1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Sinemayla Dine Düşman Nesil Yetiştirmek
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Sinemayla Dine Düşman Nesil Yetiştirmek

A+A-
Hiçbir şaire, yazara ve mütefekkire nasip olmayan yoğun bir kültürel ay geçirdik. Necip Fazıl Üstad'ı sevenleri, okuyanları ve bu etkinlikler vesilesiyle onu tanıyanları/tanımaya çalışanları, daha da önemlisi anlayanları bahtiyar kabul ediyorum.
Etkinliklere katılan lise öğrencileri bu yönden çok şanslı… Çünkü ben de lise yıllarımda tanımıştım Üstad’ı. İlk okuduğum eseri “Çöle İnen Nur” olmuştu ve adeta beni çarpmıştı. Üç kez okumuştum birkaç hafta içinde. Sonra iki konferansında ve bir de o zamanki MHP’nin mitinginde dinlemiştim. Mitingde(Mevlana meydanında) “Bozkurt Üstat!” diye bağıran kalabalığa; “Susun lan! Ben köpek miyim?” diye sert bir çıkış yapmıştı ve bütün miting alanı buz kesmişti…
Daha sonra bütün kitaplarını okudum ve öğretmen olduktan sonra da öğrencilerime her fırsatta okumalarını tavsiye ettim.
Umarız bu etkinlikler tüm ülkede yaygınlaştırılır.
TYB Konya Şubesi; her cumartesi olduğu gibi bu hafta da önemli bir konuğu misafir etti ve önemli bir konuyu gündeme taşıdı. Kültür, sanat, edebiyat ve manevi açlığımıza katkıda kusur etmedi…
TYB üyesi Ahmet Aksoy; “Türk Sinemasında Dindar İnsan Figürü”nü masaya yatırdı.
Geçmişten günümüze “Dine düşman nesil” yetiştirmede sinemanın etkisini, oluşturulan dindar insan prototipleriyle ve çeşitli filmlerden verdiği örneklerle tespitlerini paylaştı.
Ülkedeki dinî değerlere düşmanlığın sinema boyutunda da etkili bir şekilde sürdürüldüğünü, en çok izlenen komedi filmlerinde dindar insanlara yüklenen misyonun tamamen dinin yasakladığı özellikler olduğunu ve bunun kasıtlı olarak yapıldığını, izleyenlerin bilinçaltında dine karşı olumsuz izler bıraktığını anlattı.
Son yıllarda çekilen filmlerin daha sanatsal örneklerle az da olsa sağlıklı bir zemine oturtulmaya çalışıldığını söyleyen Aksoy; ideolojik yaklaşımlarla ötekileştirilen dindar insan tipilerinin günümüzde artık kabullenildiğinin ve hayatın içinden bir parça olarak görüldüğünün yadırganmadığının altını çizdi.
Siyasî iradenin halkın iradesiyle barışmaya başladığı son yıllarda Türk sineması da yavaş yavaş çok az örnekleri de olsa kendi tarihi, kültürü ve toplumsal dinamikleriyle barışık hale gelen bir sinema olmak yolunda; “İt ürür kervan yürür” mukabilinden hakiki mecrasına oturmaya çalışmaktadır. İt, karakteri gereği itliğini yapmaya devam edecektir. Lâkin kervan da kervanlığının kadim değerlerini sinemaya aktarmada görevini layıkıyla yapmalı değil mi?
Sinema sanatını olumsuz kullanan şerefsizler kadar cesaretimiz, bilgimiz, maddi ve manevi gücümüz yok mu? Karanlığa sövüp saymak yerine bir mum da biz yaksak daha iyi olmaz mı?
Dine düşman nesil yetiştiren sinemanın sihirli gücünü tersine çeviremez miyiz?
 
Bu yazı toplam 69 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.