1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u -3
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u -3

A+A-
Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık’ın konuşmasına devam ediyoruz:

“…Bugün geldiğimiz noktada dünyada 190 adet Kızılay ve Kızılhaç örgütü var. Bunların bir federasyonu var. Merkezi Cenevre’dedir. Biz de yönetim Kurulu üyesiyiz. Bu sene Antalya’da Kasım ayında genel kurul yapılacak. Bu anlamda biz de bu hareketi yönetmeye adayız. Dünyadaki 190 Kızılay ve Kızılhaç hareketinin en büyük 5 ulusal dernekten bir tanesiyiz Kızılay olarak. Yaklaşık 6 bin çalışanı var. 2016 bütçesi 2 milyardı. 2015 bütçesi 1 milyardı. 2017 hedefimiz ise 3 buçuk milyar civarındadır. Devletten herhangi bir destek almıyoruz. Gayrimenkuller kazandırıyoruz, bunları işletiyoruz ve kira gelirleri alıyoruz. Kızılay maden suyu gibi ishale işletmelerimiz ve bağışlarımız var. Bağışlarımızda da bir önceki seneye göre yaklaşık üç katı bir büyüme gerçekleşti hamdolsun. Hem aynî bağışlarda, hem kurban bağışlarında, hem nakit bağışlarında, hem de gayrimenkul bağışlarda milletimizin Kızılay’a teveccühü artmış durumdadır.

Bugün dünyada Birinci Cihan Harbi’nden bu yana insanlığın yaşadığı en büyük insanî krizler yaşanmaktadır. Dünya genelinde bugün 40 civarında küçük, orta ve büyük ölçekli savaşlar, süregelen çatışmalar var. Bu 40 savaşın 19’u İslâm ülkelerinde yaşanıyor. Bunların yaklaşık 8 tanesi büyük ölçekli, çok taraflı uluslar arası savaştır. Dünyada mülteci durumunda olan, evini barkını silah zoruyla terk etmek zorunda kalan insan sayısı 65 milyon’u aşmış durumdadır. Bu 65 milyon insan can korkusuyla evini ya da ülkesini terk etmiş ve bir başkasına muhtaç durumda yaşamak zorundadır. Buna yoksulluk ve doğal âfetler sebebiyle oluşan insanî dramı da eklediğimizde bu sayı 113 milyona ulaşıyor. Her gece yaklaşık 1 milyar insan aç olarak yatıyor. Günlük kendisine yetecek enerjisini, gıdasını alamadan hayata devam etmek zorunda kalıyor. Açlık, o insanın enerjisini yok ediyor, halsiz mecalsiz bırakıyor. Çalışamıyor, üretemiyor, başkasının eline bakıyor.
1 milyar insan bugün temiz içme suyuna erişimden yoksun.

300 milyon çocuk hayatı boyunca herhangi bir şekilde okul yüzü göremiyor, herhangi bir eğitim hizmeti alamadan yetişiyor. Her yıl 5 yaşına varamadan yaklaşık 6 milyon çocuk hayata gözlerini önlenebilir sebeplerle yumuyor. Bunların yarısı açlıktan ölüyor. Bir kısmı ishalden, bir kısmı üst solunum yolları veya zatürre gibi önlenebilecek olan hastalıklardan dolayı ölüyor.
Dünyayı şöyle karpuz gibi ortadan bölecek olursak; bunun üst tarafındakiler yani kabaca kuzeyde kalanlar fazla tüketmekten, fazla lüksten dolayı oluşan hastalıklarla, fazla kilolarını verebilmek için trilyon paralar harcıyorlar. Ya da fazla kilolardan oluşan tansiyon, şeker hastalığı, obezite gibi hastalıklarla boğuşuyorlar. Ama dünyanın güneyine indiğimiz zaman açlıktan ve yeterli beslenememekten dolayı insanların hastalandığını görüyoruz.

Bir yılda dünyada yaklaşık 4 milyar ton gıda üretiliyor. 1.3 milyar ton gıda tüketilmeden çöpe atılıyor. Sadece bu israfı önlesek, yani 1.3 milyar ton israfı önlesek; şu anda açlık sınırında yaşayan insanların iki katı kadar insanı besleyebilecek durumdayız. Fazla tüketilen gıdalar da cabası. Bugün Afrika’da ortalama kişi başı kırmızı et tüketimi 5-6 kilolardadır. Avrupa’da 160 kilolarda, Amerika’da 200 kilonun üzerinde, Türkiye’de ise 23-24 kilolardadır. Bunlar protein, protein dediğimiz insanın gelişimiyle ilgili olumlu tesir yapan şeyler, doğrudan insan sıhhatine, insan verimliliğine, insan zekâsına, üretkenliğine yansıyan gıdalardır. Bunların hepsinin temeline indiğimizde ise tamahkârlığı, paylaşmamayı, bencilliği, adaletsizliği ve bütün bu dünya sisteminin üzerine kabaca kurulmuş olduğu o zulüm düzenini görüyoruz. Dünyada hepimize yetecek, şu anda dünya nüfusunun üç katına kadar besleyebilecek kaynaklarımız var. Ama her yıl 3 milyon bebek açlıktan ölüyor. 1 milyar insan içme suyuna erişemiyor. Sadece dünyadaki golf sahalarının sulanması için bir günlük harcanan su ile bütün insanlık su ihtiyacını karşılayabiliyor.
Birinci Cihan Harbi’nin o ağır sonuçları, bölüşüm noktasında milletleri, ülkeleri tatmin etmedi ve ikinci bir kapışma İkinci Cihan Harbi’nde yaşandı. Türkiye’nin İkinci Cihan Harbi’ne girebilecek gücü/tâkâtı yoktu. Ağır bir süreçten geçmiştik ve dünyadaki bütün iddialarımızdan vazgeçtiğimizi deklare ederek içinde bulunduğumuz 800 bin kilometre toprakta bize bir hayat imkânı sağlayın diyerek hayatta kalabildik. İkinci Cihan Harbi’nde 40 milyon insan öldü, Avrupa’nın en önemli şehirleri yıkıldı ve resmî bitiş tarihi de 1992’dir…”
(Devam edecek)
    
Bu yazı toplam 188 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.