1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

STK P’nin “Bir Konu Bir Konuk”u

A+A-
(STK P)Sivil Toplum Kuruluşları Platformu’nun her ay gelenekselleştirdiği “Bir Konu Bir Konuk” programının Ocak 2017’nin konuşmacı konuğu 2015 yılından bu yana Türk Kızılayı Genel Başkan Vekilliği görevini yürüten, 4 Nisan 2016’da gerçekleştirilen Türk Kızılayı Olağan Genel Kurulu'nda Genel Başkanlığa seçilen Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık’tı.
Dr. Kerem Kınık 1970 yılında Malatya / Hekimhan’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladı. 1993 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1995 yılına kadar Amasya'da Sağlık Ocağı Sorumlu Hekimi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Dairesi’nde Müdür Yardımcısı olarak çalıştı. İstanbul 10. dönem İl Genel Meclisinde Meclis Üyesi ve Sağlık Komisyonu Başkanı olarak görev yaptı. Avrupa Birliği Bölgeler Asamblesi Sağlık ve Sosyal Politikalar Komisyonunda İstanbul’u temsil etti. Çeşitli Sivil Toplum ve İnsani Yardım Kuruluşlarında yöneticilik yaptı. “Yeryüzü Doktorları” olarak da hafızalarımızda yer bulan ve Dr. Hatice Öztürk Kınık'la evli olan Kerem Kınık, Muhammed Furkan, Abdullah Harun ve Fatıma Zehra isimlerinde üç çocuk babasıdır.
Profesyonel iş hayatında ulusal ve uluslararası teknoloji firmalarında Genel Müdürlük görevi de yapan Dr. Kerem Kınık, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi'nde Âfet Tıbbı alanında da doktora çalışmalarını sürdürmektedir.

Konya Sivil Toplum Platformu’nu oluşturan dernek, vakıf, sendika temsilcileri Hayrat Vakfı’nın ev sahipliğinde Safa Royal Hotel’de bir araya geldi. Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Başkanı Muhsin Görgülügil, İlim ve Kültür Birimi Başkanı Prof. Dr. Ali Akmaz ve AK Parti Konya İl Başkanı Musa Arat birer selamlama konuşması yaptılar.
AK Parti Konya İl Başkanı Musa Arat konuşmasında “Bizim siyasetteki gündemimiz bellidir. Referanduma hazırlanıyoruz ve inşallah Konya bu zamana kadar AK Parti’ye kurulduğundan bu yana en fazla destek veren şehir olarak Referandum’da da bu özgürlük mücadelesinin son halkasını tamamlaması yolunda yine üzerine düşen yükü alacak ve inşallah yine en öndeki şehir olacaktır. Konya STK’lerine de Cumhurbaşkanımızın açtığı bu yolda şimdiye kadar verdikleri ve bundan sonra da verecekleri desteklerden dolayı şükranlarımı arz ediyorum.”dedi.
Arat ayrıca Kızılay’la ilgili olarak da şunları söyledi: “Bizler 1990’lı yıllarda öğrenci idik ve STK’ler olarak o dönemlerde toplanan yardımlar başta Kızılay olmak üzere devletin kurumlarından kaçırılmaya çalışılırdı. Ama hamdolsun bugün devlet ve devletin kurumları milletiyle barışıyor ve barışma yolunda çok önemli adımlar atıyor. Çok şükür ki, devletin sağduyulu kesimleriyle devletin kurumları projeler üretiyor ve mazlum milletlere ulaşma adına her türlü imkânı beraber kullanma yolunda hayırlı adımlar atıyorlar…”
Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, katılımcılara teşekkür ettikten sonra konuşmasına başladı:
“İrfanın, yardımın, diğergamlığın başkenti Konya’dayız. Her şehrin kendine özgü bir kimliği var ama bazı şehirlerde bu kimlikler daha müstesna ve geçmişten tebarüz ederek korunmuş bir şekilde günümüze geliyor ki, Konya da bunlardan bir tanesidir. Konya’ya ne zaman ziyarete gelsek bu şehrin manevî atmosferi hemen sarıyor. Hani namaz nasıl insanı kötülüklerden, fuhşiyattan alıkoyuyorsa,
Konya da insana böyle bir muhafaza sağlıyor. Ya da Konya’ya gelen insanlar olarak en azından bizler öyle hissediyoruz. Yardımlaşma konusunda Kızılay’ın kitabını yazmış Konya Kızılay Şube başkanı
Kemal Gödeneli kardeşime de teşekkür ediyorum.

1868 yılında kurulan Türk Kızılayı, 11 Haziran 2017 tarihinde 149. Yaşını idrak edecek. Kurulduğu yıllarda Balkan Harpleri var. Avrupa’da da site devletlerinin ve imparatorlukların kendi aralarındaki ağır savaşları var. O dönemde Kızılhaç komitesi olarak Cenevre’de ilk Kızılhaç ve Kızılay hareketinin cemiyeti kuruluyor. Fransa ve İtalya arasındaki Solferino savaşına gözlemci olarak katılan İsviçreli gazeteci Jean Henry Dunant, yaralıların, esir askerlerin perişanlığını, savaştan sivillerin korunamadığını görüyor ve bir grup bu anlamda neler yapabiliriz diye çaba sarf ediyorlar. Çok kanlı bir savaş olan Solferino savaşı sonrası Cenevre’de bu fikrini devlet erkânına açıyor ve Cenevre Konferansı Konvasyonu’nda bu Kızılhaç teşkilatı oluşuyor. Kızılhaç Komitesi kurulduktan sonra özellikle Balkan Harblerinden taraf olan ülkelerdeki topluluklardan da her bir ülkenin kendisi bir Kızılhaç veya dernek kursun diye çağrıda bulunuyor. Osmanlı’ya da bir dâvet geliyor. O dönemde Osmanlı Mekteb-i Tıbbî Şahâne(Tıp Fakültesi) hocalarından Marko Paşa, Macar Abdullah Paşa, Kırımlı Dr. Aziz Bey ve Besim Ömer gibi isimler bir araya gelip Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz’e bu durumu arz ediyorlar. Hıristiyan Osmanlı Paşamız Marko Paşa Cenevre’de ‘Biz Osmanlıyız ve haç sembolünü kullanmayız. Biz hilâl kullanırız…’diyor ve Hilâl-i Ahmer olarak 1868’de bugünkü Kızılay macerası başlıyor…”
(Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 254 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.