanlarda ve televizyonlardaki reklamları ivme kazandırmaya başladı.
Ak Parti, CHP, HDP ve MHP verdikleri mesajlarla özellikle mevcudu koruma ve kararsızların oylarına etki etme çabasındalar.
Ak Parti birleştirici bir sloganla “Sen ben yok Türkiye var” diyerek Tek Bayrak, Tek Millet, Tek Devlet söylemine uygun bir yaklaşım sergiliyor. Kavgayı benimsemeyen bir üslupla seçim çalışmalarına devam eden Ak Parti, “Tek Başına İş Başına” sloganı ile de tek başına iktidar olma konusunda seçmenlerin desteğini beklediğini ve seçimlerden güçlenerek çıkma hedefini ortaya koyuyor.
Ak Parti özellikle İşçi, esnaf, bayanlar, gençler ve emekliler üzerinde hazırladığı projelerini reklam kampanyalarında etkili bir şekilde duyurmaya çalışıyor. Tek başına iktidar olma ihtimali bulunan Ak Parti vaadlerinde oldukça temkinli davranıyor. Tek başına iktidar olma şansı olmayan partiler gibi mesnetsiz vaadlerde bulunmuyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu da seçim meydanlarında özellikle icraatları ve terör konusu ile koalisyon çalışmalarında kendisine yapılan dayatmaları halka anlatmaya çalışıyor.

Ana muhalefet partisi CHP ise “Önce Türkiye” sloganı ile seçim çalışmalarına başladı. Sürekli hesap sormak üzerine söylemlerini kullanan Kılıçdaroğlu, mitinglerinde seçim vaadlerini anlatmaktan çok Ak Parti aleyhine konuşmayı tercih ediyor.
CHP'nin 1 Kasım bildirgesinde, önceki bildirgeye oranla Kürt meselesi daha fazla yer alıyor. Kimi uzmanlar ise bunu yeterli bulmuyor.
Bazı uzmanlar kelimelerden yola çıkarak Kürt meselesi ile ilgili çözüm olamayacağını belirterek, “Parti beyannamelerinde ekonomik vaatler biraz daha net olabilir. Kürt sorununda ise genel havayı soluyabiliriz ama çözümü net göremeyiz" ifadesini kullanıyor.
CHP seçim beyannamesinde mesajlarını net olarak anlatamazken, genelde İnsan Odaklı Kalkınma, Bilgi ve Teknoloji ile Üreten ve Büyüyen Ekonomi, Güçlü Sosyal Devlet, Geleceğin Türkiyesi gibi başlıklar kullanıyor. CHP, asgari ücret ve emeklilere verilecek ikramiyeler konusunu da her fırsatta dile getiriyor.
Terör ile arasına mesafe koyamayan HDP ise "İnadına HDP, İnadına Barış" söylemleri ile “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” söylemlerine maruz kalıyor. HDP’nin sözde Ermeni Soykırımını anımsatan ve Ermenistan ile ilgili projeleri de beyannamesinde oldukça dikkat çeken maddeler de bulunuyor. Özellikle çözüm sürecinde terör ile arasına mesafe koyamayan HDP’nin, Kandil bombalanırken kardeşlik, barış naraları atması da çok inandırıcı olmadı. Reklam filmlerinde halay çekerek oy isteyen Demirtaş’ın, son günlerde inşaat işçileri ile kahvaltı yaparken ve öğrencilerle menemen yaparken görüntüleri servis edilerek parlatılma çabaları devam ediyor.
MHP’nin televizyon reklamlarında kullandığı keskin ifadeler, kendi seçmeninin hoşuna giderken, tarafsız seçmende olumsuz etki yapma ihtimalini yüksek tutuyor. Seçim sloganı olarak belirlediği “Sen, Bilirsin Türkiye” ilk söylendiği zaman anlaşılmaz bir slogan olarak karşımıza çıkıyor. Slogan olarak daha anlaşılır bir slogan belki de MHP için faydalı olabilirdi. Özellikle Devlet Bahçeli’nin “HDP hariç tüm partilerle koalisyona varız” demesi 7 hazirandan sonra takındığı tavır ile çelişiyor ve seçmenin kafasındasoru işaretleri bırakıyor.

Seçimden Arta Kalan Zaman
Seçim için gece yarılarına kadar koştoran bir dostum çocuğu ile sık sık biraraya gelemediğininden yakınarak aşağıdaki kıssayı anlattı. Ve ekledi. “Hayırlısı ile şu seçimi atlatsaydık”
Baba, akşam geç bir saatte işinden evine döndüğünde beş yaşındaki oğlunu, kapıda kendisini beklerken buldu. Çok yorgun ve perişandı. Çocuk ise heyecanla beklediği babasını görünce tüm içtenliği ile: “Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun?” diye sordu. Zaten yorgun olan baba: “Bu senin işin değil” diye cevap verince çocuk: “Babacığım lütfen, bilmek istiyorum” diye üsteledi. Adam: “İlla da bilmek istiyorsan 20 TL.” diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk: “Peki, bana 10 TL. borç verir misin?” diye sordu.
Adam iyice sinirlenerek; “Benim senin gereksiz oyuncaklarına ve benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat”deyince, çocuk sessizce odasına çıkıp kapısını kapattı. Baba çok sinirlenmiş ve söylenmeye başlamıştı… “Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder?”
Belki de gerçekten lazımdı…
Yukarıya, çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı…
Yatağında olan çocuğuna: “Uyuyor musun?” diye sordu. Çocuk: “Hayır” diye cevap verdi…
“Al bakalım, istediğin 10 TL. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim” deyince çocuk sevinçle haykırdı: “Teşekkürler babacığım…”
Ve hemen yastığının altından diğer buruşmuş paralarını da çıkardı ve babasının yüzüne bakarak yavaşça paralarını saydı. Bunu gören baba iyice sinirlendi ve : “Paran olduğu halde neden para istedin? Benim, senin gereksiz oyunlarına ayıracak vaktim yok!” diyerek yeniden kızdı…
Babasının yükselen sesiyle ürperen çocuk tüm masumluğuyla babasına :
“Param vardı ama yeterince yoktu. Şu an tam olarak 20 TL’m var…
Şimdi bir saatini alabilir miyim babacığım?”
 
Bu yazı toplam 140 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.