1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. SÖZ GÜMÜŞSE, SÜKÛT ALTINDIR!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

SÖZ GÜMÜŞSE, SÜKÛT ALTINDIR!

A+A-

Öyle ise biz bu sözün gümüş bölümüne talip olmaktayız.
Kendimizce dilimizin döndüğünce konuşuyoruz. Konuşmaya başladık işte!
Konuşmayalım mı?
Sustuk mu, niye konuşmazsınız? Diye sorarlar.
Hâlbuki bizi “SÖZ GÜMÜŞSE, SÜKUT ALTINDIR.” Tembihini yapmamışlar mıydı?
*
Söz gümüşse, sükût altındır!
Bunu, Konuşulacak yerde susmak,
Susulacak yerde konuşmak! Şeklinde ifade etmiş.
Her insan konuşmayı ve susmayı yerine ve zamanına göre ayarlamalıdır.
Çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz!
Bilirsen güzel kelam söyle ibret alsınlar, bilmezsen sükût eyle adam sansınlar!
Bir konuş bin dinle!
Gibi bedavadan konuşmamak gerektiğini ifade eden bizden önce yaşayan atalarımız ifade etmişlerdir.
Japonlar çocuklarına önce susmayı öğretirlermiş.
Biz şimdi önce konuşmayı mı öğretiyoruz?
Sonra da her türlü mekânda çocuklarımızı susmaları için uyarırız öyle değil mi?
Geçmiş yıllarda Selçuklu Tıp’ta Oğlum Eşref Emin’i burun ameliyatı yaptırdık. Hastanede oda arkadaşı eski tanıdıklarımdan çıktı. Ben her ikisine birden refakatçilik ettim.
O tanıdık dost da ses tellerinden ameliyat olacakmış. Dün bugün derken ameliyat sırası gelene dek sohbet ettik.
Ameliyat sonrası bu dostumuza altı gün konuşmayacaksın: Demişler. Ben başlarında refekatcıyım. Baktım olmayacak eline kalem ve unutmayınız not kâğıtlarından verdim. İsteklerini bana bu şekilde bildiriyordu.
Bu arada Ahmet Kalaycı Ağabey geldi. Ortak dostumuzun niye konuşmadığını sordu. Ben espri kattım;
--- Benim olduğum yerde o konuşamaz! Dedim. Sonra baktım orucu bozacak doktor 6 gün konuşmayacaksın. Demiş onun için konuşmuyor. Bir başka arkadaşımız sorunca da;
--- Ağaya susturucu taktırdım. Diye cevap verdim.
Bu arada Eşref Emin ameliyat öncesi gece 12’den sonra yemek yememesi tembih edilmiş 15.30’da ameliyat oldu. Ayılması odasına gelmesi saat beşi buldu. Eşref;
--- 6 Saatte yeme içme yasak gece on biri bulacak oruçtan daha fazla 23 saati bulacak bizim açlık susuzluk. Dedi.
Hesap doğru, sayısalcı olmanın keyfiyetidir. Dedim. Ancak, bu hesapta sıkıntı var.
Susamak ile susmayı mı karıştırdık ne?
Biz her zaman zamansız konuşur ve zamansız susarız.
Sonra bağırırız; Susma, sustukça sıra sana gelecek!
Boş lakırdı ve gereksiz sözlerden daima uzak kalmalıyız. Diline sahip olan kimselere Allah katında yüksek makam ve mevki sahibi olur.
Rahmetli Ninem;
--- “Dilim senden çektim zülüm.” Derdi. 
Manasız yersiz, zamansız konuşmalar dünya ve ahret için hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.
Ya bedavadan günah kazanma vebal taşıyan iftiraya varan sözler ise yenilir yutulur yanı olamaz. Dinimizce ve töremizce yasaklanmıştır.
İşin özü yerli yerinde konuşmak yahut susmak en güzelidir.
Zamanında konuşmayıp sonradan konuşmak havanda su dövmeye benzer.
Bu konuşma yağmur geçtikten sonra şemsiye açmak gibidir.
Bizden önce yaşayan büyüklerimiz ise;
Yağmur geçtikten sonra kepenek çullanmaz. Şeklinde ifade etmişlerdir.
Nasıl öyle değil mi?
O zaman susmak mı, konuşmak mı
 

Bu yazı toplam 292 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.