Yaşam gecenin konusudur

Dilhan Dumanoğlu

Geçen hafta çok etkileyici ve bu zamana kadar neden okumamışım dediğim bir kitapla karşılaştım. Gündüz Vassaf’ın, “Cehenneme Övgü” adlı eseri. Kitapta insanın gündelik yaşamda sistemin bir aracı olarak yaşadığını belirten Vassaf, yaşamın farkına varamayan insanlar için kendine göre gerçekleri gözler önüne seriyor. Gayet de akıcı bir dille. İşte kitabın bir paragrafı şu şekilde :
“Oysa gündüz ve gece kişileri aynı kişiler. Gün ışığı içimizdeki teslimiyetçiliği ortaya çıkarır, ama geceleri kendimizi özgür hissederiz. Gün boyunca hayatta kalmaya, geceleri yaşamaya çalışırız. Gün ışığı bir tuzaktır. Işık bizi kör eder. Ama geceleri, gözlerimiz fal taşı gibi açılır. Gün boyunca dikkatimiz, gözlemin hizmetine sokarız. Gündüzleri uydusuyuzdur dışımızda olup bitenin. Oysa gece artık izlenecek bir şey yoktur. Sadece, yaşamın belirgin sesi duyulur içten içe. "Yaşamın anlamı" gece duyumsanır ve sorgulanır. Yaşam gecenin konusudur” 
Burada gece ve gündüzün insan ruhunda ne gibi değişikliklere yol açtığını anlatan Gündüz Vassaf, gecenin insanın ruhuna bir dönüş olduğunu belirtiyor. Yaşamın amacını, yaşama gayesini, hayata dair, dünyaya dair, inançlara dair, duygulara dair ne varsa gece düşünüyor insan. Sabahsa hayatın telaşına kapılıp gideriz. Para kazanmaya çalışırız. Mesaiye yetişmeye, patronu memnun etmeye çabalarız. Gözetim altında oluruz gündüzleri. Kameralar, polisler, askerler, bankalar, güvenlik görevlileri, patron, amir tarafından gözetleniriz sürekli. Özgürlüğümüz kısıtlıdır. Belki özgürlüğe ihtiyaç duyulmayacak durumlar yaşarız ama psikolojimiz bu sistemden etkilenir. Gece, gün ışıkları yeryüzümüzden çekilirken bir hüzün kaplar içimizi. Yalnız hissederiz. Dünyadan bir nebze olsun uzaklaşır, aya ve yıldızlara dalarız. Geceleriniz güzel olsun.