1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Şiddet ve cezai yaptırım
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Şiddet ve cezai yaptırım

A+A-

Her millet içinde benzer olayları görüyoruz. Bu olaylar sonrasında neler yapılıyor, onu pek bilmiyoruz ama, sanırım bizden daha iyi ceza almaları sağlanmakta ve caydırıcı olmaktadır.
Ne yazık ki,  yıllardır söylenen Ceza hukuku, Medeni hukuk çoğu zaman eleştirilir. Yargı yıllarının başında konuşulur ama birkaç gün sonra unutulur.
TBMM’nin gündeminde yargı reformu vardı. Bir düzenleme yapıldı ama, pek kimse memnun görünmüyor.
Medeni kanunda , boşanma ve nafaka da yeni düzenlemeyi beklemektedir. Henüz bir açıklık yok.Ancak tabi ki, Suriye meselesi öne geçti.
Uzun süre oldu ne zamandır aklımda hep bu düşünceler bir türlü fırsat olmamıştı yazıya dökmek, şimdiye kısmetmiş. Etrafta dönen şiddet olayları… Aile içi şiddet ve geçen yıl yaşanan kadın cinayetleri ve erkek cinayetleri az değildir.  “Şiddet” içeren bir haber mutlaka hafızalarda yer edip her zaman görmek, dinlemek mümkündür.Tabi ki bunlar medyaya yansıyanlar, ya medyanın kayıtlarına girmeyenlere ne demeli…
Ama bir süre sonra unutulup gidiyordu. Örneğin üzerine bu kadar yorumlar yaptığımız, kendi fikirlerimizi atıp tuttuğumuz bizi sinirlendiren kadın cinayetleri. Arada gündeme geliyor bu haberler.
Her kanalda yer alıyor, sosyal medya kampanyalarından da nasibini alıyor ama gerisi biraz hüsran oluyor. Başka yerlerde, başka kocalar eşlerini vurmaya devam ediyor, ya da kadın eşini hastanelik ediyor. katlediyor yine konuşuluyor daha öncekiler anılıyor belki bir yasal düzenleme düşünülüyor ama görülüyor ki şiddetin önüne geçmeye bu da yetmiyor. Trafik magandaları da öyle… Korna çaldı, çalmadı, yol verdin, vermedin kavga ve cinayetleri de işin cabası…
Toplumdaki şiddet oranı ya da toplumsal tepkiler sınırları belirlemede bize bir şeyler anlatabilir. Tabi kararlı ve istikrarlı olunduğunda en önemlisi de toplum şiddet mağduru, genellikle mağdur kadın oluyor.Erkeklerin mağdur oluşuna ve bu noktaya gelmesinde kimin ne kadar katkısı var, bakılmıyor. İlla da kadın, kadın ,kadın. Kişiye aynı sahiplenişi gösterir ve destek verirse zayıf olan taraf bu destek sayesinde biraz güç bulacaktır. Daha geç olmadan, en başında yapılması gereken şeyi yapıp önceden tedbirlerini alıp geri dönüşü güç hüsran olan sonuçlarla karşılaşmamak için ancak bu şekilde mücadele edilebilir. Beni yanlış anlamayın ama, kadını bu kadar kucaklamak, erkeği ötelemek, kadınları kimse kusura bakmasın şımartıyor, şirretleştiriyor. Kadın adeta en önde oluyor.Bu syasayı çıkartanlar oturup bir düşünmesi gerekir.
Toplumsal normlar, kurallar insan davranışlarının bütünlüğü tek tek kişilere indirgenemezse de, çizgileri belirliyor başka bir deyişle sınırları koymaya yardımcı oluyor. İnsanların özellikleri birbirinden
farklıdır, herkesin baskın olduğu yönleri, bir başkası için çok önemli olup da bir diğerinin değer vermediği durumlar vardır. Her şeyden önce yaşayış tarzını kişinin karakteri alışkanlıkları, kendi
kuralları etkilese de toplumsal normlar bu çizgileri belirleme de yardımcı olur.
Birey olarak her insanın baskın olduğu yönler farklı uçlara kaysa da bir noktaya kadar normal sayılabilir. Toplumsal yasalar da bu çizginin aşılmaması için çok önemlidir. Kişi bilir ki bunlar
sınırlardan çıktığında daha güçlü olan toplumun ve bunun başında olan devletin gücü kendisinden daha öne çıkacaktır. 
Burada akla gelen ilk soru şu oluyor “ceza davranışlara yön verir mi?” Bu soru
yıllarca araştırılmış, farklı toplumlarda çeşitli konular üzerine denemeler yapılmış ve sonuç olarak da yaptığımız araştırmalara göre şu çıkmış” Ceza her ne kadar geçmişe yönelik yapılan davranışlara verilen bir çeşit yoksunluk olarak uygulansa da asıl amacı bireylerin gelecekteki tercih ve davranışlarının temelini teşkil etmesidir. Biraz kitap okuyanlar bunu  bilir. Dünya’dan habersiz olanlar da, buda nereden çıktı diye yazanları eleştirir. Çünkü kendisi bunları bilmez, okumaz,.” Bu yaklaşım 18.yy’ın ünlü filozofu ve hukukçusu Jeremy Bentham’ın “bireylerin davranışlarının getirilerini karşılaştırması ve hesaplaması onların hareketlerine hükmeder” prensibinden ileri gelmektedir.
Sonuç olarak toplumsal olaylarda görüyoruz ki yaptırım gücü kişiyi sınırlandıran caydırıcı etkisi olan bir tür rehabilitasyon etkisiyle kendini gösterir. Bu da kişinin bilincinde kıyaslama ve davranışlarında alıkoyma etkisine neden olmaktadır.
Bizler toplum olarak bu tür şiddet içeren olaylarla ilgili sınırlarımızı net bir şekilde çizmiş olursak, herkes hak ve hukukunu bilse ve kabul etse, eşler de görevlerini yapsa ve bireylerimiz bu konularda daha da bilinçlendirilirse kişi kontrol edemediği öfkesini kabullenip bunun üzerine giderse daha çok yol kat edeceğimize eminim.
Filozof Eflatun diyor ki :
Şeytanın çalışma odası, cahillerin boş kafasıdır. Boş kafaları bilgi ile doldurur, hak ve hukuku öğretirsek, toplumda şiddet daha az olacaktır.
+++   
Yazımı Şair Can Yücel’in bir sözü ile bitireyim.
Kendine bak kendine…
Özüne, sözüne, benliğine.
İlgilenme kimseyle, 
Kim ne demiş?, kim ne yemiş, ne giymiş bundan sana ne ?
Sen kendini besle, bilgiyle, sevgiyle, şefkatle…
Ancak o zaman ulaşırsın, insan olmanın erdemine…

Bu yazı toplam 295 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.