DÜNDAR TAŞER BEYDEN İBRET DOLU HATIRA!

Ahmet Yıldız

Yerel Seçimlerin yaklaştığı çarşıda, pazarda şehir efsanelerinin dolaştığı bir ortamda saygıdeğer büyüğümüzün paylaşımı dikkatimi çekti. Elhamdülillah biz siyasi yapılanmaları sadece seyrediyoruz. 2004 itibariyle köşemize çekildik. Dağarcığımızda olanları köşemizden saygı, sevgi, hürmet çerçevesinde paylaşıyoruz. Hiç bir siyasi ukba beklemeksizin paylaşmaya da devam edeceğiz. 
Sosyal paylaşım sitesinde Ülkücü Camianın yakından tanıdığı 1977 Milletvekili Genel Seçimlerinde Konya MHP üçüncü sıra adayı olan İBRAHİM METİN Ağabeyin Taşer Beyden dinlediği hatıra paylaşımını okudum. Zaman zaman bizim de anılarımız oldu. Ancak, saygı, sevgi sınırında olduk.
Bozkır Dere kasabası Belediye Başkanı Mustafa Şahin bizi Sarıot Yaylasına davet etmişti. Dere Kasabamız aynı zamanda 19. Dönem MHP Konya Milletvekili Servet Turgut Beyin memleketidir. 
Sarıot Yaylası Aygır’ın biraz yukarısındadır. Baharla birlikte sapsarı çiğdemlerle donanıp bezendiği için Sarıot Yaylası adını almış.
MHP Konya Milletvekilimiz Ali Gebeş, Çumra Belediye Başkanı Zeki Türker, Dinek Belediye Başkanımız Hasan Uysal ve Ahmet Yıldız olarak Dere Belediyesi binasına geldik. Başkanın çay kahve ikramından sonra hep beraber Sarıot Yaylasına Mustafa Başkanın Yayla evine ulaştık. Başkanın babası Namı diğer bizi Bıyıklı karşıladı. Hasan Uysal başkan Mustafa Başkanın babasının halini bildiği için tabancasını çıkarıp havaya ateş ederek geldiğimizi haber verdi. Bıyıklı Amca Kara bilyon tabancasıyla atarak karşılık vererek bize hoş geldin. ( Halk arasında Kara Bilyon olarak bilinen PARABELLLUM Tabancası Anadolu’da çok muteber silahtır.) Dedi. Hepimiz Bıyıklı Amcamızın elini öptük. 
Ekipten birinin yemek öncesi isteğine Hasan Uysal Başkan: 
--- Olmaz, burada özel istek olmaz. Dedi. Bende;
--- Başkanım doğru söylüyor. Misafir ev sahibinin kuzusudur. Yayla evine gelen misafir, ev sahibinin programına göre hareket etmek zorundadır. Çünkü yemek, içmek, gezmek, yatmak vb. her ne olacaksa ev sahibinin isteğine göre gerçekleşir. Bu Türk töresi gereğidir.
Böylesi konuşmadan sonra istek, kestek, köstek kalmadı. Sarıot Yaylasında Bıyıklı Amcamızın programına uyduk.
Evet, böylesi yapı içinde samimiyet yani içtenlikle davranmak zorundayız. Kendimizden büyüklere her hâlükârda saygılı olmalıyız. 
Yeni yetmeler dahası olgunluğa erişmeden ham meyve gibi daldan düşenler sonrasında kendilerini deve aynasında görenlerin değer yargılarımıza sahip çıkmaları beklenir mi?
**
İbrahim Metin Ağabey;
“”MAALESEF ŞUAN ÇEKTİĞİMİZ SIKINTILARIN TEMELİNDE AYDINLARIMIZIN SAMİMİYETSİZLİĞİ VE HALKTAN KOPUK OLMASI YATMAKTADIR!””
Merhum Dündar TAŞER Ağabeyden Bir Hatıra “…Benim bir komutanım vardı. Çok iyi ve sevimli bir albaydı. Bir gün, Türkmen çadırlarına onu da davet etmişler. Anadolu’nun cömertliği malum. Hemen bir koyun kesip pişirmişler ve büyük bir tepsi pilavın üzerinde baş ve kuyruk olduğu halde, huzuruna getirmişler. 
Türkmen âdetinde büyük ve hatırlı misafire baş ve kuyruk ikram edilir ve bu, baştan ayağa kadar bütün varlığımla hizmetinize hazırım demektir. Tarihimizde de yazılı olan bir ananedir bu. Bizim albay, yetişme tarzı ve aldığı terbiye gereği, medeniyet havarisi. Hemen tepki gösterir; 
--- Bu nedir? Böyle şey olur mu? Bana tabak getirin, bu yağlı kuyruğu da kaldırın, etten bir parça koyup getirin, demiş. Bizim Türkmenler kızmışlarsa da bir şey dememişler ve söyleneni yapmışlar. Albay tabaktaki yemeği yedikten sonra: Yemek böyle yenir. Niçin tabak kullanmıyorsunuz? Hep bir arada yemek doğru değildir, diye mikroptan filan söz etmiş. Aşiret reisi;
--- Efendi, biz seni tanımayız. Dündar Bey bizdendir, ona hürmet ederiz. Sen de onun kumandanısın diye ikramda bulunduk. Biz yemeği beraber yeriz. Köpeklere ise ayrı kaplarda yemek veririz… ‘…
Tabii, milli ölçüsünü kaybetmiş bizim aydın, bunu anlamıyor. Halka karşı, medeniyet havariliği taslayıp duruyor.’