1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. SOSYAL MEDYA KAHRAMANLIĞI REVAÇTA!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

SOSYAL MEDYA KAHRAMANLIĞI REVAÇTA!

A+A-

Kurban bayramına sadece üç gün kaldı. Müslümanlarda hummalı bir telaştır gidiyor. Herkesi şimdiden kurban telaşı sardı. Bayramları gerçek anlamda yaşamalı ve yaşatmalıyız. Özellikle çocuklarımıza bayramların müminler arasında kaynaşma vesilesi olduğunu dikte edelim. Özellikle günümüzde yok olup giden büyük küçük arasında yaş farkından doğan sevgi ve saygı dengesini hatırlatalım. Özellikle de toplumlar arasında virüs gibi yer bulan ve gün geçtikçe de etkisini artıran samimiyetten uzak sadece ben merkezli bir ahlaki yapının geleceğin dünyası için felaket olacağını çok iyi bilelim. Madde ve süksenin prim yaptığı dünyamızda aslında gerçek mutluluk ve doğru yolun İslam kardeşliği ve kucaklaşmadan geçtiğini beyinlere nakşedelim.

Her geçen günün çok sayıda manevi yapımızı tahrip ettiğini ve kibirliliğiyle ön plana çıkan çok sayıda gösteriş Müslümanını ön plana çıkardığını toplumun bilincine arz etmeli ve bu tehdide karşı tek yürek olarak hep birlikte mücadele azmi ve kararlılığımızı her platformda haykırmalıyız.

İlla ki geçmiş zamanların, hasret, huzur, mutluluk, dostluk, empati kokan yapısını yakalama şansımız yok. Ama en yakınını gerçekleştirmeye zorlayalım.

Bilirim, bazılarınız nafile çaba içinde olduğumu fısıldıyorsunuz. Sonuçta yerel bir gazetede haftada iki defa yazıyorum. Çıkan yazımı internet sayfalarından taş çatlasa 300 ile 400 kişi okuyup geçiyor. Hedefi her defasında ıskalıyoruz. İçimizden geldiği gibi yazdığımız makaleler, geçen günle birlikte tarih olup, yok oluyor. Kendimi bu hususta da sorguluyorum. Hatalarımla yüzleşmek için yoğun çaba gösteriyorum. Niçin insanların doğruya yönelmesinde bir katkı sağlayamadığımızı düşünüyorum. Belki de yeterince samimi değiliz. Belki dünya hırsının aşırı galebe çaldığı asrımızda kaleme aldıklarımız okur nezdinde kabul görmüyor. Saf insan kalmadı. Herkes kendi çapında bilgili oldu. Eline cep telefonu alan, internetin karşısına geçen her kesim oradan bir şeyler okudukça, çeşitli paylaşımlarda bulundukça kendini abarttı. Eninde sonunda ölümlü bir fani olduğu gerçeğini aklının bir kenarına koymadı. Egosunu şişirdikçe şişirdi. Kibirde çığır üstüne çığır açtı. Maneviyattan fersah fersah uzaklaşarak dünya tutkusuna meylettiren geçici hevesler peşinde koşturmaya başladı. Eli ayağı tutunca her melaneti rahatça yapabileceği inancıyla yol aldı. Günün biri gelip te elden ayaktan kesilince, birilerinin yardımına muhtaç olduğu gerçeğiyle yüzleşince eyvah moduna girerek geçmişe dönük hatalarının verdiği nedametle paniklemeye başladı.

Aslında hayat iman ve cihat idi. Ama dünyalık heva ve heveslerin geçici olduğuna kendini inandırsa da kalbini inandıramadı. El ayak tutarken kazanmalı, yapmalı, etmeliydi. Yaptı etti de…. Rüyasında göremeyeceği büyük paralarda kazandı. Ama o kazandığı paralar kendini Allah’ın huzurunda hesap vermekten alıkoyamazdı. Hesap günü maddi birikimlerinin yaşadığı lüks ve şatafatın hükmü geçersizdi. Birçok noktada hor gördüğü imanı kâmil insanlar orada çok daha rahat bir imtihan süreciyle dehşet gününün korkusundan emin olacaklar.

Aslında Allah korkusu sadece dillerindeydi. Kalplerinde o korkudan eser yoktu. Allah, dünyalık menfaatlerden lütfettikçe bunun kendi imtihanı olduğunu anlamaktan oldukça uzak bir noktadaydılar. Çırılçıplak geldiği dünyadan yine çırılçıplak bir kefen içinde nakledileceği gerçeğiyle hiç yüzleşmedi. Hatırlamak istemedi. Dünya aşkına ket vuramadı. Heva ve heveslerinden sıyrılamadı. Gördüğü, duyduğu her haramdan istifade etmeye çabaladı. Onun aslında imtihanı olduğunu bilemedi, bilemedik.

Artık torpilde geçersizdi. Orada sadece yaptıklarının hesabı vardı.

Değerli okurlarım, işte böylesine hassas bir konuda kendimizi kandırmanın alemi yok. Hep birlikte aklımızı başımıza alalım. Bugüne kadar ki hatalarımız sebebiyle af ve mağfirette bulunalım. Kendimizi kurtarabildiğimiz noktadan kurtaralım. Elbette hepimizin kendince hataları, yanlışları ve kusurları olmuştur. Bunların affedileceği ana merci rabbimizin katıdır. İnsanları ön yargı ile yargılamayalım. Kendimizi sütten çıkmış ak kaşık yerine koyarak, diğerlerini ötekileştirmenin günümüz yaşam tarzında bir realite olduğunu biliyoruz. Ama bununla ancak kendimizi kandırabiliriz. Kendini sosyal paylaşım sitelerinde olduğundan farklı ve üstün gösteren yığınlarca insanın büyük bir çoğunluğunun kendini gösterdiği görüntü ve paylaşımlardan fersah fersah uzak olduğunu şuurlu kardeşlerim çok iyi biliyor. Bu sitelerin asıl amaçlarından biri de bu şekilde ortaya çıkmış oluyor. Facebook sitesinden her gün mesai yaparcasına dua, niyaz ve muhabbet söylemleri ve vecizeleri paylaşan çok sayıda bay, bayan bir alay kalabalığın gerçek yaşamlarında tamamen egoist ve gösteriş meraklısı olduğunu bilmiyor değiliz. Hele yaşı kemale ermiş çok sayıda birilerinin paylaşımları ve paylaşım vakitlerine baktığımız zaman gününün tümüne yakınını bilgisayar karşısında heder ettiğini anlamak için allame olmaya gerek yok. Tek derdi, sadece karşısındaki kendi gibi birilerine kendini beğendirmek olan bu tür kişilerin gerçek yaşamlarında belki de yiyecek ekmeğe muhtaç ve kendisine güvenip işveren kişinin güvenine rağmen akşama kadar bilgisayar fedailiği ve kahramanlığı peşinde koştuğunu pekâlâ biliyoruz. Bu arada facebookta ki dua paylaşımlarına yorum yapmakla ve paylaşmakla paçayı da yırtmış olmuyoruz.

Yazıktır, günahtır. Sizi takdir etmesi gereken sen ben gibi dört fani değil, âlemleri yaratan yüce yaratıcımızdır.   

    

 

Bu yazı toplam 416 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.