1. YAZARLAR

  2. Hüseyin ABAYLI

  3. Sıcak koltuğunda oturanlar Koltuğunu sıcak tutmaya çalışanlar
Hüseyin ABAYLI

Hüseyin ABAYLI

Muhabir
Yazarın Tüm Yazıları >

Sıcak koltuğunda oturanlar Koltuğunu sıcak tutmaya çalışanlar

A+A-

6 milyon asgari ücretli çalışan inim inim inlerken, okulların açılmasıyla çocuklarına istediği kıyafeti, istediği ayakkabıyı alamayan anne-babaların yürekleri için için yanarken, daha yaz aylarından önündeki kış mevsimini düşünen babalar yemekten içmekten kısıp da kışa hazırlık yaparken bana bu ülkede refahtan, mutluluktan, huzurdan bahsetmeyin derim size.

Refahtan bahsedenler 6 milyon asgari ücretli işçinin sırtından geçinenlerdir. İşçisinin hakkını alnının teri kurumadan vermeyenlerdir. 6 milyon kayıtlı asgari ücretlinin yanı sıra ülkede 3 buçuk milyon da işsiz insanımız var. 10 milyon insanın ailelerini de işin içine kattığımızda yaklaşık 30-40 milyon insan geçim derdine düşmüş, borç batağına saplanmış durumda. Düşünsenize ülkemizin yarısı, yüzde ellisi geçim derdinde. Bu kadar insan geçim derdine düşmüşken hala düştüğümüz durumun farkında olmayan milyonlarca insan var. Bizim toplumumuzsa hala televizyonunun karşısına geçip de futbol maçlarını izlemeye devam ediyor.

Silkelenip, hakkını arayan, hakkı için çalışan insanımızın sayısı iki elin parmağını geçmiyor çevremizde. Sanki herkes yaşadıklarını kader belleyip rıza göstermiş. Toplumda öyle bir hava var. Düşünün aynı mahallede iki asgari ücretliden biri geçim zorluğu için isyan ederken diğer asgari ücretli işçi halinden memnun bir hal sergiliyor. Daha kötüsü de olabilirdi diyor kendince. Daha kötüsü de olabilir Amenna. Fakat imkanı, fırsatı varken neden daha iyisi olmasın?

ASGARİ ÜCRET NEDEN ARTMASIN?

İşverenler kazandıkları paranın azalmasından neden bu kadar korkuyorlar? Bu kadar mı para düşkünü, paraya tapan bir millete dönüştük biz? İşverenler işçisinin hakkını, geçimini rahat sağlayabileceği bir maaşı neden reva görmüyor? İşte bu yüzden diyorum, refahtan bahsedenler asgari ücretli vatandaşların sırtından geçinenlerdir. Çok rahatça görülüyor ki milletimizin kültüründe var olan paylaşma, mala mülke değer vermeme anlayışı günden güne çöküyor. Herkes malını, mülkünü artırmanın derdine düşüyor. Kimse komşusunu, bir yanındakini düşünmüyor. Ben merkezli bir topluma dönüştük. Aslında yardımseveriz, dindarız, paylaşmayı severiz, merhametliyiz ama sorumluluk bize düşünce bu saydıklarımın hiçbiri değiliz, bir hiçiz. Allah bu toplumun ayarlarının bozulmasına müsaade etmesin diye dua ediyorum. Ama toplumumuz değerlerimizin kaybolmasından korkmuyor. Aksine paralarının kaybolmasından korkuyor. Sırf ekinleri, tarlaları hasat zamanı daha çok para kazandırsın diye yağmur dualarına çıkanlar örnektir size.

En başta da söylediğim gibi paraya, maddiyata bu kadar önem veren bir toplum değildik biz. Çalışanın alnının teri kurumadan hakkını verin diye buyuran bir Peygamberin ümmetine bakın hele… Sıcak koltuklarında daha fazla oturabilmek için ve koltuklarını sıcak tutabilmek için odun, kömür niyetine insanlarımızı yakıyorlar sobalarında, kazanlarında. İşçilerimiz, işverenlerimizin gözünde odalarını, koltuklarını, yataklarını ısıtmak için sobalarına attıkları odundan kömürden fazla değil. Ama eminim ki bu devran böyle gitmez. Elbet bir gün paraya biat edenlerin gözünü toprak doyuracaktır.

Bu yazı toplam 1370 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar