1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. Sosyal ve Siyasal Yapıdaki Çözülmelerin Nedenleri
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Sosyal ve Siyasal Yapıdaki Çözülmelerin Nedenleri

A+A-
Bir ülkenin ve toplumun var olabilmesi bünyesindeki yapıtaşlarının dinamiği ile ilişkili olup toplumsal gerçeklik ise toplumsal yapıyı, mekanik olarak işleyen, denge, hareket, tepki ve parçaların bütünle etkileşimi olarak vurgulanmaktadır. Toplumlar gelişme dönemlerinde bir denge durumunda ve düzen içinde istikrarlarını devam ettirebilmektedirler. Ülkemizde gelişme çağında ve değişim çağında bazı sıkıntılar oluşmakta ya da oluşturulmak istenilmektedir. Toplumlar aynı zamanda sürekli bir değişme ve oluş halindedir. Toplumsal değişmeleri etkileyen birçok faktör vardır. Bu faktörlerin etkisiyle kurum, grup ve sınıfların yapısı ve oluşturdukları ilişki ağları yenilenir. Değişme faktörlerinin bazıları, örneğin teknoloji, değişmeyi kendi seyrinde ve bunalım yaratmadan gerçekleştirir, ancak bazıları, savaşlar, göçler, felaketler gibi, toplumsal çözülmelere sebep olabilir, böylece toplumsal kriz dönemleri ortaya çıkar. Toplumsal kriz dönemlerinde de organizmanın parçaları birbiriyle ilişki içindedir ve birbirlerine dayanarak denge durumuna dönmek için yeniden organize olur. Toplum bunu yapabilmek için her zaman paylaştığı değerleri ve kabul ettiği standartları kullanır. Değer ve standartlar, eskiye dayanabileceği gibi kabul gören yeni değer ve standartlarla da geliştirilebilir. Böylece, toplumsal krizler, toplumsal kurumların yeniden birbirileriyle bağlantıya geçerek, yeni bağlantı türleri geliştirmeleri ve yeni uzlaşım dizileri yaratmaları ile sonuçlanabilir. Bunu yapamadıklarında çözülme emareleri görülmeye başlar.
Ülkemizin kurulmasında Çanakkale’de, yurdun dört biryanında mana ve formel( ayrı görüşte ve yapıda olsa bile)bütünleşme sonucu bir milli devlet kurulması amacıyla milli mücadele omuz omuza bir dayanışma ortaya konulmuştu. Bu süreçte aynı ideal etrafında bütünleşmiş, topyekûn mücadeleyi içeren toplumsal bir savunma birlikteliği oluşmuştu. Milli devlet hedefi bu mücadele sırasında yerleştirilme ön planda olup. Toplumun alt tabakalarındaki sembolik anlamı, “düşmandan kurtulma”, esarete düşmeme”, “gâvura toprak vermeme” şeklinde belirmiştir.
Osmanlı devletinin yıkılış dönemlerinde ortaya çıkan Osmanlıcılık, İslâmcılık ve Türkçülük, devletin ve sosyal yapının unsurları olan farklı milletlerden tebaanın dağılmasını önleme ve bütünleşmeyi sağlama çabalarıdır. Ama bu üç tarzı siyaset yanlış algılanmış ve başka boyutlara çekilmiştir.
Ülkemizde özellikle Diyarbakır ve Şırnak bölgelerinde meydana gelen halkın desteğinden yoksun olan terör sosyal ve siyasi gelişmeler açısından kültürel bütünleşmenin toplumsal bütünleşmeye dönüşümünü gözardı edilmesi anlamını taşımaktadır. Her sosyal ve siyasal sistem, içinde barındırdığı değerler, kurumların sürekliliği ve işlevlerini yerine getirmesiyle ayakta kalabilir, Sosyal kültürel sistemin varlığını sürdürebilmesi için kurumların işbirliğinin sürekliliği ve sosyal ihtiyaçların karşılanması gerekir, farklı parçaların birleşmesi, düzenlenmesi olmadıkça bütünleşmeden söz edilemez. Sosyal bütünleşmenin gerçekleşmesi bir kültür ortamında bütünleşmeyle sağlanabilir,
Aynı kültür kodlarına sahip sosyal kişilerin bir araya getirilmesi, ortak çıkarlar ya da hedefler çerçevesinde örgütlenmesi kolay olur. Sosyal bütünleşmenin ana faktörleri olarak kültür, kurumlar ve sınıflar sayılabilir. Sosyal bütünleşmeye katkısı olan eşgüdüm ve uyum gibi ana faktörlerin dışında yardımcı faktörlerden de etkisi vardır. Bir terör eylemi sırasında düşmanın yarattığı tehdit ve tehlike bu yardımcı faktörlerdendir. Tehlikeye karşı başarılı bir mücadele verme umudu, halkın birlik ve beraberlik içinde göstereceği sosyal reaksiyonu güçlendirir. Ortaklaşa fedakarlık ile kültürün güçlendirilmesi ve toplumun da bütünleştirilmesine çalışılır. Bu aşamada bütünleşme için ortak değerler etrafında toplanma söz konusudur. Bu ortak değerler dini ve milli değerlerdir. Bu açıklamalara göre sosyal bütünleşme, sosyal yapı içindeki, ortak değerlere sahip, kişilerin, kurumların, grupların ve sınıfların sürekli davranış örüntülerini göstermesiyle ortaya koyduğu eşgüdümdür. Bu eşgüdümü sağlayan her toplumda sosyal bütünleşmenin sağlanması kolaylaşır. Farklı toplum tiplerinde sosyal bütünleşme söz konusu edildiğinde, homojen toplumlar ve heterojen toplumlar ayrımı yapılmakta, bu ayrım esasında sosyal bütünleşme tarif edilmektedir.
Birlik ruhunu ve kuvvetini kaybeden toplum yıkılma sürecine girer. Türk toplumunda var olan bir çok sınıftan ve meslekten kişiler ve gruplar toplumsal bütünleşme içinde yer almıştır. Eşraf, aydın ve köylüler bunlardan bazılarıdır
Toplumsal değişmenin bütünleşme yönünde gerçekleşmesi, milli mücadeledeki grup, kurum ve sınıfların birlikte, milli irade etrafında ve kolektif bilinçle, bir amaç uğruna birleşmesiyle sağlanmıştır. Cemiyetlerin, kongrelerin, aydınların, askerlerin, din adamlarının ve diğerlerinin aynı amaç etrafında birleşmesi sosyal bütünleşmeyi sağlamıştır. Böylece toplum hayatında meydana gelen ve sosyal çözülmeyle sonuçlanabilecek bir değişme, yeni kurumların meydana getirilmesi ve bu kurumlar arasında yeni türden ilişki ağları kurulmasıyla, bütünleşme ile sonuçlanmıştır.
Tarihimizde Milli mücadele bir tür toplumsal kriz döneminde sosyal bütünleşme örneğini ortaya koymaktadır. Bölgedeki insanımızda bunların farkındadırlar. Şimdi mana ve formel bütünleşmenin oluşum zamanıdır.
 
Bu yazı toplam 151 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.