1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u -6-
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u -6-

A+A-
Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık’ın konuşmasına devam ediyoruz:

“… O kadar çok yükümüz var ki; 15 Temmuz gecesi sabaha kadar Myammar’dan, Arakan’dan, Endonezya’dan, Pakistan’dan, Somali’den, Afrika’nın en batısına kadar telefonlar, mesajlar hiç susmadı.

‘Ne oldu?

Var mı bir şey?

Yapabileceğimiz bir şey var mı?’ diye soruyorlar.
Filistin’de arkadaşlarımız diyorlar ki; ‘Gazze gitsin, Filistin gitsin… Gazze ve Filistin giderse biz biliyoruz ki Türkiye var. Ama Türkiye giderse İslâm coğrafyası ne yapacak?!...’
Belki bu teveccühü hak etmiyoruz. Ama bunun yükünü hissetmeliyiz. Attığımız adımlarda, kurduğumuz planlarda, öyle üç yıllık, beş yıllık, on yıllık plan yapmak bize yakışmaz. Nizam-ı Âlem sancaktarı bir imparatorluğun torunlarına ufkunu ve gönül coğrafyasını biraz daha genişletmek yakışır.
Bugün Yahudi toplumuna baktığımız zaman İbranî takvimi sanırım 5700’lerdedir… Dünyaya baktıklarında, tarihi kesiti aldıklarında 100-200’er yıllık bölümlerle dünyayı algılarlar. Onlar için 50-100 yıl dünkü gazete haberi gibidir. Öyle bir tarih algısı vardır.

Allah(cc)’a hamdolsun, Reis’imiz geldi de Çanakkale’yi hatırladık. Çocuklarımıza Kutü’l-Amare’nin ne olduğunu hatırlattık. Galiçya cephesini, Sarıkamış’ı hatırladık. Bunlar elimizden alınmıştı. 1952 yılında İngiltere resmî bir yazı yazarak Kutü’l-Amare savaşını artık lütfen kutlamayın, rencide oluyoruz, diyor. Ve Türkiye bu zaferi kutlamaktan vazgeçiyor.
Gazze’de İngilizleri iki kez yeniyoruz. Fakat bu zaferlerimizi, direnişlerimizi, hikâyelerimizi, destanlarımızı unutmuşuz, unutturmuşlar… Bunları tekrar hatırlamamız gerekiyor.
Bunları iki sefer hatırlamamız gerekiyor. Çünkü birincisi; dün kim bizimle düşmandı ve niye bize düşmanlık yapıyordu? Bunu bilmemiz lâzım. Keşke savaşlar, düşmanlıklar olmasa… Ama insanın doğasında var. Hani melekler diyorlar ya; kan dökecek, düşmanlık yapacak birini mi yaratacaksın? diye. Bu insanın fıtratında var. İkincisi; bugün bizi sen Türksün, sen Kürtsün, sen Suriyelisin. Sen Iraklısın, sen Türkiyelisin diye ayrıştırmaya çalışanlara inat, ortak hikâyelerimizi yükseltmeliyiz, ortak hikâyelerimizi anlatmalıyız.

İngilizler Basra’da Osmanlı’nın 600 civarında Maliye memurlarını topluyorlar, 12 bin askerini alıyorlar. Basra’dan Yangi limanına götürüyorlar. Önce Karaçi’ye oradan da trenle bugün Myammar sınırlarında bir bölge olan Yangi’ye götürüyorlar… Ve oradan da 250 km’lik bir yürüyüşle Napital denen Arakan’a yakın bir bölgeye götürüyorlar. Tropikal hastalıklar var, iklime müsait değil, yaklaşık 5 bin Osmanlı münevveri orada hayatını kaybediyor. Halen orada(Myammar) şehitliğimiz var.

Bunlardan iki tanesi kamptan kaçıyor, Yangi limanına iniyor ve bir gemiye biniyorlar. Geminin Hicaz tarafına, Avrupa tarafına gittiğini düşünerek biniyorlar. Fakat gemi Sidney’e(Avusturalya) gidiyor. Avusturalya’da iniyorlar ama dönüş şansları yok. Birisi orada bir berber dükkânı açıyor diğeri de kasap dükkânı açıyor. Orada yaşamaya çalışıyorlar.
Çanakkale Harbi’nin olacağı anlaşıldığında Hilâfet Cihat Fermanı yayınlıyor. Cihat Fermanı bütün dünya gazetelerinde neşrediliyor. Ferman özetle şöyle: ‘Yeryüzünde yaşayan her Müslümanın bu İslâm’ın son sancağını muhafaza etme ve Cihat sorumluluğu vardır.’
Bu iki arkadaş bir araya gelip Avusturalya’ya cihat ilan etmemiz gerekiyor diyorlar. Fakat İslâm Hukuku’na göre Cihat ilan etmeden önce düşmana bunu ifade etmek gerekiyor. İngiltere-Avusturalya Valisine bir mektup yazıyorlar. Biz Osmanlı’nın iki vatandaşı olarak size cihat ilan ediyoruz, diyorlar. Mektubu okuyanlar oturup gülüyorlar ve ciddiye bile almıyorlar. Bu mektup daha sonra yayınlandı…”
(Devam edecek)
Bu yazı toplam 183 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.