1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. SİLMEK VEYA ÇİZİK ATMAK
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

SİLMEK VEYA ÇİZİK ATMAK

A+A-

Bugünkü, sosyal ve politik hayatımıza yeni tabir kattık. Bazı kişi ve kurumlar nedense ya izliyor ya siliyor veya çizik atıyor. Yahutta siliniyor veya çizik yiyor.
Eskiden özellikle 1990’lı yıllarda “bazı üst düzey devlet yetkilileri” bu başlığın altında kendi ideolojik görüş ve beklentilerini, gerek basın yoluyla veya gerek başka araçlarla, bugünkü “çizik atıyor veya siliyor” lardı.
Yine o devirlerde en popüler çizik atma modasına, “ Genel Kurmay”da uymuştu. “Genel Kurmay”dan bir yetkili görüntülü medya veya yazılı medyadan, rütbenin adı altında “aba altından sopa” gösterir olmuştu. Şimdilerde Allah’a şükürler olsun ki bu tür açıklamaların ardı arkası kesildi de toplum veya kurumlar çizik yemekten kurtuldular.
Yine o devirlerde “İstihbarat Birimlerinden alınan duyumlar” a dayandırılarak açıklamaları ile, gece uykusunda gördüğü karabasanını ballandıra ballandıra anlatanları da gördü geçirdi bu ülke.
Bugünler de “silmek vaya çizik atıp ötekileştirmek” çok moda oldu. Bu edebiyat toplumun en alt kesimini dahi sarıp sarmaladı. Kimlere çizik atılmadı ki 28 Şubat Kararlarının arkasında kin, nefret, düşmanlık duyguları yeşertilmeye çalışıldı. 29 Şubat devletin bekası için alınmış olan kararları istismar ederek vatandaşları “psikolojik baskı” altına almaya hiç kimsenin hakkı ve gücü yoktu aslında.
İblisle ortak olan iktidarları kurmaya yeltenenler, devlet, toplum ilişkilerini dinamitleyip, dirlik ve düzeni patlatmak niyetindeydiler. O günün Cumhur başkanlarının ara sıra yapmak zorunda kaldıkları iyi niyet içeren değerlendirmelerini de deforme ederek çarpıtanlara çok rastlanmıştı. Bu tür fesatlıklardan medet ummamalı birlik ve baraberliğimiz, kardeşliğimiz bozmaktaydılar.
Kanuni bir otorite boşluğu yaşandığı zamanlarda elbette olmuştur. Bu otorite boşluğu nedeniyle ortaya çıkan sorunlarında giderek büyütüldüğü yıllar olmuştur. Ne var ki; problemi üretmek gibi kolaycılığa kaçmanın hiç kimseye bir faydası olamaz ve olmamıştır da.
Problem çözmek, uygulanabilir çözümleri üretmek, sadece parlamento ve bürokrasinin olmamalıdır. İş dünyası,medya, işçi teşekkülleri, diğer sivil toplum kuruluşları(STK) da el ele vererek bu sorunlara çözüm aramak mecburiyetindedirler. İnsanları, partileri ve kuruluşları belli renk çizgileriyle birbirinden ayırmak, silmek veya üstünü çizik atmak yahutta satırın altına kırmızı kalemle çizik atmak kime ne kazandırmış veyahut kazandıracaktır.
Anayasamızın izin verdiği kurum ve kuruluşların görev, yetki ve kadrolarını kanunlar belirlemiştir. Parlamenter laik sosyal bir hukuk devleri olan TC’ni, Orta Afrika kaile devletlerine dönüştürmek isteyen ideolojik yaklaşımları, ulusumuz görmekte ve asla bunlara pirim vermemektedir.
Çizik ata ata bir yere varılamayacağı da tabi ki aleni bir hakikattir. Bir tür dedikodu ve şayia için söylenmiş sözleri bir defa daha hatırlamakta fayda vardır. “Şayia ve dedikodular İblisi Mel’unun alternatifleri olarak, toplumları böler ve yutar. Milli Birlik ve Beraberliğimizi zedeler.” Buna asla bireyler olarak fırsat vermemeliyiz. Her yeni gelen etkili ve yetkililerin ulusu kucaklayıp, üzerlerine çizik atacaklarına itibar ederlerse, o taktir de bu işlemi demokrasi kalıpları içerisinde içimize sindirdiğimiz zaman ancak mümkün olur.
İyisi-kötüsü, laiki-dindarı, sağcısı-solcusu ile biz bu gemideyiz ve böyle bir gömlek giymişiz. Hoşgörü, tahammül ve kucaklaşma olmadan birlik ve beraberliğin sağlanması da tabi ki imkan dışıdır. İnsanları belli fikirlerde toplamak inanın çok zordur. Yeter ki uygun ve mümkün olan gelecek hedefleri planlanıp belirlersiniz. Belirsizlikte, kaos ve kargaşa da birlik ve beraberlik olmaz...Olsa bile hiç bir bireye bir fayda sağlamaz...
Geçmişin muhasebesine “evet” derken, hesaplaşmasına “hayır” dediğimiz de ne kadar haklı olduğumuz anlaşılır. Çünkü hesaplaşma dostla olamaz. Dostlarla konuşulur, anlaşılır, beraber çalışılır ve müşterek hedeflerle birlikte yürünür. Bugün hedef ve yönümüz gayet netleşmiştir. Geleceğimiz aydınlıktır. Yeter ki bu ulusun önünü açacak lider ve kadroları hep beraber bulalım.
24 Haziran 2018 tarihli genel seçimi yeni sistemi ile bir “milat” olarak kabul edilmelidir. 80 yıllık geçmişimizin eksikliklerinden bir ders çıkarmalıyız. Hatalarımızı tekrarlamamak adına. 2023’e kadar da çok ciddi atılımlar yapmak zorundayız. 2023 hülyasını bir “ütopya” olarak görmemeliyiz. Bu ulaşılabilir “stratejik bir hedeftir.” Eğer birlik ve beraberliğimizi korur, devletimiz için çalışırsak, uzaklaşıp, birleşirsek bu hayal değil gerçek olur.
Yok eğer bazen yapıldığı gibi satır altlarına yeşil renkte değil de kırmızı renkte çizik atarsak yada silersek, hem kendimize hemde ulusumuza yazık etmiş oluruz. Öyleyse silme ve çizik atma yerine ulaşma ve kucaklaşmayı ön plana çıkarmalıyız.
Selametle!...

Bu yazı toplam 522 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.