1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u -7-
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u -7-

A+A-
Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık’ın konuşmasına devam ediyoruz:

“… Bu ikisi gidip bir askerî mühimmat deposunu basıyorlar ve buradan yüklü miktarda mühimmat alıyorlar. Buradan Çanakkale’ye trenle gidecek olan Anzak askerlerinin geçeceği bir vadide konuşlanıyorlar ve tam geçerken ellerindeki mühimmatlarla saldırıyorlar. Çanakkale Savaşı bura başlıyor. Anzaklar ne olduğunu anlamıyorlar, çok zayiat veriyorlar. Bu iki Osmanlı yiğidi de orada şehit oluyor.
Biz, savaşımızı da yardımımızı da ahlâkla veren bir milletiz.
Bugün dünyada bu insanî dramın, insanî yükün ortadan kaldırılması için birtakım kuruluşlar var. Birleşmiş Milletler, bunlardan bir tanesi. İkinci Cihan Harbi’nden sonra milletler bir daha savaşmasın diye kurulmuş olan bir teşkilattır. Savaş yerine diyalogla, yaptırımlarla sorunları çözme amacıyla kurulmuş bir yapıdır. Ama bugün baktığımızda savaşların süresini uzatan, karmaşıklaştıran, insanî yardımlara bile engel olan bir mekanizmaya dönüşmüş durumdadır. Bu nedenle Cumhurbaşkanımız ‘Dünya 5’ten büyüktür’ söylemini gündeme getiriyor.
Halep’teki sivilleri kurtarırken biz Kızılay olarak sahadaydık. Suriye Kızılayı ve Kızılhaç komitesiyle beraber sıfır noktasında bu transferleri yapmaya çalışıyorduk. Herhangi bir Barış gücü Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyi, herhangi bir unsuru orada yoktu ve Türkiye’nin diplomasi çabalarıyla bizim ve İHA’nın sahadaki çalışmalarımız olmasaydı bu iş başarılamazdı. Biz defalarca Birleşmiş Milletlere rapor etmemize rağmen, karar çıktı, çıkacak oyalayıp durdular. Defalarca ateşkes ihlâl edildi. Biz 44 bin kişiyi kurtardıktan sonra karar çıktı dediler.
Bugün bu sistem kullanılan kaynakların verimliliği açısından da iflas etmiştir. Maalesef toplanan paraların BM aracılığıyla harcanmasında operasyonel giderler %80’leri aşmıştır. Yani 100 liralık bir bağış yapıldığında bunun 80 lirası maaş, altyapı, uçak, vs. harcanıyor. Geri kalan 20 lirası da bizim gibi kuruluşlara alt yükleniciler olarak veriliyor, sahada işi gene biz yapıyoruz. Ama bunlar büyük büyük teşkilatlar olarak hayatlarını sürdürüyorlar.
BM’lerin dünyadaki bütün insanî krizler için yıllık yaptığı insanî yardım çağrısı miktarları 20 milyar dolar civarındadır. Ama bu 20 milyar dolar çağrının maalesef %40’ı fonlanabiliyor. Fonlanan %40 da %80 oranında operasyonel giderler için harcanıyor.
Türkiye olarak bizler Suriyeli kardeşlerimize 20 milyon dolar muayene hizmeti vermişiz. Bir milyon ameliyat yapmışız. Devlet ve STK kanalıyla harcamış olduğumuz kaynak miktarı 24 milyar dolardır. Bu da bizim cömertliğimizi gösteriyor.
Biz bunları yaparken bir taraftan bölücü terör örgütleriyle mücadele ediyoruz, bir taraftan FETÖ darbesini savuşturuyoruz, bir taraftan ABD’nin ve diğer ülkelerin içeride destekledikleri terör örgütlerinin güvenlik riskleriyle mücadele ediyoruz. Allah(cc)’a hamdolsun bir taraftan da Gökyurt uydusunu gönderiyoruz, yerli savunma elemanlarımızı üretiyoruz. Yüksek enerjili, yüksek verimlilikte çalışan bir motor gibiyiz…
İnsanî yardım alanında biraz daha koordinasyona, biraz daha verimli çalışmaya ve eşgüdüme ihtiyacımız var.
İnsanî yardımda sürdürülebilirlik diye bir kavram vardır ve bu kavram çok önemlidir. Yani bugün bir insanın karnını doyurmak anlamlıdır, ama yarın aç kalacaksa bir anlamı yoktur. Dolayısıyla bu insanın insanî ihtiyaçlarını karşılayabileceği bütüncül bir yaklaşımla bir hizmet sunmak zorundasınız. Bir barınağa, sağlık hizmetine, beslenmeye, soğuktan korunmaya, giyinmeye, eğitim hizmetlerine, psiko-sosyal desteğe ihtiyaçları var. Bunları üretken hâle getireceksiniz. Gidenler bilir Atme’nin çamurlu kamplarında 700 bin insan gözünü sabah bir brandanın içinde açıyor ve üzerinde kar var… Bütün aile fertleri, yane en az altı kişi iki adımlık yerde yatıyor, kalkıyor, gözünü kapatıp açıyor…
Ve bu içler acısı durum altı yıldır böyle devam ediyor…
Bu insanlara üretim sağlamak zorundayız. Bu insanlar büyüyorlar, ergen oluyorlar, özel ihtiyaçları oluyor, özel durumları oluyor, evleniyorlar. Bu çadırların içinde kardeşinin yanında annesi doğum yapıyor… Bu şartlarda yaşıyorlar. Bunların tümüne bütüncül olarak bakmak zorundayız…”
(Devam edecek) 
Bu yazı toplam 239 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.