1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Şehir Ağlıyor
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Şehir Ağlıyor

A+A-
Mevlana’nın ifadesiyle; “ot, arpa yiyerek kurban olmak” var; ya da “Hakk’ın nûrundan yiyerek Kur’ân olmak” var…
Aşk; “büyükler için bal, küçükler için süttür” diyor Mevlana(ks)….
Bizde ise büyükler zakkum yiyor, küçükler kola içiyor…
Şehir ağlıyor.
Demokrasi sıtmasına tutulan Müslüman(!) idarecilerin bulanık suda balık avladıkları karanlık dehlizlerden geçiyoruz.
Şehir ağlıyor.
Makam ve mevkilerinde ne oldum delilerinin zırvalarıyla akıl duvarlarımız kirletiliyor.
Şehir ağlıyor.
Şu kadar günde bu kadar etkinlik(!) göz boyamasıyla Ramazan’da bile vatandaşa vur patlasın çal oynasın fantezileri yaşatanlar Konya’ya bir iz bırakacak, bütün dünyada dikkatleri Konya’ya çekecek ve gelecek nesillere övünülecek bir miras olabilecek eserler(!) peşindeler.
Yeni Mevlanalar yetiştirmek yerine, Mevlana üzerinden paye kapma/nemalanma hummasına tutulan ilim adamlığı/Mevlana uzmanlığı kolaycılığının sonu nereye varır?
Şehir ağlıyor. Yöneticiler şov peşindeler.
Alışveriş mabetleri yapıyorlar tüketim/israf nöbetleri tutmuş insanlara. Yanlış reçeteler yazıyorlar; yarım doktorlar gibi…
“Ben yaptım oldu” kudurmuşluğu ve “ne oldum” şımarıklığıyla şehrin canı acıtılıyor…
Yaşanamaz, hareket edilemez, soluk alınamaz bir şehir kalıyor geride…
Daha kötülerle kıyaslanarak iyi gösterilen; trafiği keşmekeş, kaldırımları işgal edilmiş, insanlarına esir kampı travması yaşatılan bir şehir…
Çarpık yapılaşmalar ve kirli ilişkilerle şehrin geçmişi, geleneği ve geleceği yok ediliyor.
Mevlana’yı özgür bırakın; kendi tutsaklığınızın hıncını O’nun mirasından çıkarmayın…
Haddini hududunu bilen, huzur-u mahşerde hesap verebilecek hademelere ihtiyaç var; burnundan kıl aldırmayan, suret-i haktan görünen bukalemunlara değil…
Velhasıl şehir ağlıyor…
Blaaise Pascal, insanları üç gruba ayırır; birincisi Allah’ı bulanlar ve O’na hizmet edenler/emir ve nehiyleri dikkate alarak yaşayanlar; ikincisi O’nu aramakla meşgul olup, henüz bulamayanlar; üçüncüsü ise O’nu, ne arayan, ne de bulanlar, zaten bunlar arayıp bulma çabası da göstermezler. İlk gruba girenler, akıllı ve mutlu olurlar; ikinci gruptakiler mutsuz ve/fakat akıllıdırlar. Sonuncu gruba giren insanlar ise, aptal ve mutsuzdurlar.
Farabi, kitaplarından biri olan “el-Medinetü’l Fazıla”da şöyle anlatır:
“Huzurlu, mes’ud, bahtiyar yaşamak istiyorsanız; Medine’nin başında Hz. Muhammed(s.a.v)’in olması, ya da O’nun getirdiği prensipleri benimseyen, uygulayan birisinin olması lazım.”
Her birimiz veya bizi yönetenler, hanım ya da erkek olarak, işçi ya da memur olarak, bulunduğumuz ortamlarda Hz. Muhammed(sav)’i temsil ettiğimizi düşünerek hareket edersek, bu şuur ve düşüncede olursak; Mevlana’nın ifadesiyle; “olduğumuz gibi görünüp, göründüğümüz gibi olursak”; emin olunuz ki, bu şehir çok daha güzel olacaktır.
Farabi’nin bahsettiği o faziletli şehirde; huzurlu, mes’ud ve bahtiyar olarak yaşamak istiyorsak; laf değil, icraat yapalım. Rasulullah(sav) Efendimizi hâl olarak, kâl olarak, tavır olarak vakarımızla, ahlâkımızla her yerde temsil edelim ki; şehrin gözyaşlarını bir nebze de olsa silebilelim...

 
Bu yazı toplam 155 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum