1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Siyasetin Maslahatı İçin Cemaatin Menfaati
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasetin Maslahatı İçin Cemaatin Menfaati

A+A-
Beklentileri karşılığında destek almaya şartlanmanın her zaman karşısında durmuş bir kardeşinizim. Ama sistemin içinde bulunduğu durumun devamlı beklentilerle yürüdüğünü de her zaman ibretle gözlemleyen bir kardeşinizim. Yazdığım kelimeler ve cümlelerde devamlı uyarmakta olduğum samimiyet olgusunun muhataplarının burun kıvırdığını, eleştirdiğini, kızdığını, aşağıladığını da biliyorum. Her şey bir beklentiye endekslenmiş. Memleketin gidişatının hayra dönük olması da umurlarda olmayabiliyor. Yeter ki kendi özel çevresinin beklentileri karşılık bulsun. Akan servet durmasın. Siyasi beklentiler ve tavizler her daim işlemeye devam etsin. İslami olgular, sadece saf Müslümanları aldatmak ve atlatmak için vitrine sürülsün.
CHP’nin başında ki adam Amerika’da seçim için icazet alma ziyaretinde idi. Gördüğüm kadarıyla orada fazla ciddiye alınmamış. Muhtemelen Türkiye’de çizdiği siyasi portenin gelecek vaat etmediğini ve devamlı sürtüşme ve kavgaya yönelik siyaseti yüzünden halk tarafınca tavsiye edilmediğini gözlemlemişlerdir. Aslında CHP’nin bu hali normaldir. Halkla bütünleşme ve kaynaşma çabaları bana çok manidar geliyor. Devamlı halkıyla tezat siyaset yürüten ve önceki dönemlerde görev aldığı vakitler halkına kan kusturan CHP’den içtenlikle ve samimi bir siyasi rota çizmesini beklememiz komik olur. Mevcut kemik oy potansiyelini dahi risk altına sokan CHP’nin hala millete karşı şirin görünmek suretiyle oy avcılığı siyaseti yürütmesi gelecekte ihtimal dahilinde olmasa bile iktidarı söz konusu olması durumunda yapacağı takiyenin bugünden işaretidir.
Ama tabii Kılıçdaroğlu ile partisine mensup diğer zevatın, Fethullah Gülen ile hükümet arasında olduğu iddia edilen savaştan pay çıkarma çabaları, bu cemaatin desteğini yanına alması ile hayalini bile kuramadığı iktidarlık koltuğuna ulaşma sevdasından başka bir şey değildir. “ Hele siz şimdi beni bir destekleyin, sizi birkaç kandırmaca ile oyaladıktan sonra defterinizi dürerim.” hesabında olmaları zahirdir.
İşin garibi Fethullah Gülen ve taraftarlarının bu realiteyi algılayıp algılayamadıkları noktasında kafamda oluşan istifhama cevap bulamamamdır. O şekle göre “Yeter ki beklentilerimizi karşıla, hangi fikirde olursanız olun, sizi destekleriz.” İşte bu kırılgan yapı yüzünden hükümet karşıtı olan tüm siyasi partiler bu cemaatin oylarını kapmaya yönelik envai çeşit şaklabanlıklara şimdiden başladılar.
Cemaat boş durmuyor bu arada. Gelen bilgilere göre İstanbul’da AK Parti’nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Kadir Topbaş’ı desteklemeyeceklerini ve yerine Mustafa Sarıgül ile birlikte hareket edeceklerini söylemişler.
Eeee ne diyelim!
Hayırlı olsun.
Ama ne yaparsanız yapın, tüm gücünüzle çabalasanız da güneş balçıkla sıvanmıyor. İstanbul’un çalışkan Belediye Başkanı Sayın Topbaş bu seçimlerde illa ki ipi tekrar göğüsleyen kişi olacaktır. Sonuçta yapılan hizmet ortadadır. Bunu gören İstanbul halkı, yapılan ve yapılmakta olan hizmetleri elinin tersiyle iterek Sarıgül riskini göze almak istemez. Cemaatin oylarının alayı da gitse İstanbul’da AK Parti seçimlerden yüksek başarı ile çıkacaktır. Hükümet cemaat yaklaşımını çok ciddiye almıyor zaten. Asıl amaç Müslümanların birbirine olan tutkunluğunda açılmakta olan yaranın büyümesini engellemeye yönelik çabaların söz konusu olmasıdır.
Gelelim Mustafa Sarıgül’e destek vermelerine dair ulusal basında düşüncelerini paylaşan bazı köşe yazarlarının yazılarından aldığım bazı kısımlara!
Bakınız Sabah Gazetesinden Engin Ardıç ne diyor?
Başbakana duydukları nefret yüzünden ortalıkta “ateist Fethullahçı” gibi birer ucube şeklinde dolaşan üniversite hocalarının üç ay sonra takınacakları tavrı merak ediyorum. ( Bu memlekette namaz kılan ateist bile çıktığına göre adamcağızların günahını da fazla almayalım.) Acaba giriştikleri yeni kumpas nedeniyle “cemaatin adayı Mustafa Sarıgül’e mi verecekler oylarını, yoksa gençlik dönemlerinde solculuk ettiklerini hatırlayıp Sırrı Süreyya Önder’e mi? Sahte solun adayı Sarıgül, gerçek solun adayı, Önder.
Ahmet Taşgetiren’e de bir kulak verelim : Meğer ben neymişim? Bir Çin atasözünde "Pirincimin içindeki beyaz taştan korkarım" dendiği gibi, pirincin içindeki taşmışım ve benden korkulmalıymış. Pirinç cemaat ve ben Ahmet Taşgetiren.
"Söylediğim şeylerde kem söz varsa bana aittir" diye yola çıkan bile böyle yazıyor ve "sizden ricam ortaya yazıyor görünüp iki yazar üzerinden hizmete sallamayın" diye sözlerini bağlıyor. İki yazar, Zaman'ın iki yazarı. Mümtazer Türköne ve Mustafa Ünal. Ben BUGÜN'den "sallamış" oluyorum, onlar Zaman'dan... Üstelik Zaman'ın Ankara temsilcisi olarak. Kendimi tanıyorum yeniden. Bakın "Haydar Ak" imzalı şu satırlara:"Sayın Ahmet Taşgetiren; Siz aklınızı, mantığınızı, vicdanınızı ve en kötüsü de yıllardır hüsnüzan beslediğim Müslümanca bakış açınızı kaybetmiş olmalısınız, şimdi yaptığınız bu zalimane bakış açısının hepsinin İslami ve daha genel çerçevede insani açıdan verilecek sayfalarca cevabı var, tecrübeli bir gazeteci olarak yıllarca içinizde gizlemeyi başardığınız cemaat düşmanlığından biraz uzaklaşıp yeniden vicdanınızın sesini dinlemeye döndüğünüzde aynı cevapları siz de vereceğinizi kendiniz de biliyorsunuz aslında, ama şu anda bir şairin dediği gibi "boşa gider boşa gider ne söylesem boşa gider" çünkü cemaat nefreti aklınızı ve kalbinizi kaplamış, bu zor zamanlar herkesin kendini daha fazla saklayamayıp ortaya çıkardığı fırsat anları, bu yüzden çok değerli zamanlar, tarafı belli olmayan ikiyüzlü kimse kalmasın, herkes kendini ortaya koysun, Allah size ve olaylara sizin gibi bakan insanlara akıl sağlığı ve vicdan versin, haklarına girdiğiniz bunca günahsız insanla helalleşmeden öbür aleme gitmekten de korusun ne diyeyim."
Ben neymişim değil mi?
Aklımı, mantığımı, vicdanımı ve en kötüsü de yıllardır hüsnüzan beslenen Müslümanca bakış açımı kaybetmişim. Cemaat nefreti aklımı, kalbimi kaplamış, bu zor zamanda tarafım belli olmuş, Allah bana akıl sağlığı ve vicdan vermeli imiş ve bunca günahsız insanın haklarına girmişim. Bereket versin mailin sonu dua ile bitiyor ve "Öbür aleme helalleşmeden gitmekten korunmam" niyaz ediliyor. Teşekkür ederim sevgili dostum.
Yeter mi dostlar! Hepinizi Allah’a Emanet Ediyorum.

 
Bu yazı toplam 71 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.