1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Siyaset, Yargı, Cemaat
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyaset, Yargı, Cemaat

A+A-
Bugün 12 Mart, yani yıllar önce Demirel hükümetine bugün muhtıra verilmişti.
12 Mart Muhtırası, 12 Mart 1971 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur'un imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir muhtıra vererek hükümetin istifaya zorlandığı askeri müdahaledir.
Aradan yıllar geçti. Yine benzer şeylerle uğraşıyoruz. Bu millet darbeler, muhtıralardan bıktı. Demokrasi istiyor ama, her kese farklı değil. Hukuk, adalet istiyor. Ama herkese eşit şekilde.
İnanın kimseyi kırmak istemiyorum.
Kimsenin avukatı değilim.
Doğrudan, güzelden, ülke bütünlüğünden, bayrağımdan, dinimden yana tarafım.
Bundan sonra gerisi benim için hikaye…
Ancak bakıyorum da, şu Türkiye’mize, şu cennet vatanımıza bu ülkeyi kimler yönetiyor?
Cemeaatler, lobiler, ajanlar…
Hükümet doğru bir şey yapmaya kalkıyor ama, yukarıdaki guruplar işlerine gelmez ise kıyametleri kopartıyorlar. İşte Türkiye’nin durumu ortada. Yalnız hükümetlerde taviz verirse, bir gün bunun diyetini ödemek zorunda kalacaklarını da görmemiz gerekir.
Türkiye’de sayısız cemaat var.
Süleymancılar, Bilmem kim hoca cemaati… Kaderiyeciler…
Şimdi bunlarda kol geziyorlar. Yoğun faaliyetteler.
Seçim yaklaşıyor.
Gülen cemaati şimdilerde örgüt oldu, haşhaşılar oldu.
Persilvanya’daki muhterem, nerede ise kendisini Peygamber zannediyor. Duyumlarım doğru ise Allah’la bile görüştüğünden dem vuruyormuş.
Adalet, hukuk…
Bence en doğru sözü cezaevinden tahliye edilen eski Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ söyledi.
Şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım. Hukuk herkese gereklidir. Bir gün canımız yanarsa, o zaman hukuka sarılmaya kalkarsak bunun çok anlamlı olacağını düşünmüyorum.
Demokrasi ise kendisini yok etmek isteyenlere bile kucak açan bir rejimdir. Aslında demokrasiyi yok etmek isteyenler, bir anlamda kendilerini yok etmek istemektedirler. Ama farkında değillerdir.
Kişiye göre adaletsizlik yapılıyorsa şunu unutmayın felaket yakındır. Bakınız Bülent Arınç ne dedi?
“Tahliyeler vicdanları sızlattı.”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ne dedi?
“ Hayır kapatılamaz, suç işleyen varsa cezasını çeker. Demokraside bunların olması gerekir.”
Suç’un, ahlak’ın, adalet’in, Hakkın, milli irade’nin, demokrasi’nin anlamları değişiyor.
İslamcısı, tarikatçısı, dincisi, dinsizi, sosyalisti, ulusalcısı, Atatürkçüsü, muhafazakârı, ırkçısı, milliyetçisi, ülkücüsü, demokratı, liberali, döneği, herkesin kafası karışmış durumda.
Ya sıradan benim garip, köylü, cahil vatandaşım ne yapsın, kime inansın?
Demokrasi deniliyor; meclis suçlular meclisine dönüşüyor.
Hukuk devleti deniliyor; hukuk yandaşa göre anlam kazanıyor.
Adalet deniliyor; yandaşa karşıta göre adalet deniliyor.
Medya deniliyor; her olaya zıt görüş ortaya koyan ikicilikli anlayış ortaya çıkıyor. Bakın düne kadar nasıl bir yayın politikası bardı bir TV’nin bugün izleyiniz nasıl da değişti. Hem de 360 derecelik bir dönüş içindeler…
Her gün yalan söyleniyor, olaylar çarpıtılıyor.
Kim demokrat, kim baskıcı?
Kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor?
Kim gerçeği açıklıyor, kim yanıltıyor?
Kim haklı, kim haksız?
Kim terörist, kim vatansever?
Bu ülkede Emniyet Müdürü terörist, terör örgütü kurmaktan içeride yatıyor. Bu ülkede Genel Kurmay Başkanı terör örgütü kurmaktan ceza evinde 26 ay yattı. Müebbes hapib cezasına çarptırıldı.
Halk dinli, dinsiz diye etnik ve mezhep ayrışmasına yönelmiş hala birlik diyorlar.
Deniyor ki siyasetçiyi, seçilmişi, halk sandıkta ancak ve ancak cezalandırabilir onun dışında o yargılanamaz, hesap veremez.
Kanunlar çıkarılmış, Meclis şu kadar süre çalışmış, kime ne? Sana ne, bana ne?
Kimi suçlu ihale alamaz kimi suçlu ihale alır, milletvekili olur, davalar durur.
Kimi suçlu milletvekili olur, davalar durur.
Kimi suçlu terör eyleminden dolayı tutuklanır, milletvekili olur, davalar durur.
Kimi suçu hırsızlık yapar, görev yaptı denir, korunur.
Kimi suçlu bağış adı altında rüşvet alır, bağış suç değil denir.
Hukuk devletinde Yargı’nın görevi; güçlüyü korumak, kollamak, garibanı ise susturmak ve sindirmek midir? Taraf olduğu kimseyi korumak mıdır ?
Güvencesiz kanun adamı, seyrediyor olan biteni. Arada sırada bir mankeni gözetim altına alır, gündemi meşgul eder. Çaresiz seyreder. Peki neden?
Soruyorum hukuk kimler için?
Bir tane siyasetçi, müteahhit, iş adamı, gazeteci, sanatçı, bürokrat yargılanınca tutuklanınca hemen ayağa kalkılıyor, yargılanamaz tutuklanamaz deniliyor.
Cezaevlerine bakın. Yüz binin üzerinde cezaevinde kalanlar içinde kimler var? Çeşitli gerekçelerle birçok kişi tutuklu, yargılanıyorlar.
Yaşanan gerçekler ortada iken bunların tartışılması yerine yıllar öncesinin konularını gündeme getirip tartıştırıyorlar.
İslam’ın ahlakı değerlerini altüst eden yeni İslamcıların etkili ve yetkili olduğu bir ülke.
Garip Türkiyem. Tüm bunlara rağmen; seçimde oyunu neden ve niçin kime verdiğini bilmeyen garip insanlar ülkesi. Müstehaklar mı desem bilmem ki?


 
Bu yazı toplam 34 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.