1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Sevr Ve Lozan-1
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Sevr Ve Lozan-1

A+A-

Aslında bu yazıyı daha önce yazmam gerekirdi. Ancak uzun Kurban Bayramı tatili ve Gündem yoğunluğu nedeniyle bu yazımı bugün yazdım. Lütfen beni bağışlayınız.

Sevr, Anadolu topraklarının parçalanmasını öngörüyordu. Türk Milleti bu bölünmeyi kabul etmedi. Aziz milletimiz büyük önder Atatürk'ün liderliğinde Anadolu topraklarında kahramanca bir mücadele verdiler.

Netice itibarıyla Lozan Barış Antlaşması ortaya çıktı. Elbette Lozan en ideal anlaşma metni olmayabilir. Ancak dönemin koşulları itibarıyla milletimiz için olağanüstü bir kazanımdır. Çok önemlidir. Lozan'ı basite almaya kimsenin hakkı olmamalıdır.

Özellikle kendi siyasi süreçlerinde elle tutulur tek bir başarıları olmayanların, bütün dış politika söylemleri ve hedefleri boşa düşmüş olanların, ülkemizi hem bölgede hem de dünyada maalesef yalnızlığa itenlerin Lozan hakkında söz söyleme hakları yoktur.

Bu düşüncelerle başta milli mücadele kahramanlarımız olmak üzere Lozan Barış Antlaşması'nın liderlerini rahmet ve minnetle anıyoruz.

Lozan Antlaşması (veya yapıldığı dönem Türkçesi ile Lozan Sulh Muâhedenâmesi), 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Britanya İmparatorluğu, Fransız Cumhuriyeti, İtalya Krallığı, Japon İmparatorluğu, Yunanistan Krallığı, Romanya Krallığı ve Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı (Yugoslavya) temsilcileri tarafından, Leman Gölü kıyısındaki Beau-Rivage Palace'ta imzalanmış barış antlaşması.

1920 yazına gelindiğinde I. Dünya Savaşı'nın galipleri mağluplar ile hesaplaşmalarını bitirmiş, savaşı kaybeden ülkelere barış antlaşmalarının kabul ettirilmesi süreci tamamlanmıştı. Almanya'ya 28 Haziran 1919'da Versay'da, Bulgaristan'a 27 Kasım 1919'da Neuilly'de, Avusturya'ya 10 Eylül 1919'da Saint-Germain'de, Macaristan'a da 4 Haziran 1920'de Trianon'da anlaşmalar imzalatılmış ancak hesaplaşılmayan tek mağlup Osmanlı İmparatorluğu ile 10 Ağustos 1920'de Sevr'de Fransa'nın başkenti Paris'in 3 km batısındaki Sevr banliyösünde bulunan Seramik Müzesi'nde anlaşma imzalanmıştır.

Aslında Müttefik devletler, Büyük Savaş esnasında Osmanlı'yı bölme planları yapmışlardı (Sykes-Picot Anlaşması). Fakat 1917'de Alman yanlısı Yunanistan kralı'nın devrilmesi ve Müttefiklerin desteği ile Venizelos'un yönetime gelmesi ve İngilizlerin yanında I. Dünya savaşına girmesi, sonrasında Rusya'daki Bolşevik ihtilali ve Rusya'nın İtilâf cephesinden ayrılması, 1918 Ocak ayında ABD başkanı Woodrow Wilson'ın açıkladığı -galip devletlerin mağlup devletlerden toprak talep etmeyeceklerine dair ilkeleri- ve İngiltere'nin 1918 Ocak ayında Hindistanlıları kendi yanlarında savaşa ikna etmek için Türklere ve hilafete dokunulmayacağına dair söz vermesiyle 1.160.000 asker edinmeleri gibi gelişmeler Anadolu'nun bölünmesi planlarının askıya alınmasına neden oldu ve Türkiye'de uygulanması öngörülen Sykes-Picot projesi (Suriye ve Irak toprakları hariç olmak üzere iptal edildi.

Yunanistan'ın, İzmir ve Trakya'da Yunan nüfusunun çoğunlukta olduğunu iddia ederek Wilson prensipleri gereği bölgeyi ilhâk talebi, ayrıca İngilizlerin; Ermenistan, Türkiye ve Boğazlar boyunca -İtalya ve Fransa'yı tamamen bölgeden uzaklaştırmak ve Rus yayılmacılığına karşı önlem almak için- bir Amerikan mandası fikri ortaya atması (Lord Curzon, bu fikri 19 Mayıs 1919'da İngiliz kabinesinde ortaya attı ve antlaşmanın 6 ay gecikmesine neden oldu. ve ABD'nin bunu değerlendirme sürecinin uzaması sonucu Osmanlı İmparatorluğu ile yapılacak sulh antlaşmasının imzalanması epey gecikmişti. Bu gecikme Anadolu'da bir Türk direnişi oluşması için harika bir fırsata dönüştü. 27 Haziran 1919'da Konferans heyeti, Lord Curzon'un önerisi üzerine, Amerika Birleşik Devletleri hükûmeti Türkiye'nin herhangi bir bölgesi için manda alıp almayacağına karâr verene kadar, Türkiye ile Barış Antlaşması'nın askıya alınmasına karâr verdi. Değerlendirme sürecinin sonunda ABD başkanı Woodrow Wilson, bölgede bir manda almak yerine sadece Türk-Ermeni sınırını çizmekle yetindi. Şubat 1920'deki Londra Konferansı'nda barış müzakereleri yeniden başladı. Nisan 1920'deki San Remo Konferansı'nda ise Sevr'in taslağı hazırlandı. Yunan Başbakan Venizelos, San Remo Konferansı'nda antlaşmayı Türklere kabul ettireceğini taahhüt etti. Diğer taraftan, Yunan işgaline en başından beri karşı çıkan ve Türk bağımsızlık tezini savunan İngiliz Dışişleri bakanı Lord Curzon, yeni Türkiye'nin Asya merkezli bir devlet olmasını isteyerek, başkentin Anadolu'da bir yere taşınmasında ısrar ediyordu. Curzon'a göre yeni başkent Bursa, Konya veya Ankara olabilirdi.[9][10] Ayrıca mutlaka boğazlarda İngiliz hakimiyeti sağlanmalıydı. İngiliz kabinesi, başbakan Lloyd George ve dışişleri bakanı Curzon'un bu önerilerini doğru bulmakla birlikte, başkentin taşınmasının İslam dünyasının tepkisini çekebileceğini öne sürdü, Bu fikrin askıya alınması istendi. Ancak yine de, 28 ocak 1920'deki Misak-ı Milli kararları sonrası yapılan 16 Mart 1920'de İstanbul'un işgali ile yeni meclis 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılmış ve Yunanistan'ın karşısında millî bir hareket çoktan şekillenmişti. Antlaşmanın imzalanmasındaki 15 aylık gecikme tamamen Yunanistan'ın aleyhine ve Türkiye'nin lehine olmuştu.

Ankara'da TBMM'nin Sevr Antlaşması'na tepkisi çok sert oldu. Ankara İstiklâl Mahkemesinin 1 numaralı kararı ile anlaşmaya imza koyan 3 kişiyi ve Sadrazam Damat Ferit Paşa'yı idama mahkûm etti ve vatan haini ilan etti. Fakat diğer taraftan antlaşmanın imzalanmasından sadece 3 ay sonra Yunanistan'da kasım 1920'deki seçimleri İngiliz yanlısı Elefterios Venizelos'un kaybetmesi ve Müttefiklerin baş düşmanı olan eski kral I. Konstantin'in yapılan referandumda %99 ol alarak tahtına geri dönüşü ile İngiltere ve Fransa, Yunanistan'a yapılan tüm desteklerini ve yapılması planlanan 850 milyon  altın frank tutarındaki krediyi kestiler. Dahası İtalya ve Fransa, Yunanistan'a karşı Türkiye'yi destekleme kararı alarak Mart 1921'deki Londra Konferansı'nda İzmir ve Trakya'nın Türkiye'ye verilmesini şart koştular.  Alman yanlısı bir Yunanistan'ı bölgede asla istemeyen İtilaf Devletlerinin sert şekilde Türk yanlısı politika göstermeleri üzerine savaş kararı alan Konstantin'i, TBMM hükûmeti; Rusya, İtalya ve Fransa'nın yardımlarıyla mağlup etti. İngiliz dışişleri bakanı Lord Curzon ise Yunan mağlubiyetinden dolayı hiçbir sorumluluk almayacakları şekilde Türkiye'nin galip geleceği bir politika takip etmişti. İngilizler, Yunanların mağlup olmasını temin için gizlice İnebolu'ya cephâne dahi göndermişti. DEVAM EDECEK

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.