1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. SİYESETTE VEFA
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

SİYESETTE VEFA

A+A-

Günümüz dünyasında vefa artık pek kalmadı. Hiç beklemediğin, hiç ummadığın zamanda vefa beklediğin kimseler seni satıp gitmektedirler. Kim bilir belki de biz vefayı hak etmiyoruz. Yaşadığın sürece  gök kubbede bir hoş seda bırakmamışsan vefayı da aramayacak, beklemeyeceksin.

VEFA artık yok oldu ama, VEFA semti İstanbul’da  bulunmaktadır.

Şimdi size  siyaset ve vefa ile ilgili birkaç söz yazayım.

 

SİYASETTE BİR YERLERE GELMEK BELKİ KOLAY AMA O YERDE UZUN SÜRE DURMAK ÇOK ZOR

TÜKÜRECEĞİN YÜZDE, ÖPECEĞİN KADAR YER BIRAK GÜN GELİR O TÜKÜRDÜĞÜN YÜZÜ ÖPMEK ZORUNDA KALABİLİRSİN.

Ülkemizde siyaset için söylenen ve söylenecek çok söz var sizlere bir kaçını hatırlatmak ve paylaşarak siyasi nostalji yapmak istedim.

Bakınız günümüz siyasetine doğru veya yanlış, haklı veya haksız bu yoruma gitmiyorum ama, tablo ortada. Dün övgüler yağdırdığımız insanlar bugün saf dışı edilmektedir.

Acaba neden ?
Hak mı ediyorlar?
Bilemem.

Bunu onlar değerlendirsin.

İşte size siyaset ve vefa ile  ilgili olarak değerli dostum, 40 yıldır arkadaşım eski Anavatan  Partisinde siyaset yapan ve bana aşağıdaki yazıyı gönderen  Elektrik Mühendisi  Kemal Başaran’ın gönderisini küçük değişimler, çıkarmalar ve eklemelerle sizlerle paylaşıyorum. Değerlendirmeyi de siz yapın.

“Arkadaşlarımla 1983-2000 yılları arası yaklaşık 17 sene aktif siyaset yaptım.Bu süre içerisinde partimin İl ve İlçe yönetim kurullarında ve 10 yıl Selçuklu ve Büyükşehir Belediye Meclis üyeliği görevlerinde bulundum.

Siyaset nankör bir iştir işimiz gücümüz var doğru dürüst kişilerin yapacağı bir iş değil diyerek aktif olarak siyasetin içinde görev almak istemeyenler günümüzde çoğunlukta.

Her siyaset yapan kişi haksız kazanç sağlamak siyaset sofrasındaki etten yiyemezsem suyuna ekmeğimi batırayım diyerek haksız kazanç sağlamak peşinde olamaz. Elbette bunların içinde istisnaları vardır.

Hırsızın, yetim hakkı yiyenin partisi olmaz, olsa bile göstermeliktir.Hangi parti iktidarda ise ilk gün o partinin kapısında kuyruk sallamaya, çanak yalamaya başlarlar.

Bu kişiler hangi çeşmeden su akacağını tahmin ederek testisini doldurmak için herkesten önce sıraya girer.
Bu kişiler sağmal inekle kısır ineği hemen fark eder; helkeyi eline alır herkesten önce sağmal ineğin sütünü sağmaya çalışır.

Siyaseti HALKA HİZMETİ HAKKA HİZMET kabul ederek boğazından haram lokma geçirmeden tüyü bitmedik yetimin hakkını gözeterek yapıyorsan.
Siyasette harcadığın zaman, parasal giderlerin, emeğin sana bu dünyada mutluluk öbür dünyada sevap olarak yazılacağını unutmadan siyaset yaptık.

Bizim politika yaptığımız yıllarda köyler arasında stabilize yol yoktu, tarla yolu yoktu, Köylerde telefon yoktu, İçme suyu yoktu, bazı köy ve yaylalarda elektrik yoktu, tarlasını sulayacak elektrik hatları yoktu, sağlık ocağı doktor ebe hemşire yoktu, Çoğu yerde ilk okul yoktu veya çok eskiydi.

Politika yaparken İlçelerin, köylerin, yaylaların ve mezraların bu eksikliklerini gidermek, hizmeti götürmek için biri birimizle yarış yapardık.
Bu hizmetlerin gittiği yerde yaşayan vatandaşların hizmetler ayağına geldiğini görüp faydalanmaya başladığı zaman yüzlerindeki sevinç ve mutluluklar bizleri daha çok çalışmaya hizmet etmeye yönlendirirdi.
Siyaset yaparken kendi işimizden ailemizle birlikte geçireceğimiz zamanı hiç bir karşılık beklemeden tabir yerinde azığı suyu kendinden çalışırdık.

Siyasette harcadığımız zamanımızı başka yerlerde harcasaydık kendimize şu kadar ekonomik gelir sağlardık hesabını hiç yapmadık.
Bu ekonomik kaybımızı siyaseti ön plana çıkartarak kendi kazanç hanemize yazılacak akçeli ve parasal işlerin içinde hiç olmadık.
Siyaset bir ekip işidir ama ekibindeki kişilerin geçmişinde defosu olmamalı siyasete girerek belirli kişilerle teşviki mesai yaparak kendini sütten çıkmış ak kaşık gibi göstermesine pisliklerini örtmesine asla müsade etmedik.

Dere geçilinceye kadar, siyaset yapacağım diyerek haksızlık yapanları devletin malına , tüyü bitmedik yetimin hakkını yemek için el uzatmış kişilerle hiç siyaset yapmadık, yapmak isteyenlerde fırsat vermedik.

Siyaseti bir meslek gibi amaç edinmedik devletle millet arasında araç olarak kullandık, zamanı gelince de bırakılacağını bilerek hoş bir seda bırakacak şekilde yapmaya çalıştık.

Siyaset yaparken makam ve mevki peşinde olmadık her görevi Allah takdir ederse olacağını düşünerek bulunduğumuz yerde üstlendiğimiz görev içerisinde hakkını vererek yapmaya çalıştık.

Siyasette vefa yok derler ben buna katılmıyorum o yıllarda birlikte siyaset yaptığımız doğru, dürüst bir çok insan tanıdım, dost ve arkadaş oldum önemli olan dostluğunu devam ettirmek onları hatırlamaktır vefa.

Siyasette hizmet için verdiğin emek ve zaman çok önemli bazı siyasetçiler bir yerlere gelmek için başkalarının omzuna basarak ayağından çekerek çelme takarak bir yerlere gelmiş olabilirler.

Bu tür siyasetçilerin keseri hep kendine ve çevresine yontarak iş yaptıklarını halk en kısa süre içerisinde hemen görür öğrenir.
Bu tür politikacıların siyaset tarihinde ve halk arasında yaptığı hizmetleri de ve ismi de unutulmaya mahkumdur.

Yukarıda söylediğim bir sözü tekrarlayarak siyaseti HALKA HİZMETİ HAKKA HİZMET kabul ederek yaparsan kişiye zevk verir. Hak, hukuk kuralları içerisinde senin yaptığın hizmetler aradan  yıllar  geçse dahi ismin ve yaptığın hizmetlerde unutulmaz.
Bir yerde yıllar sonra o yörenin insanları ile karşılaştığın zaman hizmet götürdüğün kişilerle karşılaşırsın eline sarılır teşekkür ederler bu da insana büyük zevk ve mutluluk verir.

Ülkemizde ki siyasetin yapısı gittikçe değişmekte ve bozulmakta olup siyaset yapan Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Belediye Meclis üyeleri, İl ve İlçe yöneticileri göreve gelmek için gücünü partili veya partisiz vatandaşlardan almadan üst yöneticilerden alarak gelmekte çabasında.Buda halktan kopuk halkı tanımayan siyasi partilere dönüşmekte olduğunu görmekteyiz.
Partiler ve Seçim yasaları da yıllardır yapılması gereken ve bir türlü yapılamayan değişikler sonucu vatandaşlara kendini yönetecek kişileri seçme şansı ve hakkı verilmemektedir.Bundan sonra yapılacaksa da alkışlarız.

Ülkemizde seçim ve partiler yasaları değişmediği müddetçe ülkemizde halkın içinde olduğu kendisini yönetecek kişileri seçme şansı verilmediği sürece tam demokrasinin uygulanması mümkün değildir.

Siyasette hak edenin hak ettiği yere gelmesi, çalışanın emek verenin emeğinin karşılığını alması, siyasette tabandan başlayarak, basamakların tek, tek, çıkılması gerekir.
Yani olması gerekenin, işin doğasının böyle olması lazım, ama böyle olmadığı için bu ülkede siyaset yapan herkes tarafından bilinmekte.
Siyasette aslında tabandan gelen, yaşadığı yerde siyaset yapan, kamuoyunda karşılığı olan, topluma mal olmuş insanları aday yapmak gerekirken,eski dönemde olduğu gibi genel olarak tercihler, adayların isimlerinin önünde ki parıltılı Profesör, Doktor, Avukat, Mühendis, Emekli Asker, Müsteşar gibi etiketlerden esinlenerek aday yapılırdı. Günümüzde de yapılmaya devam edilmekte vatandaşların tercihi tamamen göz ardı edilmektedir.Bunun düzeltilmesi gündemde . Bakalım nasıl yapılacak, göreceğiz.
Partinin tozunu yutmamış, tabanı tanımayan, aday olduğu bölgeyi bilmeyen kişilerle , yola çıkmak ne kadar gerçekçi ve kalıcı başarıları getirebilir. Olsa bile gelip, geçicidir.

Bu aslında bana göre makul sayıda kabul edilebilir bir yöntemdir. Ama makul olmak şartıyla, çünkü bu insanların parti içinde Hakim nezaretinde yapılacak bir ön seçimden, bir yarışta seçilme şansları yoktur.
Buna benzer bir başka örnekte, siyaseti tabandan yapmanın angaryası ile uğraşmadan, ahbap çavuş ilişkileri, eş dost, hatırlı ağabeyler, parti büyükleri ve buna benzer yöntemleri kullanarak, gerçek parti emekçilerinin haklarını gasp ederek bir yerlere gelmek, uzun bir süredir tercih edilen bir yöntem olmuştur.
Biz siyasette buna paraşüt yöntemi diyoruz, Partide çalışmadan basamakları tek tek çıkmadan, emek vermeden, yorulmadan, partinin kirasını çalışanların parasını ve genel giderleri ödemeden bi haber kişilere paraşütle gelmiş adaylar denilmektedir.
Siyasi parti liderleri, Bakanlar, Milletvekilleri, Parti yöneticileri biri birlerine sade vatandaşların dahi söyleyememeği ağır sözler sarf etmekteler.
Siyasette uzun süreli dost, uzun süreli küs kalınmıyor bu cümle ile eski siyasetçilerimizin klişe olmuş lafları hepimizin hafızalarında durmakta. Tekrar hatırlayalım TÜKÜRECEĞİN YÜZDE,ÖPECEĞİN KADAR YER BIRAK GÜN GELİR O TÜKÜRDÜĞÜN YÜZÜ ÖPMEK ZORUNDA KALABİLİRSİN.

 

Bu yazı toplam 347 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.