KOMÜNİSTE BAK…

Hakkı Balcı

Amerika ve ekonomisi böylesine haşmetli mızrap darbelerine maruz kalmamıştı daha… Teline teline vuruyoruz yankelerin… Hiç böyle birlik olmamıştık… Milyonlarca virtüöz, sayısız mızrap darbesi… Kimimiz de cura, kimimiz de kısa sap, kimimizde elektro bağlama…

Bakma sen kara düzen (Bozuk düzen) vuruşlarımıza… “Bittin oğlum Amerika sen…” Mızraplarımız ızdırap artık size…

Raks ettirmezsek ekonominizin tellerini, bütün dut ağaçları saz değil dal olsun süksünümüzde…

Hâsılı, hepimiz cevval Amerika düşmanı, ülkeyi kurtaracak çok bilinmeyenli denklemler üreten ekonomi virtüözüyüz artık…

Amma ve lakin durum hiçte öyle değil…

Biz koro halinde Ferdi Tayfur’dan ‘ızdırap Çemberi sardı yine kolların, cezasını çekiyorum sana âşık olmanın…’ şarkısıyla arabesk takılırken;

Yanke, Muzaffer Sarısözen’in “Bahçeler de kereviz, biz kereviz yemeyiz, tin tin tini mini hanım, seni seviyor canım…’ türküsüyle yani, bizim enstrümanlarımızla bize sırıtarak mukabele ediyor…

Türkçesi, kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz… ‘offf ooofff manda yuva yapmış söğüt dalına yavrusunu sinek kapmış gördün mü amanin amanin amanin yandım, tiridine tiridine tiridine bandım…”

Hâsılı akıl vermede üstat ama kendi kapımızın önünü süpürmekten aciz, iş görmeyen reaktif güçleriz… Havanda su dövmekten öte değiliz…

Neden mi?

Ulusal ölçekli söz etmekten imtina eden bir korkaklığın adresi değilim ama önce kendi kapımızın önünden kelam etmek daha efdal sanırım

Sabahın erken saatlerinde her 50 metreyi zapturapt altında tutmuş yılışık, kibirli İsrail askerlerinin arasından yürürken bir Müslüman fırınına girmiştim Mescidi Aksa yolunda…

İsrail’e ve belediyesine öfkeli hacı emmim, 10 metre uzağına kondurulmuş çöp yığını arasında kaybolan konteynır’a Yahudi belediyeye feveran ededursun… Müslüman kimliği ile ben diyeyim 5, siz deyin 10 yıl süpürge yememiş dükkânından saçılan pisliği, görüp süpürmekten aciz… Sonra da; İsrail’e kafa tut, Amerika’ya meydan oku…

Geçtik Kudüs’ü, Filistin’i…

Devam eden yatırımları durdurup müteahhitlerin hak edişlerine el koymaktan başka tasarruf tedbirleri adına şu ana kadar ne yaptık bu ülkede?

Kaç kişi vicdani davranıp devletin hoyratça savurduğu makam aracından feragat etti? En küçük birim müdürüne bile makam aracı tahsis eden devlet neyin kafasını yaşıyor anlamak mümkün değil…

Milletin dişleri dökülürken, aile fertleri dâhil eski ve yeni, sayıları 14 bini bulan milletvekilinin alt ve üst çenelerine yapılacak 12’şer implant giderinin Meclis bütçesinden karşılanıyor olmasının, tasarruf şöyle dursun, zerre miktarı ahlaki bir yanı var mıdır?

Bu ülkede milletvekili maaşı 20 bin, emekli milletvekili maaşı 11 bin  TL'yi bulurken, asgari ücretliye 1600 TL'yı reva görerek niçin her  ekonomik krizin, her gerilimin faturasını niçin alt gelir guruplarına keserler?   

Yıllarca komşusu olduğum bir lojmandan kamu görevlisini alıp 100 metre ötedeki işyerine götüren makam aracının rengi kadar kararmış vicdanlarımızla daha ne kadar sömüreceğiz amme malını?

Yiğitlik Konya ovasında olmak mı, Konya ovasında yiğit olabilmek mi?

Bu ilde, yaşadığım ilçede bir Allahın kulu devletin keyfiyetine sunduğu imtiyazdan vazgeçip milletine örnek olamaz mı?

Sayın Valim, Sevgili Kaymakamlarım, Çok değerli Belediye Başkanlarım, Üniversitelerimizin asil rektörleri, STK’ların sarsılmaz güçleri tasarruf tedbirleri adına hiç mi eylem planımız yok?

Kıt kanaat mi görev yapıyor elinizin altında ki kurumlar?

Komünist deyip geçtiğiniz Tunceli ovacık belediye başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu’nun olağan dönemlerde icra ettiği eylemleri, olağanüstü bu dönemde sizler neden hayata geçirmez, geçirtmezsiniz?

O komünist, göreve gelir gelmez odasının kapısını çıkartırken; çoğunluğunuzun hala ulaşılamaz olması, burnunuzdan aldırmadığınız kıllarla alakası yok mu?

O komünistin, gençler, esnaflar, engelliler, toplumun diğer katmanlarıyla oluşturduğu komisyonlar ve halkla birlikte kararlar alması hiç mi önem arz etmiyor? Çok mu zor bu hasletleri sizlerin gerçekleştirmesi?

Maaşının bir kısmını öğrencilere burs olarak vermesinin, kendisinden önce borçlu olan belediyesini kâra geçirmesinin ve bu tabloyu belediye binasının önüne asarak halkla paylaşmasının hiç mi geçer akçesi yok?

Hülasası;

O komünistin, makamına ait aracının yakıtını, ücretsiz yaptığı toplu taşıma araçlarına aktarması ve bütün görevlerine özel aracıyla gidiyor olması kayda değer değil mi?

Tasarruf tedbirleri dediğimiz şey tamda bu değil mi?

Tasarruf, öncelikle bizleri yönetenlerin yaşayarak başlatması gereken bir vicdani eylem değil mi?

GÜNÜN SÖZÜ YAZININ ÖZÜ

"Komsumuz açken gayet de tok yattık...

Vicdan sızlatan adama; haber diye baktık...

Her hangi bir yerde hangi bir insan üşüyordu...

Sıcak yatağımızda umursamadan yattık...

Çünkü; yüzde yüz insan,

Yüzde doksan dokuz Müslümandık...!" [hb] 2014