OYUNA BAKIN, OYUNA!

Serdar USMAN

Amerika oyunlarının uzun zamandır gündem işgal etmede ki yerini inkâr edemeyiz. Ama bu oyunların son parçalarından olan 11 Eylül İkiz kuleler provokasyonunu unutamayız. Çünkü o gün bilinçli olarak yapılan provokasyon sonrasında Amerika’nın dur durak bilmeksizin İslam ülkeleri üzerine saldırıları son bulmak bilmediği gibi bulacağa da benzemiyor.
Oyunun tüm parçaları kademe kademe bir puzzle parçaları gibi günü geldikçe yerleştiriliyor. İşte son birkaç yıldır FETÖ darbe girişimiyle görünür hal alan Amerikan tuzaklarına karşı aldığımız önlemler ve ihtiyatlı yapımız karşısında dimdik duran ve her defasında ters tepen çıkışlar karşısında çılgına dönen Amerika her defasında çılgına dönmekle kalmadığı gibi yeni oyunlarını devreye sürüyordu. Üstüne üslük bir de net çıkışlarımız ve milli duruşumuz karşısında iyice kendini kaybeden ABD diasporası zannımca AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılında biraz aman geçince bunları da hizaya getirir ya da bir darbe ya da muhtıra girişimiyle etkisiz hale getiririz mantığının ellerinde patlamasıyla şoka uğradılar. Bir önceki şokun artçı sarsıntılarının etkisiyle zıvanadan çıkan ABD aklı artık gizlenme bile gereği duymaksızın iktisadi ve siyasi alanlarda saldırılarını sürdürmektedir. 
Adına milletin bir ferdi dediğimiz bazı kesimlerde halen geçmişte kafalarına işleyen uşak olma mantığıyla hareketleri neticesinde toplumu yanlış yönlendirmekle kalmıyorlar. Fitne üstüne fitne yayarak toplumumuzun dik duruşuna halel getirecek politikalarını ihanet çerçevesinde sürdürmeye devam ediyorlar.
Farkındalık yaşayan milletimizin hassas ve sağduyulu fertleri ise oyunların farkına vardığı için duruşunu asla bozmamakta ve her defasında ayağına atılmak istenen çelmeyi bertaraf etmesini bilmektedir.               
11 Eylül saldırılarından en büyük istifadeyi İsrail’in yaşadığını hepimiz biliyoruz.   Bu kirli oyunun İsrail tarafından gerçekleştirildiği gibi bir düşüncemiz şu an itibariyle yok ama sonuçta bu korkunç fiil işin sonunda İsrail’in ekmeğine yağ sürmüştür. Nitekim o saldırı bahanesiyle yüzbinlerce Müslüman vatanlarından edilmiş, nicesi haksız yere katledilmiş olsa da bizim zihinlerimize kazınan işin diğer bir yönüne bakıldığında ajitasyon sanatını oldukça iyi uygulayan Amerika’nın Hollywood filmlerine taş çıkartacak düzeyde ki yarattığı sansasyonlar ve dünyaya servis edilen görüntülerin üzerine fazla yorum yapmaya dahi gerek görmüyorum.
Evet, çok kolay kandırılıyorduk. Şekil ve görüntü itibariyle karşımıza çıkan ve önceden dizayn edilmiş tüm kumpasların gölgelenerek yansıtılan sahte dünya algısıyla bizleri yıllarca diledikleri gibi istedikleri yöne çekme de hep başarılı oldular.
Bu kirli oyunu milletçe çok iyi çözdük. İşte bu çözümümüz karşısında şaşkınlığa uğrayan Amerikan diasporası bugünkü çıkışlarıyla artık gerçek yüzünü gizlemeye ihtiyaç duymamaktadır.
Bugün Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de yaratılmaya çalışılan gerginliğin temelinde de ekonomik olarak tamamen zayıflatılmış bir İslam dünyasının merkezinde patlak verecek olan dünya savaşıyla kontrolü tamamen ele geçirme hedefleri olduğunu anlamak hiçte zor olmasa gerek.    
Dikkat ediniz. 11 Eylül’ün şüphesiz en büyük mağduru Müslümanlardı. O gün Müslümanlara rol biçilen o korkunç oyunda ki yeni perde de Müslümanlar üzerine oynanmaktadır. 
Şu anda üzerine senaryo yazılan ve topraklarına ve canlarına göz dikilen ümmetin mevcut durumu da halen bazı ülkelerin bu gerçekten haberdar olsa dahi ülkelerinin yönetiminde bulunan kuklalar sebebiyle biçare vaziyette uzanacak bir kurtuluş eli aramaktadır. Onda da belki de tek umut olarak görülen Türkiye’nin ekonomik anlamda nelerle yüz yüze bırakıldığına şahit oluyoruz. Bu çirkin oyunun farkına varmayı dahi düşünemeyen ve krizi fırsata çeviren ticaret ve siyaset ehillerinin nasıl bir ihanet içerisinde olduklarını anlatmaya gerek duymuyorum.
Hesapları çok şedit olacak, çok…