1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Selam-Merhaba Güle Güle
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Selam-Merhaba Güle Güle

A+A-
Bir TV dizisinde izlediğinizi düşünüyorum.
Bizim evde de başta kızım Zeynep olmak üzere annesi bu diziyi iple çekip, dikkatle izlemektedirler. Bir Hint dizisi olan “Bir GARİP AŞK” adlı dizide, garip olaylar, bize gerip gelen sözler var. Benim dikkatimi çok çekmiyor ama, bazen zorlukla izlemek zorunda kalıyorum.
Neyse bizim konumuz bu değildir.
Ne oldu bize, nasıl bir yaşam sürmekteyiz. Yukarıda bahsettiğim dizide bir aile yaşamı ve evlilik anlatılıyor.
Peki bize ne oldu ?
Hadi teknolojik gelişmişliği anlayabiliyoruz,
Elimizden düşürmediğimiz uzakları yakınlaştıran, ama diğer taraftan en yakınımızla teknolojik duvar oluşturan telefonun bizi nasıl şahsiyetsizleştirdiğini göremez olduğumuzun farkında mıyız? Bunları oturup, şapkamızı önümüze koyup, kafamızı iki elimizin arasına alıp düşünmenin zamanı gelmedi mi ? 30-40 yıl önceki yaşamı ben arar oldum, bilmem siz nasıl düşünmektesiniz. O yıllarda
Yanımıza oturanı misafir kabul eder, hal hatır sorar, dertleşir idik.
Hastane bahçesinde, otobüs durağında tanışır sohbet ederdik.
Ha, o zaman dedikodu ediliyordu değil mi?
Peki, şimdi sosyal medya üzerinden yapılan mesnetsiz paylaşımlar ne oluyor?
Masamızdaki sohbet etmemiz gereken arkadaşımızdan çok, elimizdeki sanal ortam muhabbetleri ile meşgul olmamızı anlamakta zorlanır olduk. Şöyle bir etrafınıza bakınız. Tramvay’da, otobüs koltuklarında yanınıza oturanın farkında bile olmadan, merhaba diyemeden, elimizdeki telefonla meşgul oluyoruz.
Otobüste, trende sabahın mahmurluğunda selam vermeyi,
Yanına oturduğumuz kişiye günaydın demeyi çok görür olduk.
Hatta öyle bir hal aldı ki, günaydın deyip tebessüm edeni hor görür olduk!
Bize ne oldu böyle?
Etrafımızdaki her bireyi, potansiyel suçlu ilan eder oldukta, selamında manalar aramaya başladık.
Her bakışta bir mana arar olduk, “yan baktın” ile kavgalara tutuşur olduk.
Komşumuzun çocuğunun sesine, kedisinin miyavlamasına tahammül edemez olduk.
Alt komşumuzu arayan misafirinin zilimizi çalıp, bize sormasına katlanamaz olduk. Daha kötüsü bunu açıklarken bile “ne bileyim ben, ben onun çobanı mıyım” ile aşağılar olduk.
Oysaki bizim inancımızda, töremizde, ananemizde komşumuzun misafiri, bizim misafirimiz kabul edilirdi. Şimdi bunlar kaldı mı?
Ona sıcak ilgi göstermek, ikramda bulunmak; kendi komşumuza verdiğimiz değerin göstergesi kabul edilirdi.Komşumuzun mutlu, acılı günlerinde kapımızı onlara açardık. Şimdi çok az kaldı.
Ne olur!
Bize hiçbir şey kaybettirmeyecek olan, bizatihi çok şeyler kazandıracak olan özümüze dönelim.
Kaybettiğimiz komşuluğu, arkadaşlığı, dostluğu; bir selamla, bir tebessümle yeniden tahsis edelim.
Sabah kapımızı açtığımızda ilk karşılaştığımız, hatta bir üst katta oturduğunu bile unuttuğumuz komşumuz ile selamlaşalım, bir günaydın diyelim, sonraki gün tekrar, tekrar…
Göreceksiniz çok şeyler değişecek.
Dağıttığımız selamları, günaydınları, tebessümleri çok çok fazlasıyla geri toplayacağız.
Tebessümle dağıttığımız selamların, günaydınların bizlere hatırlatacağı, kazandıracağı çok şeyler var.
Sosyal paylaşım alanlarındaki sanal dostlukları gerçeğe dönüştürelim, geçmiş olsunları sosyal medya üzerinden bir emoji ile geçiştirmeyelim, mümkünse ziyaret edelim, hiç olmazsa telefon ile kendi sesimizden üzüntülerimiz belirtelim.
Ama şahit oluyoruz ki; bilakis en yakın dostlarımızın üzüntü ve sevinçlerini bile, sosyal medya üzerinden kısa bir mesaj, ya da emojiler ile geçiştiriyoruz.
Yarından geçi yok, sabah çıkışımızdan itibaren varış noktamıza kadar küçük bir tebessüme ek olarak, Selam ile günaydın ile yol alalım.Evimizde eşimizden, çocuğumuzdan ve ebeveynlerimizden başlayalım.
Apartman ve sokak komşumuza bir tebessüm, bir selam, bir günaydın diyelim.
Sonra…
Sokağımızı temizleyen görevliden, toplu taşıma sürücüsüne,
İşyerimizdeki çalışma arkadaşlarımız ile devam edip, gün boyu sürdürelim bu tebessümlü, pozitif insani ilişkilerimizi.Göreceksiniz bak, hayat o kadarda kötü değilmiş!
Hayatı kötüleştiren, yaşanmaz kılan; bizim egomuz, karamsarlığımız ve herkesi potansiyel suçlu görmemiz imiş.
Uzun zamandır ihmal ettiğimiz, dostlarımızı, arkadaşlarımızı, akrabalarımızı ziyaret edelim, telefonla arayalım, hal hatır sorarak ilk adımları biz atalım. 
Bu yazı toplam 455 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.