1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. SONBAHAR’I YAŞIYORUZ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

SONBAHAR’I YAŞIYORUZ

A+A-

Sonbahar’ı yaşıyoruz. Hatta kışıa bir adım daha yaklaştık.
Sonbahar’ı yaşıyoruz dedikse, Allah geçinden versin, hayatının sonbaharını yaşayan da vardır. Mevsimlerden Sonbahar’ı yaşayanlarda var.
Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya, diyor Y. Kemal Beyatlı.
Baharda kışı,
Kışın da baharı özler insan..
Ne uzaksa onu özler..
Kavuşmak şart mı?.
Boşver!
Bazı şeyler yokken güzel..”
Hiçbir ölüm vakitli ölüm değildir ama, ölümde sıra yoktur.
Kimin ne zaman ve nasıl öleceğini Allah bilir. Yüce Mevla herkese hayırlı ölümler versin.
Her mevsimin kendine özgü güzellikleri var. Bu sonbahar güzel geçiyor. Sabahları serinlik, öğleye doğru “pastırma sıcakları” akşam saatlerinde biraz daha serinlik.  Sonbahar hepimizi üşütmeye başladı bile… Yine Sonbahar  2. Ayı olarak kabul edilen Ekim ayınızın da  ortasını geçtik.
Yine “acı” dondurucu soğukların habercisi var.
Poyraz, 
Karayel,
Fırtına,
Gök gürültüsü,
Şimşek çakmalar…
Sonbahar hüznün, ayrılıkların mevsimi.
Yaprak dökümü,
Hazan Mevsimi…
BEN bu sonbaharları sevmiyorum.
Kırlangıçlar gitti. 
Bilmiyorum bir kez daha geldiklerini görümüyüz.
Boşu boşuna arıyorum ilkbaharda etrafta şakıyan kumruları, yaban güvercinlerini…
Bakıyorum ki, çok da bakımlı olmayan bahçemizdeki üzüm asmaları, ceviz ağaçları, narçiçeği, yaban gülleri ve caddenin orta refüjünde, kaldırımlardaki ıhlamur ağacı boynunu bükmüş, sararan yapraklarına gözyaşı döküyor gibiler.
Hüzün ve soğuk rüzgârların şiddetiyle sallanıyorlar ve ayakta kalmak, savrulan bedenlerini, kopup giden yapraklarının arkasından sanki ağıtlar yakıyorlar…
Balkonumdaki yaz çiçekleri, eşimin yaşatma isteğine rağmen kasımpatı, cam gülü, reyhan, papatya, horozibiği, rozet ha soldu, ha solacak. Boyunlarını bükmüşler yaşamlarının son günlerini geçiriyorlar.
Mahalledeki camilerin hoparlöründen sala seslerini hep en çok sonbaharlarda dinlemiştim.
 Hep söylerler:
“ Vakti-saati yoktur ölümün.”
Gerçekten öyledir ama, sevdiklerimi hep sonbaharlarda kaybettim. 
Anam,
Babam,
Dayım,
Yengem, 
Amcam ve birçok sevdiğim dostlarım hep sonbaharda veda etti bana ve dünyaya…
Her sonbaharda iki çeşme, iki gözüm, akan yaşlar içime akar.
Okula başlayıp da ilk cetvel dayağını bir sonbaharda yemiştim, daha varan bir...
Sonbahar, Kasım ayı…
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ulu Önder Atatürk Türk ulusundan 10 Kasımda, sonbaharda ayrıldı aramızdan…
 Adımı ilk kez bir sonbaharda kulağıma bağırarak söylenmiştir rahmetli babam:
" Dursun, Dursun, Dursun!”
Ben durdum mu, durabildim mi bilmiyorum…
Emekledim, yürüdüm, koştum. Durdurmak isteyenler olabilir..
Belki dua edenlerde …
Dünya’ya gelişimle hedefime ulaştın mı derseniz, biraz evet, biraz hayır,
Hiçbir zaman dünya için, menfaat için koşmadım. Tuttuğumu kopardım.
Tatlıyı da, acıyı da tattım. En zor yaşam kesitlerimde umutsuzluğa düşmedim. Ağlamasını da bildim, gülmesini de.Ancak hangisi fazla bilemiyorum. 
Yaşamam, hayat sürmem için, hayatta kalmak için doğum yaptıran ebemin oğlunun ismi:
“Dursun!”
Yine Sonbahar…
Her bir yaprak yere düştüğünde, bir koşu onu alıp dalına koymak gelir içimden. 
Saati, günü, ayı durdurmak gelir içimden. Ancak ne mümkün…
Bu günlerde en çok yaprakların yere düşüşüne canım sıkılır. Hüzün kaplar benliğimi. Ağlamak isterim ama, göz yaşlarım hüznümü büsbütün çoğaltır. 
Bilmiyorum dallar mı sevdasız, yapraklar mı vefasızdır. Yoksa bizler, insanlar mı?
"Sonbahardır..."
Sonbaharlar ayrılık zamanlarıdır.
Tanımlayamadığımız bir sızı kaplar içimizi... Duymadığımız bir hüzünlü şarkı çalıp durur kulaklarımızda...
Ben bu sonbaharları sevmiyorum. 
Hayat üç buçukla, dört arasındadır;
Ya üç buçuk atarsın,
Ya da dört dörtlük yaşarsın.
Bir bakmışsın sabah,
Bir bakmışın akşam…
Akıp gidiyor zaman.
Daha dün çocuktuk oysaki,
Rengarenk çiçekler gibi…
Yıllar geçti,
Çocukluk bitti,
Gençlik gitti,
Renkler silindi.
Esmiyor artık kavak yelleri…
Haydi kalkın ayağa çocuklar,
Son bahardayız belli…
Vakit doya doya yaşama vakti.
+++++++++++++  
Yazımızı Ayşe Manav’ın bir şiiri ile bitirelim.
Şimdi her biriniz savrulurken benden
Çok uzaklara,
Gözlerim hep sizi arıyor,
Mutlu,Mutsuz akşamlarda,
Kayan her yıldızın ışığında,
Günlerim peş peşe kovalarken haftaları, ayları,
Saatler akıp giderken anlamsızca,
Ayrılıklar kanatıyor kalbimi acımasızca.
Hasret acıtıyor canımı en fazla,
Böyle mi olmalıydı…
Saçıldık, her birimiz oradan oraya.
Gözlerimde yaş, kalbimde acı,
Sonbaharda savrulduk çok uzaklara,
Tek başına bir sözlük gibi.
Sihirli bir cümle kavuşmak üzere,
Mutlu yarınlara…

Bu yazı toplam 422 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.