1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Söylesem tesiri yok, sussam gönül râzı değil…
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Söylesem tesiri yok, sussam gönül râzı değil…

A+A-
Atalarımız ne de güzel söylemişler “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” diye. Hele günümüzde devletsiz toplumların ya da devlet iradesinin ortadan kalktığı coğrafyaların amansız savruluşlarına, oraların halklarının çektikleri acılara, yıkımlara şahit oldukça bunun önemini ve değerini her gün daha fazla idrak ediyoruz. Zira devlet yoksa vatan da yok, düzen de yok, huzur da yok oluyor. Belki hepsinden daha vahimi gelecek ve geleceğe yönelik ümitler ve hayaller de mahvoluyor. Merhum Akif belki de bunun için diyordu “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın” diye.

Hemen yanıbaşımızda yer alan coğrafyalarda yaşanan acıların sızısının her gün yüreklerimizi dağladığı yetmiyormuş gibi son birkaç aydır bir de kendi ülkesi ve devletiyle ilgili, kendi geleceği ile ilgili bir dolu belirsizlikler ve endişelere mahkûm edilen bir millet haline geldik, getirildik maalesef. Hiçbirimizin aklına, vicdanına, hafsalasına sığmayan, nereden, nasıl geldiğine, yönlendirildiğine akıl erdiremediğimiz bir kaos içerisine sokulmaya çalışılıyor cennet vatanımız. Üstelik düne kadar “vatan, vatan” diye can atanların, vatan hasretiyle içlerinin yandığını ifade edenlerin bu vatana reva gördükleri durum ve devleti itibarsızlaştırma çabalarına şahit oldukça niyet ve samimiyetler de sorgulanır hale geliyor.

Halbuki vatan devletle, devlet de güçlü bir hükümetle kaimdir. Devletin içeride ve dışarıda tek meşru temsilcisi durumunda olan hükümet ise sadece milletin tercihleri ile yönetime gelir ve emanete sahip çıkmadığı takdirde de ancak yine milletin tercih etmemesiyle yönetimden uzaklaşmalıdır. Bunun dışında hiçbir yol yöntem doğru, haklı ve meşru değildir. Mademki tek meşru yol seçimle işbaşına gelenlerin yine seçimle bu görevden uzaklaşmalarıdır, o halde bu anlamda siyasetten başka bir çözüm de bulunmamaktadır. Tabii ki bunun da yine milleti ve milletin inandığı değerleri örselemeden yapılması gerekmektedir. Yani ilkeli, temiz siyasetle. Oysa yaşanan ve görünen odur ki olumlu, yapıcı, ilkeler, değerler ve projeler üzerinden yapılması gereken siyaset yerine bazıları ve dışarıdan siyasete müdahil olma hevesinde olanlar “fitne siyasetini” tercih eder duruma gelmişlerdir. Ben açıkçası piyasada dolaşan ses kayıtları ve kasetlerin “kavganın taraflarına” aynı eller tarafından servis edildiğine inanıyorum. Bunu anlamak için, içine düştüğümüz, düşürüldüğümüz durumdan memnun olan, zafer çığlıkları atanlara sadece bir kez bakmak yeterli olacaktır. Sonuçta da maneviyatı her an farklı unsurlarca terörize edilen bir toplum haline gelmiş bulunuyoruz. Korkunç bir akıl ve yürek tutulması ile karşı karşıyayız. Merhum Akif’i bir kez daha hatırlayalım;

“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez…”

Aslında siyasetten bahsetmek, olumsuzları gündeme taşımak çok da haz ettiğim bir şey olmasa da “tarafları” makuliyete davet eden onca yazımıza, paylaşımımıza rağmen fitnenin hız kesmemesi, hatta giderek şiddetini artırarak devam edip vatandaşlarımız arasında kırgınlıklara, küskünlüklere sebep olması, Fuzuli’nin muhteşem ifadesi ile;

“Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil,
Çektiğim âlâmı bir ben, bir de Allah'ım bilir…”
hassasiyetinde, devletimin ve milletimin istikbali ile ilgili endişelere gark olmuşken, yapılan haksızlıklar karşısında, “susamama” konumuna bizi taşımış bulunmaktadır.

Bizim için çekip gidebileceğimiz, yurt belleyebileceğimiz başka bir “vatan” yoktur ve olmayacaktır da. Zira Türkiye dışında her yer bizim için gurbettir, gurbet hükmündedir. Kavga her ne kadar hükümet üzerinden yürütülüyor görünse de asıl hedefin “Güçsüz ve Zelil bir Türkiye” olduğu apaçık görünmektedir. O halde zaman devletimize, vatanımıza sahip çıkma, tüm oynanan oyunları el birliğiyle bozma zamanıdır. Zira devlet yoksa, vatan yok olur, vatan yoksa bizler de yok olmaya mahkûm oluruz…
Bu yazı toplam 69 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.