1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Son Gün, Son Viraj
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Son Gün, Son Viraj

A+A-

Bugün Konya, Türkiye’nin ve Dünya’nın değerli bir lideri, Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ı kucaklayacak. Bunun için tüm hazırlıklar tamamlandı.

Referandum finalini Konya’da tamamlayacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her zaman olduğu gibi, yine Konya’ya verdiği değeri bu ziyaretiyle gösterecek ve belki de Konyalılara müjdeli haberler verip, referandumda “EVET” isteyecek.

Konyalılarında Cumhurbaşkanından isteyeceği şeyleri sanırım ilgililer kendisine iletmişlerdir. Bu isteklerin en başında eski Başbakan Davutoğlu ‘tarafından verilen yatırımların bir an önce hayata geçirilmesidir.

+++

Bir süredir devam eden, salvolar, kavgalar ve atışmalar yarın sona eriyor.

Bununla ilgili yazı yazmamızda sona eriyor.

Artık Referandum için son güne, son viraja geldik. Ustaca bu manevrayı kim iyi yapar ve halkı kim ikna etmiş ise “EVET” ya da “HAYIR “ kazanacaktır.

Her zaman söylediğim gibi ülkemiz için, milletimiz için, bayrağımız için, geleceğimiz için ne hayırlı ise Yüce Mevla bize bunu nasip etsin.

  1. kıymetini ihtiyarlar, huzurun kıymetini huzursuzlar, sağlığın kıymetini hastalar, vatanın kıymetini vatansızlar, hayatın kıymetini ise ölüler bilir.

Evet, 16 Nisan’da sandığa gideceğiz. Gitmemiz gerektiğine gönülden inanıyorum. Bir vatandaşlık görevidir. Gitmemek bir vebal getirecektir.

Elbette sandıkta aklımıza, mantığımıza, vicdanımızın sesine göre karar verir oy kullanacağız. Vereceğimiz oy ister “EVET”, ister “HAYIR” ikisinin de gelecekte telafisi olmayabilir.

Onu bunu bilmem ama ülkemiz ihanet çetesinin algıları ile tüm ihanet yapılarını sırtlanı, çakalı, yılanı ile saldırmaktadırlar. Bunu halkımız görmelidir ve oyunu ona göre vermelidir.

İşte PKK,

İŞTE FETÖ,

İşte AB,

İşte Avrupa,

İşte sağımız,

İşte solumuz.

Bunların hakkından mutlaka Türk Milleti Türkü, Kürdü, Laz’ı, Çerkez’i, Alevi’si, Sünni’si ile yine gelecektir.Ancak bu nasıl algı ki, kuzuları kurdun sofrasına, yani kendi ayağına getirir?

Biz önce Türk, sonra Müslümanız.

Kimse bizi bölmemelidir, böldürmemeliyiz.

Hemen hepimiz aynı Allah’a,

Hemen hepimiz İslam dinine,

Hemen hepimiz Hz. Muhammed’e inanıyoruz.

Hemen hepimiz Kabe’ye yöneliyoruz.

Kimsi kimseyi, tercihinden etnik kökeninden dolayı şucu, bucu diye bölmemelidir. Buna fırsat vermemeliyiz. Bölenlere de sandıkta cevap vermeliyiz.

Bu ne hırs ki kaptana kızıp, kendi bindiği gemiyi batırmayı göze alır?

 

Anlamadılar işte, ikna edemediniz! Şimdi duygusallık yapıp onlar sizi ikna ettiler. Öyle ki, kendilerinin görevde iken başaramadıklarını, şimdi içerdeyken size yaptırmaya çalışıyorlar. Ülkenize ihanet ettiriyorlar!

Hani biz şeriatın kestiği parmağın acımayacağını söylerdik hep!

Bu ülke Allah korusun düşerse nelerin ve nerelerin düşeceğini çok iyi biliyoruz, sizde çok iyi bilirsiniz!

Gidecek başka vatanımız yok bunu da bilirsiniz!

Ama o ihanet kukaları o kadar çok algı yaptılar ki, düşman ülkeyi işgal etse ellerinde çiçekler ile karşılayacak kadar nefret dolular.

Hadi onları ve ihanetlerini anladık, atalarından kalan nefretleri var.

Kimisi için zulüm 1071 de Malazgirt’ten gelen atamız Alparslan ile başlamış,

Kimine göre Fatih Sultan Mehmet’in 1453 te İstanbul’u fethi ile başlamış,

Kimine göre ise 1922 de Yunan denize döküldüğü zaman başladı.

Peki, bize ne oldu böyle ki, onların algıları, iftiraları ve ihanetlerine malzeme olur, onlar gibi düşünürüz de, özümüze ve öz değerlerimize ihanete gittiğimizi göremeyiz?

İnşallah 16 Nisan sonrası keşke demeye zamanımız olur!

Değilse, tarihi vesikaların yazacağı “ucuz hesapların hainleri” her iki cihanda vebal altındalar.

Hani Sultan Abdülhamit Han'ı devirenler demiş ya: “Bizim bütün mücadelemiz Abdülhamit hanı tahttan indirmek içindi, ondan sonrasını planlamadık.”

 

Ha şunu demeden geçemeyeceğim: Acının zulmün ve ihanetin en büyüğünü yaşayan ve hükümetin iradesiyle kendi üzerinde devletin şefkatini, terörün başında ise çelik yumruğunu gören Doğu ve Güneydoğu halkı, bu referandumda en çok ciddi bir mesaj verecek diye beklentisi olanlardanım.

Çatlamaya, patlamaya gerek yok!

16 Nisan'dan sonra şapkamızı önümüze alıp mahcubiyet içerisinde oturmak istemiyor isek ve Vatan bizim ilelebet toprağımızdır diyebiliyor isek, aklı selim düşünüp, vicdanımızın sesini dinleyerek tercihimizi yapmalıyız.

Gerisi faso- Fiso

Unutmayınız ki, başka Türkiye yok.

Yazımı Selahattin Eyyubi’nin bir sözü ile bitiriyorum:
“Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.”

Bu yazı toplam 247 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.