1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u -5-
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u -5-

A+A-
Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık’ın konuşmasına devam ediyoruz:
“… Türkiye dışında insanî, İslâmî, ahlâkî bir duruş sergileyerek başından beri Suriyelilerin yanında duran bir başka ülke olmadı.
Bugün dünyanın en zengin, en müreffeh ülkesi İngiltere’de dokuz bin mülteci var. Kendi güvenlikleri için bu mültecilerle ilgili uyum yasaları çıkartılıyor, konferanslar düzenleniyor, toplantılar yapılıyor. Biz sadece Kobani olayları sırasında üç gün içerisinde 180 bin mülteci aldık ve bu 180 bin mültecinin hepsini çadırlarına yerleştirdik, karınlarını doyurduk.
Halep Kurtarma Operasyonunda biz de sahadaydık ve 44 bin insana sizlerin himmetleriyle kucak açtık.
Son altı ay içerisinde sadece Konya’dan Suriye için giden Yardım TIR sayısı 200’ü aştı. Bizim Kızılay aracılığı ile Suriye’nin içine gönderdiğimiz toplam TIR sayısı 33 bindir. 230 bin ton un gönderdik. Bunu Dünyaya anlatamıyoruz. Dünya zannediyor ki biz sadece Türkiye’deki üç milyon Suriyeliye bakıyoruz. Halbuki Suriye’de yardım elini uzattığımız altı buçuk milyon insan daha var. Suriye-İdlib bölgesinde 400 kamp var, kamp demeye bin şahit ister. Derme çatma çadırlarda ve çamurların içinde 700 bin insan yaşıyor. Kilis’in güneyinde Azez bölgesinde yaklaşık 250 bin insan yaşıyor ve bu insanlara her gün sizlerin de himmetleriyle yardım ediyoruz. Bu bizim insanlık ve kardeşlik borcumuzun ötesinde bir hukuktan kaynaklanıyor.

Bugün gidin Çanakkale’ye; doğum yeri Rakka olan, Şam olan, Halep olan şehitleri görürsünüz. Suriye’den 10 bin şehidimiz yatıyor Çanakkale’de. 6 bini Şam’dan, 4 bini Halep’ten. Bursa’dan sonra en fazla şehit veren illerimizdir Şam ve Halep.
Sizin Suriye’de ne işiniz var, diyenlere Suriyelilerin Çanakkale’de ne işi varsa, bizim de o işimiz var diyoruz. Ahmet Arif’in deyimiyle ‘Tavuklarımız birbirine karışmıştır.’ Dolayısıyla bu insanî ve İslâmî vazifelerimizin çok ötesinde ufuklarımız var bizim.

Mîsak-ı Millî sınırlarımızı hatırlayın; içinde Telafer, Musul, Halep vardır. En son geri çekildiğimiz ve yedi düvele ilan ettiğimiz coğrafyamız bunlar bizim. Hâlen TBMM gelir bütçesinin içinde karşısında rakam yazılmasa bile sembolik olarak Musul Petrollerinden gelecek payımız gösterilir. Biz orada petrol için yokuz. Petrolleride onların olsun, yer altı zenginlikleri de. Bize yer üstü zenginliği yeter. Biz kardeşlik için oradayız. Oradaki insanlara yardım için varız. İdlib’den, Azez’den, Telafer’den Musul’dan kalkıp 30-40 gün yürüye yürüye PKK’yi geçmiş, DAİŞ’i geçmiş, Suriye rejiminin kontrol noktalarını geçmiş ve kapıya dayanmış Türkmenler var.
İnsanlar gözlerini bu topraklara çevirmiş ve bir medet/umut bekliyorlar.

Sadece Suriyeliler mi?
Soma faciasının yaşandığı gün Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeydik. O dönemde Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Müslümanlar, Hıristiyan gruplar tarafından katliama tabi tutuluyordu. 700 bin insan, köyleri, medreseleri, camileri, yıkılarak, yakılarak, on binlercesi katledilerek ülkeden sürülüyordu. Bangi başşehrine gittik. Km 5 denen bir bölgede orayı terk etmek istemeyen 20 bin civarında Müslümanın yaşadığı ve her gün 5-10 tanesinin linç edildiği (gözümüzün önünde bizim de bizzat şahit olduğumuz) bir yere gittik. Ayakta kalan tek camideydik ve Cuma namazı idi. Cuma namazı sırasında imam hutbede bizim Türkiye’den geldiğimizi anladı ve önce Soma’da hayatını kaybedenler için taziyelerini iletti bize. Türkiye’de olup bitenleri o kadar yakından takip ediyorlar. Sonrasında bize sitemlerini iletti. Dedi ki; ‘Bizi burada katletmeye başladıklarında siz neredeydiniz?!...’
Orta Afrika Cumhuriyeti ile Osmanlı’nın doğrudan bir teması tarihte de yoktur. Sudan Krallığı ile dolaylı olarak bağlı Osmanlı’ya.
‘Bizi burada katletmeye başladıklarında dedik ki; Pay-ı Taht’tan gelirler ve bizim canımızı, namusumuzu, camilerimizi, medreselerimizi kurtarırlar diye bekledik. Niye gelmediniz, niye geç geldiniz?!...’
…”
(Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 190 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.