1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Sırtındaki Yükü Atmadan Olmaz!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Sırtındaki Yükü Atmadan Olmaz!

A+A-
Fransa’da mizah dergisinde öldürülenlerden dolayı pazar günü yürüyüş yaptılar. Neymiş ; “BÜTÜN DEVLETLER TERÖRE KARŞI BİRLEŞMELERİ GEREKİR!” Bunu kim demiş Almanya Başbakanı Merkel.
Elbette teröre karşı bütün devletler birleşmelidir. Ancak, bu AB devletlerine terörü besleyen sizler daha iyi bilirsiniz. Diye haklı olarak soru soramaz mıyız?
Almanya, Fransa, İtalya ve Amerika bu nokta da en son konuşacak devletler değil midir?
Yıllarca terör noktasında Türkiye mücadele vermektedir. Sizler ise bu melunları beslerken şimdi sizinde canınızın yanmasıyla feryat ediyorsunuz;
“BÜTÜN DEVLETLER TERÖRE KARŞI BİRLEŞMELERİ GEREKİR!”
Siz sırtınızdaki kamburdan kurtulmalısınız. Daha önce “SIRTINDAKİ YÜKÜ ATMADAN OLMAZ!” başlıklı yazı yazmıştım.
Rahmetli Bozkır Karacaardıç Köyünden öğretmenliği bırakarak Çumra’ya göçmüş ve Çumra’da uzun yıllar manifaturacık yapan aynı zamanda hanımın dedesi olan Abdullah Kılıçaslan son yıllarında uzun uzun sohbet ederdik.
Abdullah Kılıçaslan dedenin babası Çanakkale’de şehit olmuş dolayısıyla şehit çocuğu idi. Her zaman babasını ve annesini rahmetle anardı.
Abdullah Dede ehli tarikti son demine kadar zikrini, ibadetini hiç aksatmadı. Yaşı yüz yaşını aşmıştı. Bembeyaz olan saçı sakalı tekrar siyahlaşmıştı. Kalın kaşları ona ayrı haşmet katıyordu. Ramazan oğlu Mahmut Sami Efendinin “MUSAHABE” serisini bana hediye etmişti.
Bozkır Karacaardıç Köyünden Mevlana Seyyid Sadettin Efendi’nin Bergama’ya gönderdiği Hoca efendinin hatıralarını anlatmıştı. Sizlerle paylaşmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Hoca Efendiyi çevre il, ilçe, kasaba ve köylerden çok ziyaret edeni olurmuş. Ziyarete gelenlerin birçoğu Hoca Efendiye ehline tevdi etmesi hediye getirirlermiş. Bu hediyeleri Hoca Efendi ihtiyaç sahiplerine verirmiş.
Hoca Efendinin sanki emanet sandığı gibi işlermiş.
Art niyetli üç kafadar Hoca Efendinin evini soymaya karar vermişler. Bu niyetle Hoca Efendinin evine varırlar. Hoca Efendinin dışarı çıkmasını fırsat bilerek dünyalık hırs ile evde bulunan ihtiyaç sahiplerine verilmek üzere hazırlanan altın-akçe keseleri, diğer kıymetli eşyaları torbalara doldurdular.
Doldurdukları torbaları sırtlarına alıp dışarı çıkacakları zaman odanın kapısını bulamazlar.
Hoca Efendinin dışarı çıkmasını fırsatı ganimet bilip odayı soyup soğana çeviren kafadarlar Hoca Efendiden imdat dilerler.
--- Hocam odanın kapısını bulamadık. Bize yardım et! Diyerek aman dilediler. Hoca Efendi;
--- Sırtınızda size ait olmayan ve hak etmediğiniz dulun-yetimin, fakirin-fukaranın emanetlerini yerine bırakırsanız hem odanın kapısını hem de günaha girmekten kurtulursunuz. Deyince kafadarlar Hoca Efendinin eline sarılıp;
--- Hocam bizler cahillik ettik, bizleri affet! Diyerek torbaları sırtlarında yere bırakırlar.
Sırtlarındaki torbaları bırakır bırakmaz odanın kapısı yerinde durduğunu görürler. Biraz önce her tarafı demir kafes görünen odanın yerine insana huzur, güven veren mekan haline gelmesi onlara çok tesir eder ve tövbe ederler.
Demek ki, hak etmediğiniz hele hele dulun-yetimin, fakirin-fukaranın hakkına hiç mi hiç el uzatmayacaklasınız. El uzatırsanız dünya başınıza zindan olur.
Öyle ise sırtımıza hak etmediğimiz ve helali olmayan dünyevi yüklerden kurtulmalıyız. Eğer kurtulmaz isek hem dünyevi hem de uhrevi huzura eremeyeceksiniz. 
Bu yazı toplam 113 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.