1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. SOSYAL MEDYADA FİKRİ TUZAKLAR
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

SOSYAL MEDYADA FİKRİ TUZAKLAR

A+A-

Sosyal medya üzerinden insanları yönlendirmek, çekip çevirmek hem kolay hem de masrafsız olunca kendi fikri yapısını diğerlerine dayatma amacıyla bu imkânı kullananların çoğaldığını görmekteyiz. İnternet imkânlarını kullanarak kendi işe yaramaz, diğerlerini karalayıcı içerikli yazı, görsel veya video paylaşımları bu aralar revaçta geziyor.
Saymakla bitmeyecek kadar çok olan paylaşımlar, günden güne farklı isimler adıyla tüm facebook ya da twitter kullanıcılarının hesaplarına gönderiliyor. Sosyal medya gücünün revaçta olduğu günümüzde insanlar oturdukları bilgisayar kanalıyla kendini olduğundan farklı gösterme çabasına düştüğünü görüyoruz. Kısaca son günlerin standart tanımı olan klavye mücahitliğiyle insanların zihnine kendi fikrini lanse etmek isteyen çevrelerin bu yoğun çabasının çok fazla işe yaramadığı açıkça ortadadır.
Düşünceyi insanlara ifşa etmede elbette sosyal medyanın etkisini inkâr etmiyorum. Ama birebir diyalog kadar etkin bir metot olduğunu da düşünmüyorum. 
Son günlerde sosyal medyanın facebook şubesinde hortlatılan bir grup dikkatimi çekti. Grubun adını “Hakkı üstün tutanlar” koymuşlar. Hemen her gün esip gürlüyorlar. Bundan yıllar öncesine ait konuşma veya paylaşımları gruplarından ifşa ederek akılları sıra kendi savundukları fikir adına cihat yapıyorlar. Ortaya gerçek cihat geldiği zaman herkesten önce de kendilerinin kaçacağı aşikâr. İşte fikri savunmada hâsıl olan bilgi kirliliği veya yönlendirmelerin onlar açısından seçmenin, genel açıdan halkımızın nezdinde bir geçerliliği olmamaktadır. İnsanlar, eskisi kadar sosyal medya paylaşımlı fikirlerin etkisi altında kalmıyor. Çünkü bu tür paylaşımlar son günlerde o kadar arttı ki ortaya inanılmaz bir fikir ve düşünce kirliliği çıktı. 
Hangi paylaşımı okursanız o an için haklılığına inanmışçasına bir düşünce sizi kaplıyor olsa da kalıcı olmuyor. Devamında tekrar aslına dönerek savunduğu fikri yapının doğruluğuna sığınan vatandaşımız öncelikle yıllar önce yaşanan ve milletimizin doğrularını gericilik, uç, saplantı gibi gösteren akımlara yeniden can verilmeye çalışıldığı oynak zeminin yaratılmaya çalışıldığını görebiliyor.
İşte az önce adını verdiğim grubu paylaşanların Saadet Partisi mensupları ya da sempatizanları tarafından olduğu bir realite. Bu partiye mensup zevatın son zamanlarda CHP’yi kendine örnek almak suretiyle ortaya yeni fikirler atarak onun ekseninde düşüncelerini açıklama yerine kendilerini kıyasıya eleştiriye odaklamaları fikri yeteneklerinin hassasiyetini kaybettiğini ve kötüleme eksenli bir taktiksel çabaya giriştiklerini görmekteyiz.
Günümüzde ortaya çıkan sosyal olanakların artması ve imkânların tüm halk tarafından kolayca erişilir pozisyonda olması bu sektörü canlı gösteriyor olabilir. Ama işin gerçeği farklı noktada ivme kazanıyor. İnsanımız uzun yıllardır oynanan siyasi taktik ve manevraların içinde pişerek bugünlere ulaştığı için sazan gibi her önüne gelenin peşine takılmak yerine araştırmayı tercih ederek geçmişle günümüz arasında ki kıyaslamayı en güzel haliyle bihakkın yerine getirme özverisinde bulunabiliyor.
Diğerini olabildiğince yermek suretiyle kendi fikrine çıkar yol bulma manevralarının prim yapamaz hale dönüştüğü günümüzde bu zevat eskimiş taktiklerle kendilerine oynayabilecekleri bir siyasi arena yaratma çabasına kalkıştılar.
Bugün iktidar partisinin yaptığı işlerde genellikle muvaffak olması işte bu olguyu sindirebilmiş ve bertaraf kabiliyeti kazanmasından ötürüdür. 
Hazım sorunu yaşayan çevrelerin yakın geçmişte yaşanan olaylardan ders çıkaramamış olmaları ya da eski Türkiye özlemlerinin depreşmesi bir noktada çaresizliğin dışavurumudur. Bundan sonra eskiye rağbet olmayacağını anlamaları için böylesi bir cihat anlayışıyla klavye mücahitliğine soyunan kesimin miting meydanlarında bağırdıkları mücahit tabiri ile gerçeğin ayrıştırılması gerekir. 
Şahsen mevcut iktidarın yaptığı icraatları genel anlamda tasvip ettiğim gibi tasvip etmediğim icraatlarını de çeşitli aralıkları köşemden sizlerle paylaşıyorum. 
Örneğin ekonomik anlamda iktidarın sorunlara net bir çözüm üretemediğini ve halkın ekonomik gücünün tahmin edilenden de daha negatife doğru gittiğini ifade edebiliyorum.
Tarım ve hayvancılık politikalarında iktidarın kendisine çekidüzen vermesi gerektiğini ve halka nefes aldıracak girişimlerde bulunmasını bekliyorum. Örneğin et fiyatlarının uçuk olması karşısında ithal eti ucuza mal ederek halka kısmi ferahlatma getirecek olan indirim çabaları yerine yok olmaya yönelen sektörün ülkemiz nezdinde yeniden ve daha güçlü olarak canlandırılması gerektiğini savunuyorum. Açık ifade etmek gerekirse 80 milyonluk devasa bir ülke olarak topu topu 7 milyon nüfuslu Sırp Cumhuriyetinden et ithal çabalarına anlam veremiyorum. 
Eğitim sisteminin yazboz tahtasına dönmesine anlam veremiyorum.
Örneğin cam filmini insanlara dayatarak gerçek sorunların gölgelenmesini anlamıyorum.
Anlatabiliyor muyum?  

Bu yazı toplam 355 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.