TÜM ŞEBEKELERİN ORTAK DÜŞMANI : TÜRKİYE

Serdar USMAN

Bundan tam üç yıl önce 6-8 Ekim tarihlerinde ülkemizde yaşanan olayları hatırlıyor musunuz? Uzun yıllardır ülkemizin başına çorap örmek için girişilen yeni bir provokasyonla başlatılan bugünkü sözde legal görünen ama halkımızın zihninde illegal menşelere dayalı HDP tarafından doğu illerimizde ki başlatılan çirkin ayaklanma girişiminin yıldönümü.

Ülkemizi içten ve dıştan diz çöktürmeye uğraşan şebekelerin tümünün içinde yer aldığı kirli kumpasların bulunduğu sistematik bir çökertme çalışması.

İsterseniz bir hatırlatmada bulunarak konuya girelim. 6-8 Ekim olayları olarak bilinen HDP Genel Merkezinin twitter sosyal paylaşım sitesinden "Şu anda toplantı halinde olan HDP MYK'dan halklarımıza acil çağrı, Kobani'de durum son derece kritiktir. IŞİD saldırılarının ve AKP iktidarının Kobani'ye ambargo tutumunu protesto etmek üzere halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek vermeye çağırıyoruz." şeklindeki mesaj atarak halkı ayaklanmaya çağırmışlardı.

HDP'nin bu çağrısı üzerine 36 ilde sokak olayları meydana gelmiş, çıkan olaylarda 2 polis memuru şehit olmuş, 43 sivil vatandaş hayatını kaybetmişti. 331'i polis memuru, 438'i sivil vatandaş olmak üzere 769 kişinin yaralandığı çatışmalarda 5 örgüt mensubu ölü, 3 örgüt mensubu ise yaralı olarak ele geçirilmişti. 4 bin 291 şüphelinin gözaltına alınarak bunlardan bin 105'i tutuklandı. Türkiye genelinde 2 bin 389 olay meydana gelmiştir. Olaylara 121 bin 899 gösterici katıldı. 27'si kaymakamlık binasına 52'si emniyet binasına, 283'ü okul binalarına, 73'ü siyasi parti olmak üzere 2 bin 558 binaya saldırıda bulunulduğu ve zarar verildiği tespit edilmişti.

İşte ülkemizde yeni bir kıvılcım daha parladıktan sonra fitili daha olayın başındayken kesilse de bunca masum vatandaş hayatını kaybetmişti.

Değerli okurlarım, özellikle paralel çetenin kirli darbe girişiminin ardından biraz içine kapandığı ve yaşadığı şaşkınlığın etkisiyle uzun zamandır şok halinde olduğunu biliyoruz. Selahattin Demirtaş kendi liderleri olduğu halde onun tutukluluğu karşısında bile suçluluk psikolojisiyle sesleri kesilen HDP’nin sırtını dayadığı dağlara kar yağdığı ve umutlarının yok olmaya doğru evrildiğini görmekteyiz. Şimdi ateşi dışarıdan yakmak suretiyle kirli planlarını devreye sokma peşinde olduklarını görüyoruz.

Her ne kadar PKK aralıklarla çeşitli saldırılar gerçekleştirerek yıkılmayıp ayakta oldukları mesajları vermeye çalışsalar da son darbe girişimine oldukça odaklandıkları ve paralel şebeke ile ortak hareket ettiklerini anlıyoruz.

Özellikle her ne kadar ikrar etmeseler de ABD tarafından desteklenen bu kirli şebeke kanalıyla hedefe ulaşma noktasında oldukça kendilerinden emin oldukları bugüne kadar yakalanmalarından, içeride ki tutumlarına yansıyan psikolojileriyle rahatça anlaşılmaktadır. Peşine düştükleri şarlatanın hipnozunun tesirinden kurtulmayan askeriyede ve emniyet teşkilatında ki sözde kelli felli insanların halen kuyruğu dik tutmalarında ki başlıca etken olarak sırtlarını yasladıkları ABD’nin sağladığı gaz olduğunu düşünüyorum.

Ülkeleri kendi zaaflarıyla pasifize ederek onları etkisiz hale getirme stratejisi güden ABD menşeli Yahudi lobisi de olayların kendi iradeleri dışında farklı yönlere kaymasının getirdiği şokla belki de planın son halkası olarak gördükleri bu darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanacağını akıllarının ucuna hiç getirmiyorlardı. Çünkü öylesine organize bir şebeke halindeydiler ki bu şebeke içerisinde sadece örgütler değil aynı zamanda dünya pastasından hatırı sayılır oranda nemalanan devasa devletlerin varlığı bu tezimizi en güçlü kılan etken olarak karşımıza çıkıyordu. Devletler ve örgütler arası sağlanan böylesi bir ittifakla karşınızda ki devasa gücü etkilemek pekte zor olmasa gerekti.

Askeriyle, topuyla, tüfeğiyle karşı ülkenin sınırlarını ihlal ederek savaşlar üstüne savaş açmanın maliyeti oldukça yüksekti. Özellikle de asker kayıplarının hesabını kendi halkına vermekte zorlanan ABD, işin kolayını bulmuş, toprağına, madenine, canlısına, cansızına göz diktiği vatanları bertaraf etmede kendi içlerinden örgütleyeceği satılık köpekler kanalıyla bu işi kolayca çözebiliyordu. Böylelikle iki taraftan da ölen olsa kendinden olmuyordu. Müdahalenin bitimiyle nasıl olsa gönderdiği tankların, tüfeklerin, araçların parasını misliyle tahsil ediyor ve kendini rahatlatıyordu.

Bugün Suriye’ye gönderdiği tırlarla yüklü savaş malzemelerinin beleşe geldiğini mi düşünüyorsunuz? Merak etmesinler, günü geldiğinde kuruşuna kadar hepsini tahsil edecekler. Bu tahsilat ama toprakla, ama parayla, ama petrolle, ama kanla olur. Onu o zamanın şartları belirleyecektir.

Yazımın başında zikrettiğim HDP menşeli olayların özünde ABD’den aldıkları güç yatar. Paralel devlet yapılanmasının özünde de ABD’nin sağladığı imkânlar yatar.

Bunun aksini iddia eden varsa, buyursun işte meydan!