1. YAZARLAR

  2. Ahmet Balcıoğlu

  3. Şehir Ve Alimleri 1
Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu
Yazarın Tüm Yazıları >

Şehir Ve Alimleri 1

A+A-
“Şerefül mekan bil mekin” sözü sevdiğim güzel sözlerdendir.
bir makamın şerefi, orada oturandan gelir, yani bir makamı dolduran insan bilgi, beceri ve dirayetiyle o makama şeref verir, demektir.
Şehirler de değerini o şehre emek veren oraya hizmet edenlerden alır. Bir şehri şehir yapan o şehrin yetiştirdiği ilim, sanat ve kültür adamlarıdır.
Şehrin yetiştirdiği değerli insanların emekleri, kültür oluyor, sanat oluyor, ahlak oluyor ve şehrin her tarafına siniyor. Siz bunu hissediyorsunuz. Özellikle bu değerli insanların az yetiştiği bir yere gittiğinizde bu durumu daha iyi hissediyorsunuz.
Mustafa KUTLU’nun ifadesiyle “Bizde iyiler ölmez. Evliya olup aramızda yaşarlar.” Menkıbeleriyle yaşarlar, örnek davranışları hatırlanarak yaşarlar, ilimleriyle yaşarlar, fedakarlıklarıyla yaşarlar ve bize ışık olmaya devam ederler.
Bir şehir alimleriyle şehirdir. Alimler bir şehrin işaret taşlarıdır. Alimler bir şehrin kutup yıldızıdırlar. Alimler, Peygamberlerin varisleridir. Hem yaşayan alimler hem de yaşamış alimler bizim önderlerimiz olacaktır.
Bir şehirde yaşayan insanların yapacakları en önemli işlerden biri o şehirde yaşamış ve yaşayan alimleri tanımaları ve çocuklarına tanıtmalarıdır.
İnsan zihni örnek üzerinden çalışır. İnsan için rol model, nümune ve güzel örnek önemlidir. Bu açıdan bu ilim adamlarımızın hayatlarını ve çalışmalarını öğrenmek çok daha önemlidir.
Bu hafta sonu Necmettin Erbakan Üniversitesi ile Konya Büyükşehir Belediyesi önemli bir sempozyum düzenlediler. “ŞEHİR VE ALİMLERİ SEMPOZYUMU 1” 11 ve 12 Kasım Cuma ve Cumartesi gerçekleştirilen sempozyumda Konya’ya ve ülkemize hizmetleri geçen alimlerimizin bir kısmı tebliğlerle anlatılmaya çalışıldı.
Çalışıldı diyorum çünkü sempozyumun oluşumu gereği konuşmacılara 10’ar dakika konuşma hakkı veriliyor. Sunum sahipleri tebliğlerinin çok az bir kısmını sunabiliyorlar. Dinleyiciler kendilerini doyurucu bilgileri maalesef alamıyorlar.
Sempozyumların genel bir problemi zamanın az verilmesi Bazen 10, bazen 15 dakika bu da sunum yapan hocalarımıza meramlarını ifade etmek için yeterli olmuyor. Oturum başkanı bir taraftan haber gönderiyor, sunum yapan dakika istiyor hülasa nahoş bir durum meydana geliyor. Zaman sorunu tebliğciler için büyük bir stres konusu demoklesin kılıcı gibi başlarının üzerinde sallanıyor ve rahat bir sunum yapamıyorlar. Bu meselenin mutlaka çözülmesi gerekiyor. Gerekirse oturumlarda sunum sayısı azaltılır. Tebliğ sayısı 3’ü geçmez. 20 veya 25 dakika süre verilerek tebliğ sahibinin rahat bir şekilde çalıştığı konuyu sunması sağlanır. Bazı tebliğler de dinleyicilere soru sorma hakkı da verilmiyor zaman darlığından dolayı.
Bazen “efendim bu sempozyumdur detaylar sempozyum bildirileri yayımlandıktan sonra oradan okunabilir.” Diyorlar. Ben bu görüşe katılmıyorum. O zaman benim bu sempozyuma gitmemin hatta bir ilçeden gelmemin ne anlamı var?
Ayrıca bu programların yerel bir televizyon kanalının da bu sempozyumun oturumlarını yayımlamasının faydalı olacağını düşünüyorum.
Gelelim bu sempozyum vesilesiyle Konya’nın yetiştirdiği hangi alimlerden haberdar olduk?
- Hacıveyis Efendi
- Hacıveyiszade
- Ali Ulvi KURUCU
- Tahir BÜYÜKKÖRÜKÇÜ
- Ahmed Ziyaeddin Efendi
- Ağrıslı Tevfik Efendi
- Muhammed Kudsi (Bozkır’lı Memiş) Efendi
- Ladikli Ahmed Efendi
- Abdullah Fevzi Efendi
- Fahri KULU Efendi
- Ermenek’
- li Saffet Efendi
- Bolay Ailesi
- Veled Çelebi İZBUDAK
- Mehmed Vehbi Efendi
- Sadreddin Konevi
- Mevlana
- Seyyid Harun Veli
- Ebu Said Muhammed Hadimi
- Seyyid mahmud Hayrani
Konya’nın yetiştirdiği kutup yıldızlarından bir kısmı bunlar. Bu emektar hocalarımızı daha iyi tanıyacağız ve bunun için gayret edeceğiz. Gelecek yazılarımızda bu alimlerimizden köşemizin elverdiği miktarda ve sizin ihtiyacınız olacak bilgileri paylaşmaya çalışacağım.
Alimlerin aydınlığında aydınlık bir gelecek kurmamız dileklerimle
Muhabbetlerimle

MUSTAFA RUHİ ŞİRİN’DEN GÜZEL SÖZLER
- Çocukluğum hayatımın zaferidir.
- Anneannem, biz çocukların güvenlik yurduydu.
- Yoksulduk ama yoksulluk acıtmazdı bizi.
- Anneannem çocuklara kendini sevdirmeyi bilmiş ve başarmış bir insandı.
- Asıl oyuncak, çocuğun kendi icat ettiği oyuncaktır. Çamurdan, tahtadan, ipliklerden, kâğıttan, tellerden, bezlerden...
- İklim değişir, zaman değişir, hayatın dili değişir ama çocuk olma hali asla değişmez.
- Çocukluk insanın anı sığınağıdır.
- İnsan, kendini çocukluğunda gerçekleştirir. Çocukluk insanın en önemli evresidir.
- Peygamberlerse, ebedî çocuklukta insanlığın zirveleridir.
Bu yazı toplam 213 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.