1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u -2-
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u -2-

A+A-
Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık’ın konuşmasına devam ediyoruz:

“… Sonraki süreç, özellikle Birinci Cihan Harbi, Osmanlı’nın çöküş yılları ve Osmanlının hükümran olduğu 40 milyon metrekare gibi devasa bir alandaki coğrafyanın paylaşılmasıyla alakalı bir plan yapılıyor. 7 cephede savaşa giriyoruz. Yaklaşık 3 milyon 300 bin Mehmetçik o dönemde 9 ordumuz var, şimdi ise 4’e düşmüş ordu sayımız. 24 te kolordumuz var, şu anda ise 14 kolordumuz var. 9 Ordu ve 24 kolordunun 7 cephesinde Hilâl-i Ahmer’in sıhhiye birlikleri cephelerin ön saflarında vatan toprağını müdafaa etmeye gayret ediyor. Çok sayıda Hilâl-i Ahmer mensubu; hekimleri, hemşireleri, gönüllüleri bu cephelerde şehit oluyorlar. Konya’dan Hilâl-i Ahmer’e gönüllü olarak katılan Mevlevîler var. Bir Mevlevî Dergâhı komple dervişleriyle beraber Hilâl-i Ahmer’e gönüllü olarak katılıyor ve Sîna/Filistin cephesinde gönüllü Sıhhiye Birliği olarak çalışıyorlar. Çok şehitler veriliyor. Birinci Cihan Harbi, Osmanlı cephesinde kaybettiğimiz, Anadolu’ya gerilediğimiz bir süreçle son buluyor.
Osmanlı’nın hüküm ferman olduğu o dönemlerde, o coğrafyalarda Osmanlı yıkıldıktan sonra yerinde bugün 68 tane devlet var. Bunların 26 tanesi Avrupa’da bulunuyor. Bu devletlerin çoğunda Hilâl-i Ahmer; meselâ Suriye Hilâl-i Ahmeri, Irak Hilâl-i Ahmeri, Habeşistan Etyopya Hilâl-i Ahmeri ki, Harar diye bir vilayette hâlen tapusu bizim üzerimizde olan binalarda duruyor. Osmanlı’nın Etyopya’daki varlığı 350 yıldır. Sonra Çanakkale Harbi ki, çok ağır geçen bir cephemizdir. Hilâl-i Ahmer önce İstanbul’a gemileriyle, Şirket-i Hayriye’nin gemileri de Hilâl-i Ahmer’e geçiyor Gülnihal gibi. Şu anda da İstanbul’da yaşatılıyor bu isimler... Hilâl-i Ahmer ekipleri tarafından Çanakkale cephesinden İstanbul’a 26 bin yaralı tahliye ediliyor. İstanbul’da hastaneler doluyor, taşıyor. Yaklaşık 15 bin yataklı yeni kapasiteler oluşturuluyor; fakat bunlar da yetmiyor. O dönemde ismi Tekfur dağı olan bugünkü Tekirdağ ve Şarköy yöresinde de hastaneler kuruluyor. Bunlar da yetmiyor, boğazdaki yalılar hastaneye dönüştürülüyor ve buralarda yaralılarımız tedavi edilmeye çalışılıyor. Gemiler ameliyathanelere dönüştürülüyor. Seyr-i sefer sırasında ameliyatlar yapılıyor. Bunlardan 1881 yapımı Halep isimli bir gemimiz var ve bununla yaralı taşıyoruz. Bir Avusturalya denizaltısı Çanakkale’den Marmara’ya geçmeyi başarıyor. Marmara’da 90’nın üzerinde Osmanlı donanmasına ait gemi veya sivil Çanakkale’ye mühimmat veya erzak taşıyan gemilerimizi batırıyor. Adeta terör estiriyor ve vurulmadan Çanakkale’den çıkmayı başarıyor. Bizim o cephede yaralananları İstanbul’a gönderdiğimiz bir Sahra hastanesi var. Eceabat-Kilitbahir arasında. Ağadere ve Akbaş Şehitliği olarak bugün Çanakkale-Gelibolu bölgesinde. Orada Akbaş limanında demirliyken bu denizaltı oraya geliyor ve torpilleyerek içinde de 200 tane yaralımızla birlikte batırıyor. Böyle acılarla mücadele ederek var olmuş ve kurulmuş büyük bir organizasyondur Hilâl-i Ahmer / Türk Kızılayı…
Üç tane Kızılay Müzesi açma projemiz var. Bunlardan bir tanesi Çanakkale’de Hilâl-i Ahmer Müzesi olarak Ağadere Sahra hastanemizin olduğu yerde, bu Halep vapurumuzun batırıldığı 25 Ağustos 1915 tarihine istinaden biz de 25 Ağustos 2017’ye bu müzenin açılışını yetiştirmeye çalışacağız inşaallah. Bununla birlikte her 25 Ağustos’u da özellikle Kızılay’ın gençliğini Hilâl-i Ahmer Günleri adı altında bu bölgeye getireceğiz. Ve oradaki büyüklerinin, dedelerinin, şehitlerinin yaptıklarını izleyecekleri, yaşayacakları bir günlük bir etkinlikle inşallah o günleri bu gençlere yaşatmaya çalışacağız.
Sonrasında İstiklâl Harbi başlıyor. İstanbul işgal ediliyor. Hilâl-i Ahmer’in merkezi İstanbul’dadır. Hilâl-i Ahmer’in o zamanki genel sekreteri Dr. Adnan Adıvar ve Besim Ömer Paşa tarafından kağnılarla gizlice İşgal altındaki Hilâl-i Ahmer’in merkezinden depolarındaki önemli evraklar ve kasasında bulunan 200 bin Osmanlı altını önce Eskişehir’e ve oradan da Ankara’ya getiriliyor. Bu altınlar Kuvayı Millîye’deki harcamalarda kullanılıyor. Ve sonrasındaki süreçte de Cumhuriyetin kurulması ve Anadolu’daki yoksullukla mücadele edilmesi, kalkınma hamlelerinde Hilâl-i Ahmer üzerine düşen pek çok vazifeyi yerine getiriyor…”
(Devam edecek) 
Bu yazı toplam 236 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.