1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Sınır Ötesi Ve Sınır İçi Farkı
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Sınır Ötesi Ve Sınır İçi Farkı

A+A-
Geçen hafta hatırlarsınız Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ağırladık. Önemli bir misafirdi. Özellikle de kış ayları için düşünüldüğünde daha da önemli bir kişi olarak göz önüne çıkıyor.
Biliyorsunuz, başta enerji olmak üzere, petrol ve doğalgazda dışa bağımlı bir ülkeyiz. Kuzeyde Rusya ve Azerbaycan, güneyde Irak, doğuda ise İran’ın oyuncağıyız. Aracımızı kullanırken cebimizden çıkacak para ile kışın ısınırken yine ödeyeceğimiz faturaların tutarını işte yukarıda ki saydığım ülkeleri idare eden hükümetler tayin ediyor. Her sene oyuncakları olmaya devam ediyoruz. Öyle bir görüntü ortaya çıkıyor ki koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak neredeyse önlerinde diz çöküyoruz. Senelerdir değişmeyen bu gerçek AK Parti hükümeti döneminde de aynen devam ediyor.
Asıl değinmek istediğim petrol ve doğalgazda dışa bağımlı yapımız değil, siyasi anlamda nalına da mıhına da vur değil. Asıl soruna müsaadenizle şimdi değinmek istiyorum.
Türkiye hudutlarını hepiniz bilirsiniz. Zannedersiniz ki bu koca âlemi yaratan rabbimiz Türkiye’yi haşa es geçmiş. Güneydoğu Anadolu bölgemizde geziyorsunuz. Sınırın diğer tarafına geçtiğiniz zaman toprağı elinizle kazsanız petrol fışkırıyor. Ama Türkiye hudutları içerisinde kaldığınız zaman yeraltında sadece çakıl, toprak ve kum var. Haa! bir litre de olsa petrol fışkırsa oh çekeceğim. Ama ne arasın? Tamtakır kuru bakır…
Doğu hududumuza geçiyoruz. Van, Ağrı ve Hakkâri sanırsınız ki lanetlenmiş topraklar… Ama karşıya yani İran’a geçtiğinizde gümbür gümbür petrol ve doğalgaz yatakları bekliyor.
Kuzey’de Azerbaycan ve Rusya’da petrol-doğalgaz havada uçuşurken, Türkiye’de manzara yine aynı…
Buraya kadar ne kastettiğimi anlıyorsunuz değil mi?
Senelerdir duymaya alıştığımız Sevr anlaşması gereği, Lozan anlaşması gereği kazma bile vuramayacağımıza dair söylemlerde gına getirmeye başladı. Allah aşkına birileri söylesin. Söz konusu anlaşmalara göre biz bağımsızlığımızı değil bağımlılığımızı kabul etmişiz. Eksik bilgilere sahip olabilirim. Ama bunca zamandır dönüp durduğumuz bu girdaba çözüm niçin üretilemiyor?
Sınırımız dışında ki beş para etmez adamların ukalalıklarına göz yummamıza sebep olan bu madenler bizim ülkemize niçin uğramıyor? Yeraltına inen dış güçler, bu madenlerin Türkiye’ye geçişini önleyecek dev yer altı platformlar mı inşa ettiler?
İTÜ Enerji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Satman diyor ki: “Türkiye petrol aramıyor. 1954 yılında petrol yasası çıkarıldı. Önce MTA, sonra TPAO kuruldu. Sonra petrol arama işleri TPAO’ya bırakıldı. Ülkemizde petrol mühendisi yetiştiren iki üniversite var. Birisi İTÜ diğeri ise ODTÜ. Mesela bizde Petrol Mühendisliği Bölümü 1961’de kuruldu. Yaklaşık olarak 46 yaşında. ODTÜ Petrol Mühendisliği bizden 3- 4 yıl sonra kuruldu. Her yıl Petrol Mühendisliği bölümüne 80 öğrenci alınır. Bugüne kadar Petrol Mühendisliğinden mezun olanların sayısı 2000’i bulmuştur. Bunlardan 1100’ü İTÜ’den geri kalanı da ODTÜ’ den. Türkiye’de Petrol Mühendisi olunca sektörde çalışacağınız işyeri sınırlıdır. En başta akla gelen ulusal petrol kuruluşumuz olan Türkiye Petrol Anonim Ortaklığı’dır. Onun dışında petrol mühendisleri aynı zamanda yer altında petrol, doğalgaz ve sondaj arama işiyle uğraştığından bu konularla ilgilenen kurumlara da girebiliyorlar. Mesela BOTAŞ’ a girebiliyorlar. MTA’da çalışabiliyorlar. Bunun yanı sıra özel kuruluşlar var. Onlarda çalışabiliyorlar. Artı mezunlarımız bu son 10- 15 yıldan beri Azerbaycan ve Kazakistan’la ilişkilerimizde iyileşti. Oralarda Petrol ve doğalgaz faaliyetleri yoğunlaştı. Oralardaki firmalarda çalışmaya başladılar. Irak’ta çalışanlar var.” diyor.
Sayın Abdurrahman Hocanın da ifade buyurduğu gibi ülkemizde petrol aramalarında uzmanlaşmış yetişmiş elemanlarımız dahi ülke sınırlarımızda petrol ve doğalgaz aramak ve bunun üzerine yoğunlaşmak yerine dış ülkelerde istihdam edilerek o ülkelerin çıkarına çalışmak zorunda bırakılıyorlar.
Buradan benim çıkardığım sonuç şudur. Ülkemizi bu yer altı zenginliklerden yıldıran bir takım gerçekler var. Bu gerçekler halkımızdan gizleniyor. O halde ülkemize ziyarete gelen Putin’den doğalgazda % 15 indirim istedikten sonra Putin’in “ Şu anda % 15 çok size bu defalık % 6 indirim yapalım da idare edin” demesini yadırgamamamız lazım. Adamcağız geri zekâlı mı? Havalar soğumuş, kış gerçek yüzünü göstermeye başlamış. Tam sağım zamanı adamdan indirim istenir mi?
Bu arada son aylarda maden ocaklarının kapısında madenci cenazesi beklemek ve kış aylarına girmeye ramak kala TV ekranlarından yarı mahcup yüz ifadesiyle zam müjdesi (!) vermekten başka yaptığı bir iş olmayan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanımız Sayın Taner Yıldız, acaba milleti bu konularda bir bilgilendirme lütfunda bulunur mu? Bekleyip görelim. Ama sonucu şimdiden ilan edeyim. Umurunda bile olmayacak. Ama ben yine de bu konuda mahcup olmaktan zevk duyarım.
 
Bu yazı toplam 63 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.