Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

ŞEHİTLE ÖVÜNMEK

A+A-

Resmen ve fiilen harb yapmaktayız. Gerçi yapmakta olduğumuz mücadeleye henüz bu adı koymamış bulunuyoruz. Ancak bu adı koymamış olsak da yaptığımız iş, yani memleketimize ve insanlarımıza göz koyan ve bizi düşman bilenlere karşı hadlerini bildirmek üzere verdiğimiz mücadele fiilen harbtir. (harb kelimesini (b) ile yazmış olmam onu yumuşatmasın. Kelimenin aslı böyledir. Eğer harp olarak (p) harfi ile yazmış olsaydım, bir çalgı âletinin ismi olarak yazmış olur ve asıl o zaman ifadenin anlamını yumuşatmış, anlam kaymasına sebep olmuş olurdum. Tabii buna muharebe ve savaş da diyebiliriz).

Yaptığımız bu mücadelede her ne kadar karşı tarafa daha çok zayiat verdirmiş olsak da onlara nispetle çok az da olsa biz de zayiat vermekteyiz. Ancak verdiğimiz bu zayiat kendi vatanımız ve hem de içinde huzurla yaşamak istediğimiz, atalarımızdan bize emanet edilen ecdat yadigârı şehitler diyarı vatanımızdır.

Onlar bu toprakları sahiplenmek için pek çok şehit verdiler. Biz de kendi huzurumuz ve sahibi bulunduğumuz bu toprakları vatanımız olduğu için korumaya mecbur olduğumuzdan aynı mücadeleyi veriyoruz.

Tabii bu mücadele sırasında can da vermekteyiz. Verdiğimiz bu canlara ise “şehit” diyoruz. Aslında bu isim tesadüfen veya bu mertebeye erişmiş olan kimselerin geride kalan yakınlarını teselli etmek üzere yakıştırılmış bir isim olmayıp inandığımız dinin verdiği bir rütbenin adıdır. Nitekim konu ile ilgili olarak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle ifadeler yer almaktadır:

“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz” (el-Bakara, II/154).

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler; Rableri katında Allah’ın, lütuf ve keremiyle kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir korku ve keder bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar. Onlar, Allah’ın nimet ve keremi ile müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler” (Âl-i İmrân, III/169-171).

İnandığı dinin böyle bir müjdesine nail olabilmek için insan tabii olarak malını da verir, canını da.

İşte son mücadelede şehit düşen bir askerimizin Manisa’da bulunan babası, önüne gelen şehit oğlunun cenaze namazını kıldırırken her hangi bir tereddüt göstermemiş ve kalben müsterih ve huzurlu olduğunu da dışarıya aksettirebilmiştir.

Böyle bir davranış ancak inanmış olduğu dinin verdiği yukarda naklettiğimiz âyetlerde ifadesini bulan müjdelere oğlunun da nail olduğunu düşünen bir kimseden gelebilir.  

Hele arkasından tereddütsüz bir şekilde ‘böyle bir şehidin babası olmaktan gurur duyuyorum’ diyebilmesi her babayiğidin harcı değildir. Bu sözler ancak, hem de tereddütsüz olarak, inanmış bir kalbe sahip olan kimseden çıkabilir.

Çünkü bu ifade sadece babayiğitlik ve gösteriş için sarf edilecek bir sözün ifadesi olamaz.

Bu bakımdan, herkesin acılı olduğu bir toplumda, böyle bir söz ve bu sözü içten söyleyen bir kimse,  ancak takdir ve tebrik edilir.

Biz de aynı derecede olmasa da duyduğumuz acı ve üzüntüye rağmen, böyle bir ifadede bulunan bir babanın yaşadığı milletin bir ferdi olmakla iftihar ettiğimizi söylemeliyiz.

Allah şehitle birlikte onun anne ve babasın ve yakınlarını da mükâfatlandırsın, âmin.

Bu yazı toplam 273 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.