1. YAZARLAR

  2. E. Reha KORKMAZ

  3. Siyaset Zor Zanaat
E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyaset Zor Zanaat

A+A-
Horoza birisi geliyor ve:

-Bundan böyle sabahları ötmeyeceksin, insanları sabah namazına kaldırmayacaksın, diyorlar.
Horoz şaşırıyor:
- Nasıl olur, ben horozum, benim görevim bu.
- O zaman kafanı keseriz.
- Peki. Diye cevap veriyor horoz. Nasıl olsa başkaları benim yerime öter diye düşünüyor ve sabahları ötmemeye başlıyor.
Aradan biraz zaman geçiyor. Horoz sabahları ötmemenin verdiği eziklikle dolaşırken bu sefer:
- Tavuk gibi gıdaklayacaksın, diyorlar.
- Nasıl olur, diye cevap veriyor horoz. Ben horozum, tavuk gibi gıdaklarsam millet bana güler. Rezil olurum. Elinizi ayağınızı öpeyim yapmayın.
- Gıdaklayacaksın, diyorlar. Yoksa kafanı keseriz.
Can tatlı tabi. Horoz çaresiz kabul ediyor. Gıdakladıkça etrafındakilerin maskarası oluyor. Ama yapacak bir şey yok. Can tatlı…
Aradan biraz zaman geçiyor ve yine geliyorlar horoza. Sabahları ötmeyen ve artık gıdaklamaya başlayan horoza:
- Yumurtlayacaksın, diyorlar.
- Yok artık, diyor horoz. Dalga mı geçiyorsunuz benimle.
- Hayır, diyorlar. Gayet ciddiyiz, yumurtlayacaksın.
- Bunu kesinlikle yapamam, diye cevap veriyor horoz.
- Yumurtlayacaksın, diyorlar. Yoksa kafanı keseriz.
O zaman aklı başına geliyor horozun ve yumurtlamaya çalışırken iç geçiriyor:
- Keşke ötmeyeceksin dediğiniz zaman karşı çıksaydım da kafamı kesseydiniz…
Ötmeyeceksin dediler.
“Biz öyle korkup meydanı bu alçaklara, bu kahpelere bırakacak kadar alçalmadık. Biz bu yola çıkarken kefenlerimizi giyerek çıktık. Biz şehadet makamına ermeyi şereflerin en yücesi olarak kabul etmiş bir inancın, bir düşüncenin mensuplarıyız” dedi.
Gıdaklayacaksın dediler,
“Bizler asla hiçbir beşeri gücün önünde eğilmedik, eğilmeyiz. Sadece Rabbimizin huzurunda rükuda eğiliriz” dedi.
Yumurtlayacaksın dediler,
“Kandil'dekiler açıklama yapıyor, kırsaldan şehre ineceklermiş. Geleceğiniz varsa göreceğiniz de var! FETÖ, PKK DAEŞ, YPG, PYD topunuz gelin!” dedi.
Bu işin sonu nereye varır elbet bilemeyiz ama en azından "Sarı Öküzü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı" demeyeceğiz. Bugün halka söylediği tüm olumsuzlukları 27 sene boyunca Türk halkına birebir yaşatan zihniyetin referandum sürecinde hakaretlerinin boyutunu nerelere vardıracağını hep birlikte göreceğiz.
Kefenimizle birlikte yola devam ediyoruz.

***

Siyaset nankördür…
Çalışır çabalarsınız, gecenizi gündüzünüze katarsınız. Seçim zamanı çoluk çocuk yüzünüze hasret kalır. Cebinizden, ömrünüzden harcarsınız.
Yaranamazsınız…
Ankara'dan, Konya'daki siyaseti şekillendirmeye çalışan hemşehrileriniz çıkar ortaya. Tekerinize türlü türlü taşlar koyarlar. Bir de gazete gazete gezen ve kendince istihbarat dağıtan tipler çıkar. Hakkınızda olmadık iddialar, aklınıza gelmeyecek konularda yorumlar ve çözüm önerileri.
Bir bakmışsınız bir köşe yazarı çıkmış, sizinle ve teşkilatınızla ilgili olmadık yazıları kaleme almış. Hayretler içerisinde okursunuz. Cevap verseniz bir türlü, vermeseniz bir türlü.
Ya siyasi rakibiniz yalan yanlış bilgilerle doldurmuştur köşe yazarını, o da araştırma gereği bile duymadan yazmıştır. Ya da o köşe yazarının bir talebini yerine getirmemişsinizdir. Ya da siyaseten sizinle taban tabana zıt bir görüşü vardır.
Yazsın, doğru olan ne varsa yazsın. Sözümüz yok ama bir şeyler yazıyorsanız iyi araştırmanız gerekiyor.. Hakkında yazı yazdığınız siyasetçiyi bir kez olsun arama zahmetine de katlanıverin bir zahmet.
Bir fıkra ile konuyu daha kolay anlaşılır hale getirelim:
Bir ülkede bir başbakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti. Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu. Artık canına tak etmişti ve "Öyle birşey yapayım ki, gazeteciler mat olsun" diye düşünürken aklına bir fikir geldi.
Başbakanın bazı özel yetenekleri vardı ve bu yeteneklerinden birini kullanarak basın mensuplarını etkilemeye karar vererek bir basın bildirisi yayınladı: "Pazar günü saat 10:00'da başbakan denizin üzerinde yürüyecek..."
Pazar sabahı saat 10:00'da tüm basın mensupları bildiride belirtilen yerde toplandılar. Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı ve karşı kıyıya kadar da yürüyerek ilerledi. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık vard:
"Başbakan yüzme bilmiyor!.."
Kimsenin çıkıp denizde yürüdüğü yok ama Konya için gecesini gündüzüne katan insanlara da kulak vermek gerekiyor.
Siyaset nankördür dedik. Şehriniz için gecenizi gündüzünüze katarsınız, sonra bir bakmışsınız şehrin istenmeyen adamı ilan edilirsiniz.
Köşe yazarlığı yapmak vebal işidir. Hakkını vermek gerekir.
Sağdan soldan duyumlarla yazdığınız yazılarla sadece birilerinin ekmeğine yağ sürersiniz. O kadar.
Bu yazı toplam 489 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.