1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Siyaset ve şovmenler
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyaset ve şovmenler

A+A-

Türkiye’de halk 1946 yılından beri onlarca  kez sandığı gitti ,seçim yaptı. Siyasi partiler içinde kazanan, iktidar olanlar çıktı, muhalefette kalanlar oldu.

1950 seçimlerinde CHP ye karşı, DP yeni bir slogan üretip :
“Yeter söz milletindir” diyerek halkın teveccühü ile iktidar oldu.

1960 yılından bu tarafı hatırlarım.

Rahmetli Menderes’in darbe ile indirilmesi ve idam edilmesinden sonra bu misyonla yola çıkan Adalet Partisi  DP’nin  uğradığı haksızlığa ve özellikle de merhum Demirel’in söylemleri ile iktidar oldu.

12 Eylül darbesi yeni bir dönem başlattı. Siyasi liderlere yasak getirildi. Sonra yapılan seçimlerde ANAP iktidarı ülkeye geldi ve referandumlar sonrasında ise eski siyasilere halk tarafından af çıktı. Çünkü halk biliyordu ki, siyasi liderler bu muameleyi hak etmemişti. Demokrasilerde yasaklarla bir yere varılamayacaktır.

Bu partinin yıpranması ve yıpratılması sonrasında koalisyonlar yaşandı. İyisiyle, kötüsüyle bir dönem geçirdik. Daha sonra ise  28 Şubat dönemi yaşadık. Birçok insan mağdur oldu. Bildiğim kadarı ile mağdur olanlar bir yana ama, 28 şubat darbesini yapanlardan  da şu anda kimse içeride değil. Bu dönemde  Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan bir şiirden dolayı hapse girdi.

Bu çok büyük bir haksızlıktı. Bunu da insanlar içlerine sindiremedi. Erdoğan’a  “Muhtar bile olamaz” dedi. Ancak buna da en güzel cevabı  Milletimiz verdi. Milletin buradaki tepkisi ise  R. Tayyip Erdoğan’ın mağdur edilmesi ve önünün kes ilmek istenmesiydi.Bu olaya taraflı, tarafsız herkes tepki gösterip Erdoğan’ı  Başbakan ve daha sonraki dönemde de Cumhurbaşkanı yaptı.

Şimdi yaklaşık 60 yıllık Türk siyasetine baktığımızda siyasiler arasında rekabet olsa da, tatlı ve belden aşağı vurulmayan, esprili bir rekabet vardı.

Ben ve belki de milletin büyük çoğunluğu, horoz kavgası gibi politika değil, Politik tartışmalarda espriden yanadır.. Böylece tekdüzelik kalkar. Ortam tatlanır. Ancak bu işin ölçüsü var. Ancak bu işi günümüzde pek göremiyoruz. Geçmişte siyasi partilerin liderler veya sözcüleri TV’ye çıkar, her konuyu tartışır, halkta bunları dinleyerek karar verirdi.Bugün bunlar yapılmıyor.İktidarın sözcüsü gibi davranan kimseler şimdi ekranları doldurmaktadır.  Bunların çoğu anket yapıp, parasını alıyor. Doğruluk ayrı konu. Bir kısmının amacı kamuoyunun nabzını tutmak değil. Hedef "propaganda yapmak".tır. Karşıt fikirlileri konuşturmamak önceliği geldi. Kendisi ağzına geleni söylemekte serbest. Sıra karşı tarafa geldi mi provokasyon oluyor !

Taktik değiştiriyor. Bunlar hicivle sınırlı kalsa, tamam. Olayı muhalefet partilerini ve bunları savunanlarla  alaya kadar gidiyor..

Bir araştırma şirketi patronu Aktaş'ın diğer boy hedefi Saadet Partisi. Devamlı "Ben Millî Görüş'ten geldim" diyor ama Temel Karamollaoğlu'nu ve siyasi oluşumunu yerden yere vuruyor. Bu aynı zamanda İYİ parti içinde yapılıyor. Hatta İYİ parti’nin ismini bile söylemek istemiyorlar.Bununla da yetinmiyor. Aynı tabandan olanlara "Bu SP, eski SP değil. O adamlar artık yok" söylevlerine geçiyor.

Boşluk buldu mu, CHP ve İYİ Parti'yi de iğnelemeyi ihmal etmiyor.  Bir kısım araştırmacılar ise İYİ Parti-Saadet Partisi ittifakı barajı çok rahat geçer görüşünde. Ancak yeni gelişmelerle İYİ Parti’nin seçime giri giremeyeceği de belli3eğil.Bu oluşum gerçekleşirse, TBMM'de üçüncü güç olacağında hem fikirler.Tabi ki alınan kararla İYİ Parti’nin seçime girme ihtimai YSK karar verilse ayrı ama, zor. Ben diyorum ki, yarış demokratik biçimde yapılmalı. Bu noktada AK Parti daha doğru yaklaşımda görülürken, MHP lideri buna yanaşmadığını göstermektedir. Bilerek yada bilmeyerek İYİ parti ve Meral Akşener’in daha önce AK Parti ve Erdoğan’ın düşürüldüğü mağdur duruma getirmemek lazım.

Erken seçim  yapılmasına iki ay kadar bir zaman var. Ülkemize, Milletimize ne hayırlı ise  Yüce Mevla bunu versin.Ancak Erken seçim kararı alınmasından sonra bakıyorum piyasalarda bir iyileşme var gibi göründü. Döviz düşüyor, yükseliyor.Mübarek İstanbul borsası. Bir inip, bir çıkıyor

İşin başka yönü de var. SP, Ak Parti'nin oy kaybından en çok yararlanacak parti gibi gösterilmeye çalışılmakta.  HDP ile marjinal sol partilerin ittifakı gerçekleşirse başka gelişmelerde yaşanabilir.

Burada vatandaşın geçim durumuna da bakmak gerekir. Tuhafıma giden ise siyasilerden çok az kısmı mutfağa bakıyor. Mutfağın durumu vahim. Hafta sonunda mutfak ihtiyaçları için  AYM’ gittim. Peynir’in fiyatı korkunç, Süt ve Zeytin öyle. Teleyağ ve Zeytin yağı fiyatı uçmuş. Vay anam vay…

Akaryakıt için söylenecek bir söz bulamıyorum. Durmak yok zamma devam.

Asgari ücretlinin, işçinin, memurun aldığı para meydanda. Emeklinin durumu ise "bir dokun bin ah işit". Verilen  çay kaşığı ile verilen zamlar  elektrik, doğal gaz, su ve toplu taşıma ile gitti. Hatta maaşların iki katını geri aldı. Birde evin kirası ise yan ağla, dön ağla…

"Çiftçi, köylü bitti". Ya da "pancar üreticisi göçtü" diye konuşuyorlar. Yahu alın elinize bir market arabası, çıkın alışverişe. Vatandaş ticketleri bile paraya çevirme peşinde. Niye? "Delikler  büyüyor ve çoğaldı". Hangisini kapatacaklarını şaşırdılar.  Muhalefet hatırlarsanız  meşhur İzocam reklamındaki kapıcı. Sadece bağırıyor; "Yöneticimiz uyuyor mu ?
Şimdi  halkın isteği ülkede bu insanların da derdine çare bulunmalı ve vatandaş ve Türkiye seçime kadar rahatlatılmalıdır. Yoksa diğer şeyler boş laf. Siyasi meddahlar da bunları görmelidir.

+++    +++  

Şimdi size dostum .  Ahmet Şükrü Kılıç’ın  görüş ve gönderisini sunuyorum. Tabi ki, herkesin görüşüne saygı duyuyorum,.Kılıç’ın görüşü de kendisine aittir.

Türkiye'de yasalar vardır, yasaları değiştirecek olan da parlamentodur. Parlamentoda çoğunluk sayısını elinde bulunduran siyasi partiler yasaları bir gecede de değiştirebilir. CHP milletvekillerinin tamamı İYİ Parti'ye geçse, üzerine HDP milletvekilleri de geçse yasada taş oynatamazlar.

Yasa gayet açık; "Siyasi partilerin seçimlere katılabilmesi için illerin en az yarısında oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunması şarttır. Bir ilde teşkilatlanma, merkez ilçesi dahil o ilin ilçelerinin en az üçte birinde teşkilat kurmayı gerektirir."

Yasanın önceki hükümlerini hiçe sayarak veya'dan sonraki grup kurulması ifadesi kimse için kurtarıcı bir hüküm olamaz. Yasanın öncesi ve son hükmü gayet açıktır. Eğer sadece grup kurma yetkisi yeterli olsaydı şimdi de bir parti kurulur, 20 milletvekili geçişi sağlanır ya da satın alınır, seçime girebilirdi.

Bu yazı toplam 229 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.