1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Seçimin Derin Anlamı Ve Tehditler
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Seçimin Derin Anlamı Ve Tehditler

A+A-
Cumhuriyetin kuruluşunun 48. Yılında dünyaya gelmiş olan bir kardeşinizim. Rabbim bizleri bu dönemde halk etti. Çocukluk dönemlerimizi geçelim. Gençlik yıllarımızdan bugünkü orta yaşlı dönemimize kadar çok sayıda genel seçimlere şahit olduk. Taa o yıllardan bugüne değin her seçim öncesinde sıkça dile getirilen cemaatlerin desteğini ardına alan iktidara gelir. Ya da seçimlerde başarılı olur tezi zihinlerimize kazınmıştı. İşte bu algı ile nice seçimler yaşadık. AK Parti’nin ilk seçildiği 202 yılında da birçok cemaatin desteğini alarak yola düştüğü bir realite idi. Ama bu durumun günün birinde ülkemizin başına bela olacağı kimsenin aklına gelmemişti. Sadece kendi yandaşlarını orada burada işe sokmak için yapılan birer manevra gibi algılıyor ve burun kıvırıp geçiyorduk. İşte bu cemaatlerden bir kısmının devlet içinde köklenmek gibi bir gayesinden ziyade sadece masum beklentileri ile bu desteği sağladığını biliyorum. Ama içlerinden birinin bu durumu yıllar öncesinden gelecekte ülke yönetimini zorbalıkla ele geçirme hedefine kilitlenerek yaptığını hiç düşünemezdik. Meğerse kalabalık tebaasının oy desteğini sağlamak için ne işler çevrildiğini 17 – 25 Aralık operasyonlarının patlak vermesiyle anlamış olduk. Gülen cemaatinin İslam’a hizmet eder görünen masum çehresinin ardında dönen dümenlerin ne drece olgunlaştığını ve ülke bütünlüğünü tehdit eder hale gelebildiğini birileri anlıyormuş. Ama ağzını oynattığı anda devlet içerisinde şebekeleşen paralel yapı tarafından tahmin bile edemeyeceği metotlarla bertaraf edildiğini gayet ustalıkla gözlerden kaçırmışlar. Bugün bu cemaat tarafından verilen tepkiler ve yapılan yayınlara bakılırsa bu yapının hiçte zamanında zannedildiği gibi masum bir oluşum olmadığı bugün artık gözler önüne serilmiştir.
Geçtiğimiz hafta bir kitap mağazasında gezinirken elime gelen Hanefi Avcı’nın “CEMAATİN İFLASI” ismiyle kaleme aldığı son kitabını satın aldım. Okudukça ilginç satırların yer aldığı kitabı okudukça bugün paralel yapı adıyla maruf oluşumun ne kadar ileri gittiğini ve ülkenin sosyal, ekonomik, hukuki gerçeklerini sabote ettiğini okudum. Zamanında yazdığı “HALİÇ’TE YAŞAYAN SİMONLAR” isimli eserinden ötürü kendisine olan kızgınlığım son yaşanan olaylardan sonra tamamen haklı olduğunu ortaya koydu. O günün şartlarında bizim gözümüzde Fethullah Gülen cemaat; ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde açtığı eğitim kurumlarıyla ülkemizin geleceğine hizmet ettiği ve bayrağımızı tüm kıtalarda dalgalandırdığı düşüncesiyle tamamen müspet bir bakış açımız sınırlarındaydı. Ama olayların içinde bizzat bulunmuş ve dışlanmış birinin ağzından çıkan ifadelerle bezenmiş bu kitabın Önsöz’ünden bazı alıntılara dikkatinizi çekmek istiyorum.
Mesele sadece benim veya benim gibi cemaatin mağdur ettiği insanların şahsi meselesi değildir. Mesele bu ülkede, insanlarımızın huzur ve güven içinde, kardeşçe yaşamasıdır. Bu devletin demokratik yollarla yönetime gelen kişi ve partilerce hukuka ve insan haklarına bağlı, batıdaki ölçülerde bir anlayışla yönetilmesi yönünde en büyük engellerden olan cemaatin faaliyetlerinin önlenmesidir.
Bu sorun, tek başına ne hükümetin, ne muhalefetin, ne yargının ne de diğer kurumların sorunudur. Bu sorun bütün toplumun, Türk halkının Türk devletinin, Türk yargısının, Türk polisinin, Türk MİT’inin, Türk ordusunun yani tüm kurumların meselesidir.
Bu sorunu, sadece cemaat-Hükümet arasında bir çatışma olarak görmek, “geçmişte hükümetle ortaklardı” diyerek uzaktan seyretmenin iyi olacağını söylemek mümkün değildir. Bu, dün hükümet cemaatle birlikteyken benim ve hepimizin sorunuydu, bugünde benim ve hepimizin sorunudur. Bugün, cemaat hükümet ortaklığı bozulmuş ise, hükümette bizim bulunduğumuz noktaya gelmiş ise, geçmiş hatalarını düzeltmek istiyor ise bunu değerlendirmek ve mücadeleye destek olmak; olayı siyasi partilerin karşılıklı yarışından ayrı görmek gerekir.
Karşımızda, dün devletin en ciddi kurumlarını sarsmış işleyişinin düzenini bozmuş polis ve yargıyı ele geçirerek orduya, MİT’e operasyonlar düzenlemiş, devletin en üst düzey yöneticilerini, en gizli toplantılarını dinlemiş, en mahrem sırlarına sahip olmuş, tüm kamu kurumlarının arşivlerini ele geçirmiş, hatta bu kadar güçlü iktidara kafa tutmuş hala da bu davranışlarına devam etmek isteyen bir yapı vardır.
Bugün cemaatin ne planlar yaptığı ve planlarının hangi safhada olduğu bilinmemektedir.
Cemaat, 7 Şubat 2012’de MİT’i ele geçirmeye yönelik operasyonu, 17-25 Aralık’ta hükümeti devirmeye yönelik arka arkaya yapılan yolsuzluk operasyonlarını, Selam Tevhid-İran casusluk operasyonlarını hazırlamış ve hepsinde toplumu şoke etmiş ise, cemaatin bu kadar büyük planları yapacağı tahmin edilememiş ise, bunların hiçbirinden ne hükümetin, ne MİT’in ne de başka bir birimin haberi olmamış ise, şu anda eskiden olduğu gibi bizi şoke edecek plan ve programları organize edip etmediğini bilemiyorsak, tahmin edemiyorsak ve hatta tahmin etmemiz mümkün değil ise, cemaatin iç işleyişi, hedefleri, faaliyet tarzları hakkında sahip olduğumuz bilgilerin en yenisi birkaç yıl öncesine ait ise diyerek tehdide dikkat çeken Hanefi AVCI Bey’i tebrik etmek gerekiyor.
Yarından sonra genel seçimler yapılacak. Seçimlerde AK Parti haricine atılan her bir oy işte bu tehdidi destekleme anlamına gelecektir.
Muhalefet partilerinin bugün ardına sığındığı bu cemaat, günün birinde aynı Deniz Baykal’da olduğu gibi kendi başlarına bela olacaktır.
 
Bu yazı toplam 52 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.