Erdoğan’la 15 yılda kaybet(me)diklerimiz

Ahmet ÖZER

90’lar Türkiye’nin en karanlık yıllarıydı. Bu yıllarda Turgut Özal’dan Uğur Mumcu’ya, Eşref Bitlis’ten Bahriye Üçok’a kadar pek çok kişi katledilmişti. Faili meçhuller bir dağı andırıyordu.

Çankaya’yı Süleyman Demirel işgal etmişti. Başbakanlıkta ise Tansu Çiller bulunuyordu. İşte bu dönemde finansal tetikçiler, Türkiye’yi ablukaya almışlardı.

1994’te yaşanan ekonomik krizin ardından yapılan seçimlerden sonra kurulan Refahyol hükümetine karşı, 28 Şubat 1997’ de darbe yapılmıştı. Ardında da dindar kesime yönelik büyük bir cadı avı başlatılmıştı.

O dönemde, İstanbul Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan okuduğu bir şiir yüzünden görevden alınıp, hapse atıldı.

İmam Hatipler, Kuran Kursları kapatılmış, üniversitelerdeki başörtüsü yasağı daha katı bir şekilde uygulanır olmuştu. Dahası imam hatiplilerin üniversiteye girişini engellemek için meslek liseleri bile yok edilmişti.

Tüm bu süreçlerden sonra yapılan seçimde Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz üçlüsünün kurduğu Anasol-M hükümeti göreve başlamıştı.

Kurulan bu hükümet, ülke tarihinin en büyük krizlerini peş peşe yaşatmıştı.

2001 yılına gelindiğinde, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Ak Parti kurulur.

3 Kasım 2002 seçimlerinde yüzde 40’a yaklaşan oyla yeni Türkiye’ye ilk adım atılır.

O yıllarda Türkiye, IMF’ye 23,5 Milyar dolar borcu olan bir ülkedir. Bu yeni dönemde Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, IMF’ye borcunu öder.

AK Partinin iktidarını hazmedemeyen ordu ve bürokrasi içinde yuvalanmış iç mihraklar ve dindar bir iktidardan rahatsız olan batılılar hep birlikte, Ak Parti, Erdoğan’a ve Türkiye’ye saldırıyorlar.

2007 yılına gelindiğinde, Mecliste çoğunluğu bulunan Ak Parti’nin Cumhurbaşkanı seçmesini engellemek için ülke tarihi boyunca uygulanmayan bir 367 krizi çıkartılır.

Ardından 27 Nisan E-Muhtırası verilir.

Toplumsal desteği artan Erdoğan’ı sindirmek için partisine kapatma davası açılır.

2008 yılında dünya büyük bir iktisadi krize girer. Erdoğan’ın dediği gibi kriz, Türkiye’yi teğet geçer.

40-50 yıldır devletin her noktasına nüfuz etmiş olan terör örgütü FETÖ, MİT’i ele geçirme operasyonlarına başlar. Gezi kalkışmasını destekler.

Ardından da 17/25 Aralık yargı darbesini yapar.

Nihayet de 15 Temmuz’u…

Halen, 15 yıldır girdiği tüm genel ve yerel seçimler ile referandumlarda oylarını artırarak çıkan Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider var Türkiye’nin başında.

Erdoğan, tüm bu badireleri kendi tabiri ile ‘kan kusup kızılcık şerbeti içtik’ diyerek atlatır.

Bu 15 yıllık kesintisiz iktidarında geçmişte yapılamayan hem siyasi, hem iktisadi, hem de toplum dinamiklerini bir arada tutabilen bir liderdir Erdoğan.

Artık İslam dünyasının ve dünyadaki tüm mazlumların umudu ve göz bebeği haline gelmiş bir Türkiye var karşımızda.

Hiç kuşku yok ki, bunu başaran liderin adı, Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Millet oyu ve canıyla onu destekledi. O da, millettin kendine verdiği desteğin hakkını gece gündüz çalışarak ödedi.

Ak Parti iktidarının 15. Yılı hayırlı olsun.

Daha nice başarılara inşaallah!