Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Şükredin

A+A-
Günden güne algılarımız, davranışlarımız, olaylara bakış açımız değişiyor. Her geçen gün bir öncekini aratıyor. Bundan 10 yıl önce tahammül edemediğimiz davranışları bugün normal görebiliyoruz. Dünün kötüsü bugün iyi, dünün iyisi bugün kötü olabiliyor. İçinde bulunduğumuz asrın her noktada getirdiği onca bolluğa rağmen bugün tam anlamıyla şükrü eda edememenin sancılarını milletçe yaşamaktayız. Fakat bu gelişmeler sadece bizim ülkemizle sınırlı değil, aynı zamanda tüm dünya milletlerinin kronik sorunu haline gelmiştir.
Her gün basın yayını çok çeşitli vesileler ile takip ediyoruz.
Bunca cinayete, haksızca yapılan katliamlara, yoktan sebeple en yakın arkadaşını bile öldürebilen insan siluetinde yaratıklara rağmen rabbimiz lütfünü esirgemiyorsa ve gökten lapa lapa kar, şarıl şarıl yağmur inebiliyorsa; ŞÜKREDİN.
Büyüklere saygının, küçüklere sevginin bittiği, herkesin empati yapmak yerine karşısındakini ezmeye ve bitirmeye azmettiği, ahir zamanın tecellisine dair gelişmeler karşısında rabbimiz yerden nebatatı yeşertiyorsa, her yıl kış aylarında kuruyup yaz aylarında yeşeren ve bize türlü türlü meyveler veren ağaçları hizmetimize sunuyorsa, yerden envai çeşit sebzeleri bize lütfuyla ikram ediyorsa; ŞÜKREDİN
Ticaretimiz sahtekarlık üzerine kuruluysa, malın kötüsünü iyi diye alıcıya yutturuyorsak, malın kötüsünü müşteriye kakalamayı maharet sayıyorsak, tezgahın önüne domatesin olgun ve güzellerini dizeleyip tezgah arkasından domatesin çürüğünü alıcıya satabilmeyi maharet olarak algıladığımız halde, rabbimiz yerden petrol, demir, bakır, kömür ve diğer tüm madenleri halen hizmetimize açıyorsa : ŞÜKREDİN.
Sanayicimiz lafa geldiğinde mangalda kül bırakmıyorsa, ama uhdesinde çalıştırdığı işçilerinden üç beş kuruşu kaçırabilmek uğruna türlü yollara başvuruyorsa, mal denizinde yüzerken sahibi olduğuna şükretmesini bilemeyip hırs içinde yüzüyorsa, günün birinde ondan bundan çalıp çırparak bugün yaşadığı rahatlığın günün birinde kendisine ağır bedel ödeteceğini bilemiyorsa ve halen rabbimiz bunca olana rağmen tertemiz havayı bize nefeslenmemiz için bahşediyorsa; ŞÜKREDİN.
Çalışanlarımız işten kaytarmak adına köşe bucak kaçıyorsa, üzerine düşeni tam anlamıyla yerine getirmeyerek işverenden zaman hırsızlığı yapıyorsa, daha az çalışıp, maaş, mesai, ikramiye alabilmek için sadece görüntü olsun diye patronunun gözü önünde aktif görünüp, olmadığı zamanlarda zula köşelerde gözden kayboluyorsa da halen rabbimiz, hayat kaynağımız su gibi bir nimeti bizlerden esirgemeyip, yerküreyi gökyüzü hazinesinden besliyorsa; ŞÜKREDİN.
Kamu kurum ve kuruluşlarında halkın hizmetine atanarak veya seçilerek gelenlerin halkın hakkını tam anlamıyla gözetmeyip, kendisine yoldaş edindiği birilerinin oyuncağı olmaya kendini namzet görüyorsa, milleti kandırarak bugün yırttığı birçok hatasının günün birinde karşısına dikileceğinin farkına varamıyorsa bile rabbimiz, yıllardır tıkır tıkır çalışan ve emri hakka kadar vazifesini bihakkın yerine getiren kalplerimizin yakıtını bizden esirgemiyorsa; ŞÜKREDİN.
Öğretmenlerimiz, derslerde görevini tam anlamıyla yerine getirmek yerine zaman geçiriyorsa, kendini öğrencilerine feda edemeyip, yüzeysel ve kitaba bağımlı bir eğitim sağlayıp, çocukların ilim ve irfan bakımından düzgün neferler olması için çaba sarf etmiyorsa ve kendini “Bana ne ?” anlayışına mahkum ettiği halde rabbimiz tarafından insana bahşedilen en güzel melekelerden olan akıl nimetini esirgemeyip, tüm nebatatı ve hayvanatı emrimize amade kılıyorsa; ŞÜKREDİN.
Gelişen teknoloji karşısında insani ilişkilerimiz kesintiye uğradığı, sıla-i rahmin sadece hutbelerde imam efendinin konusu olmaktan öteye geçmediği, televizyon, internet, cep telefonu gibi aygıtlar sebebiyle toplumsal olgudan kopuk bir hayat yaşadığımız halde rabbimiz, dünyanın yörüngesinden sapmadığı ve dosdoğru çalışan bir güneş sistemini alabora etmediği için; ŞÜKREDİN.
Rabbimiz, ahir aleme göçmüş olanların feryatlarına kulaklarımızı açmadığı için, çektikleri azaba gözlerimizi kapadığı için; ŞÜKREDİN.
Rabbimiz, görevlerini tam anlamıyla yerine getiren, el, ayak, göz, kulak, burun, mide, akciğer, karaciğer, bağırsak, böbrek ve diğer organları bize yerli yerinde bahşettiği için hepsinin görevini sırası geldiği zaman itirazsız yapabilmesi ve daha rahat bir yaşam sürmemize vesile olduğu için; ŞÜKREDİN.
Rabbimizce emrimize verilen inekten sütümüzü, etimizi bize bahşediyorsa, kümes hayvanlarından et ve yumurtamızı, yeryüzünde topraktan biten sınırsız nebatatı beslenmemiz için sofralarımıza ve sağlığımız için tıp dünyasının kullanımına bahşediyorsa; ŞÜKREDİN.
Bakın ey dostlar!
Siz neyin peşindesiniz?
Hala doyamadığınız paraların ve maddenin peşinde misiniz?
Hala makam ve mevki peşinde misiniz?
Hala insanlara hava atma peşinde misiniz?
Peki sizler, neden yaratana şükrün peşinde değilsiniz?
 
Bu yazı toplam 35 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum