Seçtiklerimiz, Seç(e)mediklerimiz!

Kerim Candan

Kendi seçimleri ile değil de doğuştan özellikleriyle, bizim gibi olmadıkları için başkalarını suçlamak, eleştirmek ve ötekileştirmek aynı nedenlerle onların da bizi suçlaması ve ötekileştirmesine neden olmaktadır.

Bugün birlik beraberliğimizin önündeki en önemli engel ötekileştirmedir. Her farklı olana karşı geliştirilmiş önyargıları kırmak adına da olsa bu konuda cesur yazılarla topluma ışık tutacak akademisyenlere, üniversiteler ve araştırma kuruluşlarına ihtiyaç vardır. Çünkü kendi gibi düşünmeyeni hemen tehlikeli ve bertaraf edilmesi gereken bir tehdit olarak gören anlayış en başta ülkemiz için ciddi bir tehdittir.

Müslüman’a Müslümanlık, Türk’e Türkçülük, Kürt’lere de Kürt’çülük ihraç etmeye çalışan propaganda üslubu ile bu vatanı, dini, bir bölgeyi sahiplenip diğerlerini düşman olarak etiketleyen hiçbir anlayışa pirim vermemeliyiz. Etnik seviciliğin reel hayatta hiçbir karşılığı yoktur. Tabii bunu derken tarihimizi öğrenmeyelim, öğretmeyelim, geçmişimizi unutalım demiyoruz. Elbette çocuklarımıza ve gençlerimize tarihimizi ve kahramanlarımızı öğretmeliyiz ve tarihten dersler çıkarmalıyız.  Bunun yanında bu aziz vatana ihanet eden hainlere gereken cevap fazlasıyla verilmelidir. Vatanın bölünmez bütünlüğü ve terörle mücadele konusunda ortak çizgide duran herkes sevgiye ve saygıya değerdir. Bunun istisnası olarak ülkemize hainlik edenler pek tabii ki başka devletlerin kapısında verilecek talimatı bekleyen kapı uşağı muamelesi görürler.

Saç ve ten rengimiz, boyumuz gibi fiziksel özelliklerimiz de doğuştan bize miras gelen özelliklerimizdir. Türk, Kürt, Arap ya da Alman olmak kendi seçimlerimize bağlı bir sonuç değildir. Hatta anne-babamızı ve kardeşlerimizi de seçerek belirlemiş olmuyoruz. Doğduktan sonra ben milletimi sevmedim, şu millete ait olayım diyemeyiz. Ya da saç ve göz rengimi beğenmedim, bu olmaz, şu renk olsun diyemeyiz. Unutmadan; seçimlerimiz (iş ahlakı, vatan sevgisi, dürüstlük, ahlak, din) seçemediklerimizden (renk, cinsiyet, dil, ırk) daha önemlidir. Seçimlerimiz bizim kendi kararlarımızın bir neticesidir. İş ve mesleğimize karşı iş ahlakı geliştirmek, iyi insan, dürüst ve vicdanlı olmak, canlıları sevmek, cömert olmak, küçüklere sevgi büyüklere saygı göstermek, çalışkan olmak gibi özelliklerimizi biz seçeriz.

Bugün kimsenin seçme şansına sahip olmadığı kalıtımsal özelliklerimiz için diğerlerine karşı üstünlük duygusu taşımak doğru davranış değildir. Bu konuya örnek olarak “Türk” yazılı arma, logo ve amblemlerdir. Geçtiğimiz hafta Göktürk Türkçesi ile “Türk” yazılı arma vb. taşımanın da güvenlik güçlerine yasaklandığına dair bir resmi yazı haberinden anlıyoruz ki güvenlik güçlerinde de kullanımının doğru bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bence de 78 milyonuna eşit bir devletin kamu görevlisinin eski Türkçe ile “Türk” yazılı ya da başka siyasi anlam ve çağrışımlara dayalı amblem ve logo kullanması doğru değildir. Tshirt’lerde, otomobil camlarında, kitap ve kırtasiye ürünlerinde buna benzer yazılar bulundurmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Yani neden durup dururken diğer Türk’lere Türk olduğunuzu hatırlatan yazılar yazarsınız ki?

Çocuklarımıza kalıtımsal özellikleri için değil iş ahlakı, vatan sevgisi, dürüstlük ve dini değerlere sahip çıktıkları için övünmelerini öğütlemeliyiz. Başkalarını sevmek için bizim gibi olmasını ya da bize benzemesini beklemek doğru olmayan menfaatçi bir yaklaşımdır. Allah (CC) ayeti kerime’de “Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır” [Hucurat 13] buyurarak; insanların birbirine eşit olduğunu, sadece doğru ve iyi amelleri olup Allah’a kulluk eden takva sahiplerinin üstün olabileceğini buyurmaktadır. Selam ve dua ile.