1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. SINIRSIZ İTAAT SİYASETİ VE ÇİĞ KİŞİLİKLER
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

SINIRSIZ İTAAT SİYASETİ VE ÇİĞ KİŞİLİKLER

A+A-

CHP’lerin külliyen bildikleri bir gerçek var; “Mevcut siyasi yapı ve anlayışlarıyla bir yere varılamayacağı muhakkaktır” Varlığını, rakibi gördüğü siyasetin yerilmesine borçlu siyaset güdenlerin eninde sonunda toslayacağı duvar, seçim sandığıdır.

Bir kere insanlar, insan olarak değer taşımalı, kendi özelinde bulunan doğrular veya yanlışlar perspektifinde görüşünü net ve mertçe ortaya koyabilmelidir. Kendisinin bir fert olduğunu ve yeri geldiğinde özgürce düşüncesini ortaya koyabilme ve savunabilme hakkı olduğunu bilmelidir. Birilerinin doğruları veya yanlışları üzerinden hareket ederek başkalaşım yaşanmasına fırsat vermemelidir. Takip ettiği yolu dizayn ederken bunu sorgulayabilme ve yeri geldiğinde itiraz edebilecek düzeyde kişilik taşıması gereklidir.

Sözün özü insan, düşüncelerini özgürce söyleyebilmelidir. Dünya üzerinde sayısız fikir akımları yaşandı. Tarih boyunca akagelen fikir çatışmaları ekseninde nice insanlar eza ve cefa gördüler.  İnsanlık, birkaç cümleye sığan çeşitli düşünceler için, tarih boyunca büyük bedeller ödedi. Siyaset, topluma, birlik ve dirlik içinde müreffeh bir hayat yaşatmak için politika üreten kuruluşlar olmak üzere tesis edilir. Ama siyaseti kendi ekseni dışında gördüğünde hazımsızlık yaşayan ve bunu insanlara işkenceye çeviren şimdiki CHP mantığı ile hareket edildiği sürece hedeflenen mutluluk ve refah çizgisine ulaşmak imkânsızdır. Gerçek siyasetçi tarihini çok iyi bilir. Geçmiş acılardan veya mutluluklardan ders çıkarmasını bilir. Bugünkü siyaset kurumunun tarihle alakalı bu eksende tüm çabalara rağmen halen yetersiz kaldığını ve günübirlik politikalarla durumu idare ettiğini gözlemliyoruz. Bugün AK Parti iktidarı da dâhil olmak üzere CHP’siyle, MHP’siyle beyinlerde sabitleşmiş fikri adımlara basamak olmaktan öte bir işlev maalesef yürütülmüyor.

Ülkemizde yaşanan siyasi çalkantıların temel ekseninde yaşanan asli unsur, hep ben düşüncesinin dayanılmaz cazibesi olmuştur. Türkiye’mizde gerçek anlamda fikri tartışmalar ve siyasette takip edilecek sistem üzerine yoğunlaşma olmuyor. Bununda ceremesini her defasında üzerinde siyasetçilik oynanan vatandaş çekiyor.

Siyasette sınırsız itaat denilen olguyu ben şahsen kabul etmiyorum. Örneğin, bundan altı yedi sene önce mevcut iktidar partisinin ilçe yönetimindeydim. Genel seçimlere az bir süre kalmış ve milletvekilleri listesi ortaya çıkmıştı. Ben aynı partinin yönetiminden bir fert olarak liste içinde ki bir isme takılmış ve yanlış olduğunu yönetim toplantılarımızda ısrarla savunmuştum. Bununla alakalı benden başka ses veren olmamış, diğerleri şirin görünme uğruna içlerine kapanmışlar, düne kadar o kişi hakkında yapılmadık eleştiri bırakmayanlar sus pus olmuşlardı. Sonuç itibariyle o kişi milletvekili oldu. Sadece bir dönem yapabildiği vekilliğe başarısız ve sevimsiz olduğu için ikinci dönem bertaraf edilivermişti. Şu anda ne Konya’da ne siyasette esamesi okunmuyor.

Şimdi görüyorum ki o günün şartlarına göre ses vermeyen yönetimler üzerinde genel merkezden gelen talimatla temizlik yapılmaya başlandı. O günün siyaset kalıntıları, Balıkesir Belediye Eski Başkanı gibi yoğun tepki vererek veryansın edecekler, ya da köşelerinde yok olup gidecekler.       

Ne olursa olsun itaatte sınırsızlık diye bir olguyu kabullenmem. Liderleri dokunulmaz yapmak, onları hatadan uzak hale getirmek, söylediklerinde yanlış olmayan, yanlışlıklarında bile hikmet aranması gereken kişiler olarak kabul etmek, seçmenleri ise eleştirel hakka sahip olmayan ve her emre hiç itiraz etmeksizin itaat eden güdülesi insanlar olarak görmek çok büyük yanlıştır.  Hatalar karşısında sus pus olmak zorunda hisseden insanların zamanla yaşayacağı özgüven eksikliği işte bu sınırsız itaat anlayışından ileri gelmektedir. Ağızlarından çıkan bir lafla siyasetten edilen ve ötekileştirilen insanların olması bugünün en büyük ayıbıdır.

Bir kere biat düşüncesiyle liderine kıyasıya sahiplenmek konusunda bir algı sapması var. Kişi arkasına düştüğü liderini pekâlâ sevebilir. Ama bu demek değildir ki itaatte haşa bir peygambere tabi olmuşçasına kafasını kuma gömmek te benim düşünce felsefeme göre etik değildir. Sonuçta peygambere tabi olmak dini yükümlülüğümüz olup bu konuda en küçük bir eleştiriye mahal bırakamayız. Onu görevlendiren âlemlerin rabbidir. Yarattıklarına karşı her türlü tasarruf hakkına sahiptir.

Ama siz çıkarda bu konuda ki yaklaşım tarzınızı herhangi bir siyaset adamı üzerinde kurgulamaya çalışırsanız o noktada hata edersiniz.

Siyasette, bunları yapabilmek için; hür iradesine ipotek koydurmayan, mert insanlara her zaman ihtiyaç vardır. Türkiye’nin bugünkü en kötü açmazı yeterli ve yetişmiş adam kıtlığıdır. Bugünkü anlaşıldığı haliyle bekasını liderin iki dudağı arasında gören, saplantılı kişilerle hedefe varılmaz.

Özellikle bu konuda karşımıza çıkan yegâne örnek CHP mantığıdır. Her Türk vatandaşının bildiği gibi CHP bünyesinde görev almış kişilerde Kılıçdaroğlu’nun siyaseten perspektifi olmadığın ve gelecek vadetmediğini pekâlâ biliyor. Ama gelecek kaygısı ve partiden uzaklaştırılma endişesi sebebiyle hem konuştuklarını tartmıyorlar hem de doğrudan her geçen gün uzaklaşmak suretiyle iç ve dış hainlerin ekmeğine yağ sürüyorlar.

 

Bu yazı toplam 271 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.