1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. SENİ BİR KEZ OLSUN ANLAMADILAR YA!..
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

SENİ BİR KEZ OLSUN ANLAMADILAR YA!..

A+A-

Türkiye Cumhuriyeti, ikinci çok partili sisteme geçiş süreci olan Serbest Cumhuriyet Fırkası(Partisi) olan 12 Agustos 1930 tarihinde kurulan ve Fethi Bey’in Genel Başkanlığında kurulmuş bir partidir.
Fethi Bey, Serbest Cumhuriyet Partis’ini kurma çalışmalarını Ankara’da tamamladıktan sonra, hızlı bir şekilde teşkilatlanabilmek üzere Anadolu’da faaliyetlerini sürdürmüştür. 
Bu kapsam da Fethi Bey ve Kurmay heyeti beraber ilk olarak Batı Anadolu gezisine çıkarlar. Batı illerinde hem nabız yoklamak hemde teşkilat açmak hedefi ile yollara düşerler.
4 Eylül 2017 tarihinde Fethi Bey ve beraberinde ki kurmay heyetini taşıyan vapur İzmir Limanına yaklaşınca, Serbest Cumhuriyet Fırkası Heyetini bir korku ve heyecan sarar. 
Fethi Bey ve kurmay ekibi, İzmir Limanında toplanmış olan, yeni kurulmuş olan parti heyetini karşılamak için gelen kalabalığa gözlerini kısarak bakarlar. Fethi bey yanında bulunan yakın arkadaşlarından biri olan Mehmet Nuri Bey’e dönerek şöyle der:” Bizi taşlamaya mı geldiler acaba? “ diye açıkça endişesini dile getiriyordu.
Yeni kurulan parti heyetini taşıyan vapur biraz daha limana doğru yaklaşınca, partilileri bekleyen halk daha fazla dayanamayıp, bir kısmı sandallara atlayarak vapura doğru kürek çekmeye başladılar. 
Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın vapurdaki heyetinin endişeleri bu sandalları göründe bir kat daha arttı. Endişenin yanında bir de korkulu bekleyiş başlamış oldu.
En sonunda vapura ulaşmayı başaran sandalda ki bir kaç kişi, vapura çıkar çıkmaz Fethi Bey ve ekibine sarılıyorlar ve arkasından da onu izleyen ve vapura ulaşabilen diğer kişiler peşi sıra vapura geliyorlar, vapurda aynı zamanda ağır ağır ilerleyerek karaya yaklaşıyordu.
İzmir Limanında bekleyen kalabalığın kendilerini protesto etmek için değilde, onları desteklemek üzere geldiğini bu şekilde anlayan Fethi Bey ve ekibi, hem şaşırmış hem de şaşkınlıklarını üzerlerinden atarak çok rahatlamışlardı. 
Lakin bu sevgi gösterilerinin giderek yurt geneline yayılması bu sevinci uzun sürdürmeyecketi ve Fethi bey ve partisi tırpanlanacaktı.
Halk arasında büyük bir karşılık bulan serbest Cumhuriyet Fırkası’nın, Cumhuriyet Halk Fırkasını(Partisini) iktidar dan al aşağı etme riski ve gidişatın bu yönde olmasının Ankara’da algılanmasından sonra 17 Kasım 1930 yılında Fethi Bey ve arkadaşlarının kurmuş oldukları partiyi ve tüm parti teşkilatlarının kapılarına kilit vurmaya zorlayacak ve bu parti kısa bir zaman sonra da kapatılacaktı.
Bu hikaye bilinen bir hikaye olarak tarihte ki yerini almış durumdadır. Türk Siyaset tarihini incelediğimiz zaman da Fethi Bey’in başına gelenler, hemen hemen her adımı ile Mustafa Kemal’e danışılarak adım atmalarına rağmen, pek çok siyasetçinin başına gelmiş olduğu görülecektir.
Devrimci güç, halk ne zaman şöyle bir dine doğru yönelme başlasa elindeki önderleri aracılığı ile kafalarına geçirmiş ve halkı arkasına alan bu vatanperver ve dindar yüreklere haddini çok hızlı bir şekilde bildirmişlerdir. Kökten düncü, siyasal İslam, radikal İslam yaftaları ile dar ağaçları na göndermişlerdir.
Bu had bildirme hadiselerinin en önemlisi ise 28 Şubat tarihinde gerçekleştirildi ve Refah Partisi’nin kapatılmasıyla yaşanmış bir vakıa olmuştur.
Cumhuriyet’in kuruluşu sonrasında Anadolu halkı ve muhafazakar damar ciddi bir baskı altına alınmıştı. Öyle ki vatandaş zaten bükük olan belini ve boynunu bir türlü doğrultamıyor, siyaset kanadı ise elit bir kesimin insafına ve eline kalmış oluyordu.
İşte bu ahval içerisinde iken bu gidişe bir dur demek için koca yürekli yiğit bir adam merhum Prof Dr. Necmettin Erbakan, siyaset sahnesindeki yerini almış oldu. İlk önce Süleyman Demirel’in, o zamanki partisi olan AP(Adalet Partisi)nin kapısını çalan merhum Erbakan, Demirel tarafından veto edilip aday gösterilmeyince 1969 yılında, Konya’dan bağımsız aday olup, meclise girmeyi başarmış bir siyasetçi oluyordu. 
Bağımsız Konya Milletvekili olarak Meclise girmeyi başaran ve Konya’lılar tarafından büyük bir sevgi seline mazhar görülen Merhum Erbakan 1970 yılına gelindiğinde, tüm dış güçlerin baskısına rağmen ve AP’nin veto ve karalamalarına rağmen, tamamen yerli olmasını temenni ettiği ve ilk defa Millî kelimesini kendisinin kullandığı “Millî Nizam Partisi”ni kurarak, mecliste gurup kurma çalışmalarına hız verdi.
Bu partinin önemi nereden geliyor ve neden bu kadar önem arz ediyordu?
Daha önce açıkladığımız gibi alışıla geldiğimiz şekilde Türk Siyasetine bir grup elit(beyaz Türkler) yön vermekte idiler. 
Anadolu halkı ve bu gün muhafazakar diye tanımlanan dindar insanlar siyasetten uzak tutuluyorlardı.
Gerek sindirilme ve gerekse umutsuzluk nedeniyle yönetime talip olmayan bir taban sessizce beklemeyi tercih edip kabuklarının içine çekilmişlerdir.
Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Millî Nizam Partisi’ni kurmakla, işte bu makus talihin değişmesine vesile oldu ve bu insanların da ülke yönetiminde söz sahibi olması gerektiği iddiasıyla, ta o günden bugünkü iktidarın yolunu açmış oluyordu. 
Evet bugünkü AK Parti’yi iktidara taşıyıp hem de uzun soluklu bir iktidar yaşamasının temelini ta o gün atmıştı rahmetli. AK Partiyi iktidara taşıyan ve uzun süre devam edecek olan bir uyanışın da ta o günlerde fitilini Milli Nizam Partisi’ni kurarak ateşlemiş oldular.
Ben inançlıyım ve dindarı diyen ve a politik duran Anadolu insanını siyasallaştırıp, bu alanda iddialı kılan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın bizzat ta kendisi olmuştur.
AK Parti iktidarı için kendini feda etemesini de bilmiş olan bir liderdir O.
Merhum hocamız, pek çoğumuzun fikri alt yapısını oluşturmuş ve adeta muhafazakâr aydınlanma çağının önderi, ilk lideri olmayı başarmıştır.
Kendisinden Allah razı olsun, mekânı da cennet olur İnşaallah.
Temennimiz odur ki bugün bu gidişi anlamak istemeyen bir avuç kardeşimizin de bir gün bu çizgiyi kavramış olmalarıdır.
“ Pek Muhterem” diyerek söze başlayan ve naif ve kibarlığını sadece bu cümle ile gösteren ve Müslümanlara saygısını, sevgisini bu cümleye sığdıran Merhum Hocamız sayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Savunan Adam’ı bir kez daha rahmetle anarken, şimdide onun armağan ettiği dik duran adamın başarıları için duacıyız.
Fi Emanillah!...
 

Bu yazı toplam 1150 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.