1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Şu Dersane Meselesi
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Şu Dersane Meselesi

A+A-
Osmanlı’dan bu yana şu bizim Milli eğitimde dertler, sıkıntılar bitmiyor. Bitecek gibi de görünmüyor. Hani zaman zaman söyler veya duyarız:
“Şu okullar olmasa…”
En basit şekliyle Milli Eğitim, ailelerin parçalanmasına bir türlü çözüm bulamamıştır. Kim ne söylerse söylesin, sonuç alınamamıştır. Çözümler ise sadece kişilere uygun şekilde olmuştur. Buna bir şablon getirememişiz.
Veriyorsunuz bir bayan öğretmenle, bir bay öğretmeni bilmem Konya’nın yada Türkiye’nin hangi ilçesine. Sonra bir dedikodu :
“Bunlar karı-koca hayatı yaşıyorlar”
Çık işin içinden. Eğer bunlarda evli ise kıyametler kopuyor, öyle ki, eşlerin boşanmasına kadar gidiyor.
Neyse ,bu başka bir yara…
Şimdi gelelim Dershanelerin kapatılma meselesine…
Nereden bu çıktı dershaneler?
Türkiye’nin birçok gündemi varken, birde bu dershaneler gündem oluşturdu.
“Kapatırım, kapattırmam,
Kapatırsın, kapatamazsın “
Papatya falı gibi.
Ya da bir zamanlar :
“Köprüyü satarım “
“Satamazsın, sattırmam !”
Sonuç…
Dershane meselesi Türkiye’de iki yıldır gündemde. Bunun temelinde sadece dershaneler yok. Dershaneler bence bir ihtiyaçtan, eğitim sistemimizin çarpıklığından doğmuştur. Eğitim sistemimiz böylesi çarpık şekilde devam ederse, dershaneler kapatılsa bile başka bir şey ortaya çıkacaktır.
Eğitim düzenimizdeki çarpıklığı, yanlışları düzeltirsek, çocuklarımız okulda istenilen düzeyde eğitimini alırsa, çocuklarımızı “yarış atı” olmaktan çıkartırsak dershanelere ihtiyaç yoktur. O zaman dersaneler zaten kendiliğinden kapanacaktır.
Ancak birde madalyonun diğer yüzü var:
Kurulmuş bir düzen var. Türkiye’de ve Konya’da yüz binlerle, belki de milyonlarca dershane ve bu sektör olmuş oluşumun içinde de yine ataması yapılmamış, öğretmenlik hakkını alamamış, belki devletin verdiğinin çok altında bir ücrete razı olmuş, ya da emekli olmasına karşın hayatını devam ettirememiş öğretmenler var?
Bunlar ne olacak?
Kimse “Benden sonrası ne olursa olsun” dememelidir.
Çözümü hükümet bulacaktır.
Büyük yatırımlar yapmış, bina tesis kurmuş insanlar var?
Bunlara çare üretmemiz lazım.
“Ben yaptım, oldu” mantığı yanlıştır.
Devlet eksik ve yanlışları düzeltmeli, yapılan icraatla milyonlar mağdur edilmemelidir.
Ancak Sağırlar diyalogu ile bu işi çözmenin mümkün olmadığını herkes bilmelidir. Bugünkü eğitim ve öğretim düzenimiz, kimse kusura bakmasın iki kutuplu bir düşman topluluğu üretiyor. Geçmişin hatası varsa bunu karşı hatalarla değil, ortada çözmek gerekir.
Yarından sonra 24 Kasım “Öğretmenler Günü” .. Elleri öpülesi tüm öğretmenlerimizin gününü kutluyorum.

Eğitim ve öğretim ordumuzun sorunları çözülmelidir., Parçalanmış aileler birleştirilmelidir.Çocuklarımız şuurlu yetiştirilmeli ve bu yetişme tarzı aileden başlatılmalıdır. Dökme suyla değirmen dönmez. Gençlerimize Harem-selamlık düzeni getirmemeliyiz...

Atatürk Cumhuriyeti 29 Ekim 1923’te kuruldu, dört ay sonra 3 Mart 1924’te “Öğretim Birliği Yasası” çıkarıldı...
Gerekçesi neydi yasanın?..
Perihan Ergun 24 Kasım günü Cumhuriyet’in ikinci sayfasında çıkan yazısına gerekçenin bir bölümünü almış:
“Ulus bireyleri ancak bir tür eğitim görebilir. Bir ülkede iki türlü eğitim iki tipte insan yetiştirir.
Duygu ve düşünce birliğini, dayanışmayı bütünüyle yok eder bu...”
‘Öğretim Birliği Yasası’ bugün ‘fiilen’ rafa kaldırılmıştır... Yetkililerimiz hale yaz- boz , deneme yanılma mantığı ile iş görür haldeler..
Bu iki türde insan birbirine düşmanlaşıyor...
Bu gidiş, Milli birliğimizi yok eder, milleti gelecekte ayrılıkçı yapar.
Önce ezanı Arapçaya çevirdiler.. Halkımız kabul etti mi ?
Dinlediler… Sonra şükürler olsun, aslına dönüldü. Sonra birileri çıktı dedi ki:
‘Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz’
Adına da demokrasi mücadelesi dendi. Bunu da kabullendik.
Yazık değil mi Türkiye’mize?..
Yazık değil mi insanımıza?..
Şimdi duyuyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, "öğretmen seçiminden, öğretmen atamasına, bakanlık teşkilat yapısından dershanelere" kadar eğitim sistemini kökten değiştirecek reform taslağı hazırladı. Taslak, dershaneler için 3 ayaklı dönüşüm öngörüyor, öğretmenlere kariyer planlaması getiriyor ve milli eğitimde yeni çalışma sistemi hedefliyor.
İnşallah kırıp, dökmeden, ortalık gerilmeden bu sorun çözülecektir ve bunun yolu da aklı- selim ve oturup konuşarak halledilmekten geçecektir.
 
Bu yazı toplam 42 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.