1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. Şehir ve Şehirleşme
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Şehir ve Şehirleşme

A+A-
Şehir kelimesi Farsça’dan çok eski yüzyıllarda dilimizin kazandığı bir kelime olup, bugün itibariyle ‘kent’ kavramını da eş anlamlı olarak kullanmaktadır 
Şehir; aynı zamanda bir yerleşim biriminin tarihi ve sosyal bütünlüklü sürecini de ihtiva eder, 
Konya; genelde düzlük bir topografya üzerinde kurulu, Selçuklu Başkentliği tecrübesi ve tarihi zirve şahsiyetlere ev sahipliğiyle, Cumhuriyet’in kuruluşundaki büyük şehirlerden biri olup, son 30 yılda; üst düzey yerel yönetim hizmetleriyle göçü çok iyi yönetmiş.

Sanayileşme ve iktisadi gelişmeye paralel olarak şehir sayısının artması ve mevcut şehirlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında örgütleşme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insanların davranış biçiminde şehirlere mahsus değişikliklere yol açan bir hadisedir.
Şehir merkezlerinde arsa fiyatlarının yükselmesi, 20. yy'ın başında asansörün ve çelik inşaatların ortaya çıkmasında, bazen de toplu konut maliyetinin düşük olması şehirlerin gelişmesine yol açmış, yükseklikleri gitgide artan binalar inşa edilmeye başlanmıştır. Fakat diğer taraftan nüfusun artması ve endüstrinin büy­ümesi, gerek ticaret gerekse oturma bölgelerini yatay bir şekilde gelişmeye zorlamıştır. Birçok şehirde halkın kütle halinde taşınmasında, elektrikle çalışan tramvaylar ve banliyölerin ortaya çıkması da yatay gelişmeyi hızlandırmıştır
Şehirlerde toplanmanın sağladığı avantajların sonucu olarak, maharetlerin geniş ölçüde ihtisaslaşmasına imkan verecek ortamın mevcut olması diğer bazı sektörleri harekete geçirir büyük yatırımlar yapılır. Kültür ve eğitim müesseselerinde gruplaşmalar olur. İnsanlar ferdi eğilim ve yaratıcı güçlerini geliştirirler. «Şehir köyün biteviyeliğini kırar kişinin katiyetlerinin ortaya çıkmasına elverişli bir ortam hazırlar.» (18) Şehir gittikçe artan bir çekim gücüne sahip olmakla beraber, kendisine çektiklerini hergün biraz daha boğmaktadır. Kontrolsüz, plansız bir şehirleşme bir süre sonra; hava ve su kirlenmesi, trafik tı­kanıklığı ve bir çok sosyal uyuşmazlık probleminin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
 
Türkiye'de Şehirlerin Sınıflandırılması
Ülkemizdeki şehirleri faal nüfus fonksiyonları­na göre (15-85 yaş arası) aşağıdaki şekilde tesbit ederek sınıflandırılmıştır.
 Ziraat Şehirler: Türkiye'de ki şehir yerleşmelerinin % 35’ini, adedi 72 yi bulan, Türkiye şehirli nüfusunun 13,5 ini barındıran bu kasabaların başlıcaları ve ziraatta çalışanlar yüzdesi şöyledir: Yeşilkent % 77, Samandağı % 59, Erdemli % 63,Yahyalı % 64, Erbaa, Söke, Akhisar gibi kasabalardır. 
Sanayi Şehirleri: Bunlar Türkiye'deki şehirlerin % 20’sini teşkil etmektedir. Şehirli nüfusun ise % 46’sı yaşamaktadır. Karabük % 61,0, Gaziosmanpaşa % 55,5,Sağmalcılar % 55,5, Çamdibi % 54,0, İzmit, Seydişehir, Elbistan vb. gibi.
Gayrı muayyen faaliyetlerin hakim olduğu Şehirler: Bunlar askeri merkezlerdir. 56 adet şehir yerleşmesi vardır. Başlıcaları Narlıdere, Gölcük, Sarıkamış, Babaeski, Gelibolu, Çorlu, Demirci, Malkara, Gaziemirdir.
 Genel Hizmetlerin Hakim Olduğu Şehirler : Memur şehirleridir. 21 adet yerleşme vardır. Şehir yerleş­melerinin % 9,7’sini teşkil etmektedirler. Türkiye'deki şehirli nüfusun % 16,4’ünü oluştururlar. Emirdağı, Ankara merkez, Altındağ, Çankaya, Aydın, Ergani, Silvan, Beşiktaş, Kadıköy, Muğla, Mardin, Nevşehir vs.’dir.
Maden Şehirleri: Bunlar yedi adettir başlıcaları; Zonguldak, Kozlu, Batman, Kilimli, Soma, Tavşanlı, Maden gibi yerleşmelerdir.
Öte yandan plansız büyüme ve yeşilin sürekli kemirilmesi yüzünden sorunlar yumağına dönüşmüş durumda.
 Kentsel Dönüşüm ise asıl amacından sapmış, rantsal dönüşüm şeklinde gelişiyor. 
Doğayı, havayı, toprağı, suyu, yeşili, ormanı, tarihsel varlıklarımızı, mimarlık mirasımızı, kısaca tarihsel ve doğal çevreyi giderek artan bir ivmeyle yok ediyoruz.
 
Yaşanabilir Şehirler

Küreselleşmiş bir dünyanın nimetlerinden yararlanıldığını, külfetlerine de katlanmak durumunda kalınmaktadır
Sürdürülebilir kalkınmadan ve çevreye duyarlı sanayileşmeden yana tavır almalıdır. İnsan, doğa ve çevre odaklı teknolojilere yatırım yapılmalıdır. Politikalarda insanı merkeze koymak, tüm alanlarda erişilebilirliği, ulaşılabilirliği, işlevlerin uyumu esas almalıdır. Diğer taraftan güvenlik, çağımızın en önemli sorunu haline gelecek gibi. Bu anlamda kentlerimizi, konutlarımızı, ulaşım ağları her bakımdan güvenli hale getirilmelidir. Bu açıdan kendimizi korumanın yolunun kentimizi korumaktan geçtiğini unutmamalıdır.
Bir yandan insanlığın devamı sağlanırken, diğer yandan gelecek kuşakların tercihleri inanılmaz süratle yok edilmektedir. Küreselleşen Dünya’da Çevre Sorunlarının bugünkü ihtiyaçlara yetmesi sağlanırken gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilme olanakları sorumsuzca ellerinden alınmaktadır. Üzerinde durulması ve tartışılması gereken en önemli nokta, gerek kalkınmanın, gerek kaynakları kullanmanın tahrip edici, bozucu bir şekilde değil, devamlılığı sağlayacak bir anlayış içinde ele alınması ve yönetilmesidir.
Şehirlerde hızlı nüfus artışı ile beraber  20.yüzyılda ortaya çıkan ve 21.yüzyıla devam eden temel sorunlar küresel ölçekte; iklim değişikliği, sınır aşan su ve hava kirliliği, kimyasal atıklar, tehlikeli atıkların taşınımı  gibi sorunlardır. Şehir ve Çevre ile ilgili bu sorunlar bu konuda birçok kişinin ve bilim adamının dikkatlerini uluslararası çevre antlaşmalarına vermesini sağlamışlardır. Bu antlaşmaların bazıları ozon tabakasının korunması, okyanusların korunması, hava kirliliği ve iklim değişikliği gibi sorunları içermiştir.
Spekülatörler, gelecekteki şehir büyümesinden büyük kârlar elde etmek ümidiyle şehir sınırları dışında arsa alırlar. Ve genellikle hava ve suyun kirlenmesine sebep olan endüstri kuruluşlarını, bölgede derme çatma kulübelerden oluşan kasabaların büyümesi takip eder. Bu bakımdan inşaat mevzuatının iş­lerliği, boş arazilerin kontrolü, ihtiyaç duyulmadan önce ve fiyatlar yükselmeden evvel gerek şehir gerekse banliyö arazilerinden arazi temin etmek suretiyle, tek elden bir kontrol sisteminin zorunluluğu aşikardır. Arazi talebinin gittikçe artması ve arazinin rasyonel kullanılmaması sonucu insanlarımız, yeşil alansız ve çok dar bir alanda yaşamak zorunda kalmıştır.
Ama insanlarımız  şehirlerde yaşamasına karşı kendilerinin ve çevrede  bulunan unsurların kullandıkları kimyasallarla çevrelerine havaya suya ve toprağa zarar vermektedirler.
Şehirleşen insanımıza şehirli bilincinin oluşturulması gerekir. Hem üretirken, hem de tüketirken kirleten, kaynak israf eden bir anlayıştan kurtulmak zorunludur.
Şehirlerde Sağlımız önem vermeliyiz
Betonlaşma sonucunda katlanma diğer adıyla çokkatlılığa, gürültüye ve bir binada bir köy nüfusuna daha da ötesi asansörde sıkış sıkış hava almaya katlanma… Kanserojen asbest tozları solunan havaya karışmasıyla akciğer kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne zemin hazırlar. Ev temizliğinde kullanılan ve ev içi hava kirliliğine neden olan bazı maddeler yaşlanma etkilerini hızlandırmaktadır. 
Belki bugün görünüşte daha rahat, daha şık, daha güvenli, daha modern evlerde oturuyoruz, ama kesinlikle daha sağlıklı evlerde değil. Üstelik bir de bazılarının 'Amcası, bizim ev bir akıllı, bir akıllı ki...' diye övündüğü türden evlerde oturuyorsanız iyice yandınız demektir. Çevre yok toprak yok… İnsanların deşarj olacağı yeşil alan yok …Hep yapay…İlişkiler yapay... Dostluklar yapay…
Nerde kaldı bahçeli ya da iki katlı evler. Onların yerine kule evler, resdanslar, Kibrit kutularını andıran sitelerde insanlarımız oraya hapsediliyor.
Özetlemek gerekirse hesap ortada, eviniz ne kadar akıllı ise o kadar çok kimyasal maddeye maruz kalıyorsunuz demektir. Yiyip içtiklerimizden giyinip kuşandıklarımıza... halılarımızdan perdelerimize... koltuklarımızdan duvar kağıtlarına... temizlik ürünlerinden kozmetiklere... bilgisayarlardan cep telefonlarına... binlerce kimyasal madde ile birlikte yaşıyoruz. Bir de üstüne üslük kimyasal maddeleri günlük yaşamınızda kullanıyorsanız durumlar daha da vahim sonuçlara yol açabilmektedir.
Evet sorun bir tane değil çok… Yok efendim her şey zararlı birinden sakınsanız diğerinden sakınmanız mümkün değil diye bunları geçiştirmek de çok yanlış.
Tedbir almak gerekir. Bile bile önlem alınmazsa şehirleşmenin beraberinde getirdiği zararlı maddelere maruz kalınabilir
Şehir hayatında sağlıklı olmak için spor yapılmalı yürüyüş yapılmalı Daha da önemlisi kimyasal  ürünler yerine Bitkisel ürünler tercih edilmeli… Bu ürünler nerede elinizin altında… Her yerde…
Sağlıklı olalım Sağlıkta kalalım… Sağlıklı şehirli olalım. Sağlığımızı ve kullandığımız ürünlerle şehrimizi yaşanabilir mekanlar haline dönüştürmesini de bilmeliyiz.
    
Bu yazı toplam 328 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.