1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Sudan’dan Notlar Ve Çözüm Yolları
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Sudan’dan Notlar Ve Çözüm Yolları

A+A-
Geçtiğimiz hafta birkaç günlüğüne Sudan’da idim. Bu ülkeye sanırım bu dördüncü seyahatim idi. Bir önceki seyahatimi 2006 yılında gerçekleştirmiştim. O günden bugüne tam yedi sene geçmiş. 
Birkaç ufak tefek çalışma dışında istenen düzeyde bir ilerleme görememek beni üzdü. En başta da ülkenin vitrini konumunda ki adına “Hartum Uluslararası Havalimanı denilen” yetersiz binanın aynen kaldığını ve bir çivi bile çakılmadığını görünce üzüldüm. Onca nimetin içinde yüzen Sudan gibi ülkelerin bugün Avrupa devletlerinden hiçbir farkı olmaması hatta fazlası olması lazımdı.
Ara sokaklarda hala asfalt yok. Milyon dolarlarla çalışan firmaların bulunduğu ofislere giderken kum zeminden ulaşabiliyoruz. Asfalt zeminlerin azlığı yüzünden bütün araçlar kum banyosu vaziyetinde trafikte seyrediyorlar.
Hartum’a bir saat mesafede ki bir merkeze giderken yol üzerinde ortalama bir ay önce gelen şiddetli selin yıkıp yumduğu yerleşim birimleri ve mahalleleri gördük. Burada genellikle geçimini zor sağlayan halk kitleleri yaşıyor. Onlara kurulan çadırlarda ilkel şartlarda hizmet götürülmeye çalışılıyor.
Ortamı gördüğüm zaman bir Müslüman olarak içime dokundu. Bunca imkan arasında bu rezillik çekilmeli miydi?
Çadırlardan birine iliştirilmiş eğreti “ Müsteşfa” yani hastane yazısını okudum. Orada tedavi olmak için sıra bekleyen çok sayıda kadının ve çocuğun çöl sıcağı altında ki tedavi beklentileri ve yaşam mücadelelerini görünce içim burkuldu.
Bütün bu olanlar karşısında yapacak başka bir şey kalmıyor. Sadece dua etmekten öte bir şey yok.
Biliyorsunuz Sudan dünyada eşine nadir rastlanan verimli topraklarla her türlü ürünün ziraatının yapılabildiği biri Kongo’dan diğeri Etiyopya’dan gelen Nil nehri kolları sayesinde sulama problemi olmayan bir ülke.
Ama gelin görün ki imkansızlıklardan kaynaklanan sebeplerle bu güzelim toprakların genel yüzölçümü itibariyle çok az kısmı tarımsal üretimde kullanılabiliyor.
Sudan toprakları yer altında barındırdığı dev petrol yatakları sebebiyle çok sayıda batılı ülkenin iştahını kabartan bir coğrafi konumda yer alıyor. Bu petrolün Müslümanlar tarafından işletilmesinin önüne engel koymak için her türlü çabayı gösteren bu emperyalist batı dünyası ilk adım olarak yıllardır çatışmalı olan Kuzey Sudan ile Güney Sudan’ı birbirinden ayırarak işe başladı. Petrolün büyük çoğunluğunun bulunduğu Güney Sudan’da ki yaşayanların Hıristiyan kesimlerden olması ile amaçlarına ulaşmış oldular.
İşte İslam dünyasının üzerine kara bulut gibi çöken bu gaflet ve vurdumduymazlığın bir an önce sona erdirilmesi gerekiyor.
Az önce yazımda okudunuz. Sudan’da senelerdir taş üstüne taş konmuyor. Cebinde parası olanlar lüks villalarda iskan edip, pahalı restoranlarda karınlarını doyuruyorlar. Her türlü imkana para sayesinde kolayca ulaşabiliyorlar. Ama bu görüntü sadece zenginlere hitap edecek şekilde lokal hizmetler olarak ön plana çıkıyor. Halkın yaşam standardını yükseltecek noktada tüm bireyleri içine alan bir iyileştirme yapılamaması İslam ülkelerinde ki en büyük sorunların başında yer alır.
Bir ülkenin gelişmesi halkın refahının ve imkanlarının artmasıyla mümkün olabilir. Gelir dengesizliğinin ön plana çıktığı böylesi yapılarda karnını doyurmaktan ülkenin geleceğini düşünmeye, üretmeye, faydalanmaya ve faydalandırmaya fırsat bulamayan insanların çokluğu bu ülkelerde ki gelişmişlik düzeyinin ileri adım atmadan aynı noktada durması ve değişmeye meyil olmaması umutlarımızı zayıflatıyor.
Bu konularda uzun yıllardır değişen bir şey yok. İç çatışma ve kavgalarla boğuşmaktan öte yapılan bir şey yok. Elinde ki zenginliklerle tüm dünyaya hükmedebilecek bir durumda olunması gerekirken emperyalist güçlerin oyuncağı olmaktan öte bir şey yapabildiğimiz yok.
Türkiye’mizin haline bakıp şükretmek lazım. Tüm İslam ülkelerinin model olarak benimsediği fakat demokratik kriterlere uygun olmayan sistemlerinin hatalı işleyişi yüzünden hiçbir adım atamayan devletlerin bu hevesine ulaşmasında ki engeller çok fazla.
Görüyorsunuz Mısır’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Irak’ı ve diğerlerini…
Peki ülkemizin yatırım üstüne yatırımlarla Avrupa devletlerini bile geride bırakan gelişmişliğine rağmen hükümeti yaralamaya yönelik Gezi Parkı olaylarının devamı niteliğinde halkımızın huzurunu bozmaya çalışan zavallılara polisin en sert tepkiyi vermesini sonuna kadar destekliyorum.
Bu ülke kimsenin babasının çiftliği değildir. Seçimle gelen iktidar, ancak seçimle gidebilir. Seçimden ümidi olmayan çevreler, hükümeti zayıf düşürmeye yönelik bu nafile çabalardan hiçbir sonuç elde edemeyecekler.

 
Bu yazı toplam 54 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.