1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Sonbahar masalı!
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Sonbahar masalı!

A+A-

Siz Sonbahar masalını bilir misiniz.

Ben bilmem ama, dinlerim ve hüzünlenirim.

İstiyorum ki, siz hüzünlenmeyin.

Aylardan Eylül ile başlar sonbahar.

Bir ay geçti mevsimden. Şimdi Ekim  ayına ramak var.

Ruhlarımız ve bedenlerimiz gündüzleri yazın, hatta sonbahar’ın biraz ısıtan, biraz soğutan  son demlerini yaşıyoruz güneşin, mevsimin…

Doğa, güneş, parklar, piknik alanları, tatilciler için deniz kendilerini kış mevsiminin soğuk ve karanlık gecelerine teslim etmemek için mücadele ediyor.Ancak bu doğanın kanunu ve kimse bu akışı durduramaz.

Sonbahar’ın da bizim gibi canlıların yaşamlarında son dönemeçlerinden birisi.Kışa adım adım yaklaşmaktayız.

Bir taraftan da TV dizileri hız kazandı. TRT de Tarihi dizçiler benim çok ilgimi çeker. Sizi bilmem…

Kış hazırlıkları için son günler.

Dünya işleri.

Birde işin başka boyutu, hayatın akışı var.

Yine Sonbahar…

Yine “acı” dondurucu soğukların habercisi var.

Poyraz,

Karayel,

Fırtına,

Gök gürültüsü,

Şimşek çakmalar…

Bazıları diyor ki:

“Sonbahar aşk mevsimi “

Bana göre ise,

Sonbahar hüznün, ayrılıkların mevsimi.

Yaprak dökümü,

Hazan Mevsimi…

BEN  sonbaharları sevmiyorum.

Göçmen kuşlar gitti.

Bilmiyorum bir daha görür müyüz, leylekleri, kırlangıçları ve o sevimli kuşları…

 Boşu boşuna arıyorum etrafta şakıyan kumruları, yaban güvercinlerini…

Hüzün ve soğuk rüzgârların şiddetiyle sallanıyorlar ve ayakta kalmak, savrulan bedenlerini, kopup giden yapraklarının arkasından sanki ağıtlar yakıyorlar…Bu hazan, bu hız gelecek birkaç gün içinde daha da  çoğalacaktır.

Ben bu sonbaharları sevmiyorum.

Mahalledeki camilerin hoparlöründen sala seslerini hep en çok sonbaharlarda dinlemiştim.

 Hep söylerler:

“ Vakti-saati yoktur ölümün.”

Okula başlayıp da ilk cetvel dayağını bir sonbaharda yemiştim, daha varan bir...

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ulu Önder Atatürk Türk ulusundan 10 Kasımda, sonbaharda ayrıldı aramızdan…

 Her bir yaprak yere düştüğünde, bir koşu onu alıp dalına koymak gelir içimden.

Saati, günü, ayı durdurmak gelir içimden.

Bu günlerde en çok yaprakların yere düşüşüne canım sıkılır. Hüzün kaplar benliğimi. Ağlamak isterim ama, göz yaşlarım hüznümü büsbütün çoğaltır. Kızım Zeynep balkonumda veya odamda benim halimi görünce üzülür,” niye ağlıyorsun baba” diye sorar.

Bilmiyorum dallar mı sevdasız, yapraklar mı vefasızdır. Yoksa bizler, insanlar mı?

"Sonbahardır..."

İyi ya işte, sonbaharlar ayrılık zamanlarıdır.

Tanımlayamadığımız bir sızı kaplar içimizi... Duymadığımız bir hüzünlü şarkı çalıp durur kulaklarımızda...

Ben bu sonbaharları sevmiyorum.

+++

eylul.jpg

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.