1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Şükür, teşekkür ve acilen yapılması gerekenler
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Şükür, teşekkür ve acilen yapılması gerekenler

A+A-
Savaş hazırlıklarını son sürat, toz duman içinde, kan ter içerisinde sürdüren Selahaddin Eyyübi'ye bir veziri yaklaşır ve şöyle der o güne kadar hiç savaş kaybetmemiş Muhteşem Komutana; "Ya Selahaddin, Büyük Komutanım, yine zafer kazanacak, yine galip geleceksin". Selahaddin, başı öne eğik, tevazu içerisinde şu veciz ifade ile mukabelede bulunur; "O dediğin benim işim değil ki, benim işim savaşmak, zafer ve galibiyet Allah’a aittir ve O’ndandır".

Pazar gecesi “Balkon Konuşması”nda Sayın Başbakanımız da şöyle diyordu "Biz ezelden gelen, inşallah ebede giden bir davanın sadece hizmetkârlarıyız. Biz büyük bir dava taşının sadece hamallarıyız. Dün biz yoktuk ama dava vardı, yarın biz olmayacağız, ama davamız var olmaya devam edecek. Rabbime şükürler olsun ki, bu davanın bayraktarlığını yapma şerefini bahşetti…".

Rabbime, yolu dualarla, azimle, gayretle, sabırla ve çileyle, "kısık seslerle", "dava şuuruyla" döşenen, hamuru aşkla ve sevdayla yoğrulan, halkın “milli irade”ye sahip çıktığı bu muhteşem ZAFER den dolayı yarattıklarının adediyle şükrediyorum. "Müslümanlıkla yoğrulan bu yurdu, Müslümansız bırakma Allah'ım" diye niyaz eden Yiğit Kumandan’ın duasına hep bir ağızdan, tek yürek hâlinde “AMİN” diyen milyonların hissiyatıyla, hamd edilmeye en layık olana HAMD EDİYORUM.

En başta, kutlu bir dava uğrunda, memleketin ve nesillerin istiklâl ve istikbaline sahip çıkma adına, liderlerinin çağrısına coşarak, koşarak cevap vermek suretiyle meydanları dolduranlara,

Evlerinde, odalarında çoğu zaman sessiz ve derinden, gözlerindeki yaşlarla yanakları, seccadeleri ıslanarak dua eden, hastasıyla, yaşlısıyla, engellisiyle, düşkünüyle, günahsız sabileriyle "yürekleri naif ve Rabbe en açık, en yakın olanlardan" başlamak üzere tüm dua edenlere,

Ülkemize sığınmış ya da halen Suriye'de bombalar altındayken dahi Başbakan’ımıza ve ülkemize dua eden mazlumlara, dünyanın her bir yanında “İbrahim'i yakacak ateşi söndürmeye küçücük ağzıyla su taşıyan, "tarafım belli olsun" diyen karınca” misali gözyaşlarıyla dua eden kardeşlerimize,

Başbakanımızı asla yalnız bırakmayan, bunu bir an bile aklından geçirmeyen, canla başla, gece gündüz çalışan, ikbal ve istikbal endişesi taşımadan, "duruşum yarın başıma dert olur mu?" diye en ufak bir tereddüt yaşamadan, kenarda köşede kalmadan, yüreğini, emeğini, her şeyini yedi gün, yirmi dört saat ortaya koyan; Genel Merkezden en küçük Taşra Teşkilatlarına kadar, Kadın Kollarından, Gençlik Kollarına kadar tüm dava erlerine,

Her türlü çirkefliğin, iftiranın havada uçuştuğu, kayıt ve kural dışı, mukaddesatı olmayan bir siyasetle her koldan saldırıldığı bu meş'um günlerde, liderinin etrafında kenetlenen, asla ihanet etmeyen, satmayan, satılmayan, satın alınamayan, tehdit ve şantajlarla susturulamayan, daha ilk günden itibaren, 7 Şubat'tan, Gezi'den, 17-25 Aralık'tan itibaren ayağı ve gönlü hiç kaymadan, sürçmeden, sendelemeden dimdik durabilen, sessiz kalmayan, haksızlıklara ve fitnelere karşı susmayan, yalan ve iftiralar karşısında Hz. Ömer'cesine (ra) "bu apaçık bir iftiradır" diye ekranlarda, radyolarda, meydanlarda haykırabilen ve tarafını belli etmekten çekinmeyen, hâmûşân suskunluğuna bürünmeyen, gerçekten yürekli ve yiğit olabilen Bakan ve Milletvekillerine,

Aynı hassasiyetlerle, hak olduğuna inandıkları “Davaya ve Dava Adamına” sahip çıkan, paralel tehdit ve şantajlara aldırmadan, ekranlardan ve gazetelerindeki köşelerinden, manşetlerinden, sosyal medya unsurları üzerinden destek veren yazar ve kanaat önderlerine, fikir emektarları ve çilekeşlerine,

Ve son olarak kendini “Binbir başlı kartalı taşımaya” adamış, ömrü bunun mücadelesiyle geçmiş, zalimlerin karşısında mazlumların gür sesi, haykırışı olmuş, milletine inanan, milletin de kendisine inanıp güvendiği, Sayın Başbakan’ımıza yürekten teşekkür ediyorum.

Milletimizin, iradesine sahip çıkarak, emaneti bir kez daha omuzlarına yüklediği seçilmişlerin şimdi acilen yapması gereken bir kaç şey var elbette;

1-Bir şekilde kanmış, kandırılmış, aldanmış, aldatılmış veya farklı tercihlerle farklı kulvarlarda yer almış, bununla beraber seçim sonuçlarından dolayı diğerlerini aşağılamaya yeltenmeyen, kin, nefret ve öfkeyle öç alma, kaos çıkarma derdine düşmeyen vatandaşlarımıza bir kez daha kucak açmak,

2-Bu hallere bürünen, fanatizmin esiri olmuş, milleti ve reyini küçümseyen, kin ve nefretleri vatana ihanet derecesinde gözlerini bürümüş olanlar hakkında ise; yine Selahaddin Eyyubi'nin akîl bir vezirinin, kumandanına; düşmanlarına abartılı merhamet göstereceği bir anda; " Ey Selahaddin, sakın ola Hz. Allah'tan (cc) daha merhametli olmaya kalkma, dinin hükmünü adalet üzere icra et!" diyerek uyardığı gibi, hak edenlere hak ettikleri cezaların ibreti âlem olacak şekilde verilerek, en azından bu niyette olan diğerlerinin niyetlerini bir kez daha gözden geçirmelerinin sağlanması ve milletin yeniden teslim ettiği emanete sahip çıkılması,

3-AK Parti’nin, adına yakışır şekilde, önce kendi bünyesindeki tüm safralarından kurtulması, içlerinde şu veya bu şekilde yolsuzluk ve usulsüzlüğe bulaşan, hatta yanından bile geçenlerin ve kutsal değerleri tahfif edenlerin bir an evvel tasfiye edilmesi ve liyakat esaslı, işinin hakkını verecek, hiçbir bedele satılmayacak, asla ihanet etmeyeceklerle yola devam edilmesi, bu vasıftaki insanların, kötü gün dostlarının gerekirse aranıp bulunarak AK Parti’ye yakışmayan çürük elmaların yerlerine ikâme edilmesi,

4-Bilahare de bu zor günlerinde Sayın Başbakanımızı yalnız bırakarak "SUSKUNLAR" moduna girenlerin, başka arayışların peşinde koşmaya başlayanların, tüm kavgayı onun üzerinden görüp tüm yükü ona taşıtmaya çalışarak, kaybederse "biz zaten savunmamıştık", kazanırsa "biz senin yanındaydık" kurnazlığına bürünenlerin (makamı ne olursa olsun) elimine edilmesi gerekmektedir. Sayın Başbakanımız’ın, en yakınındakiler de dâhil olmak üzere, kendi ifadeleriyle zor günde "yiğit olamayan, susmayı tercih eden", hatta gitmek üzere bohçasını hazır tutanları da bu manada yeniden gözden geçirmesi gerekir diye düşünüyorum.

Millet, iradesini haktan ve doğrudan yana tecelli ettirmiş ve üzerine düşeni her türlü manüplasyon ve dezenformasyona rağmen yapmıştır. Şimdi sıra Sayın Başbakanımız ve hakiki yol arkadaşlarındadır.

Millete rağmen, milleti aşağılayarak, gayri ahlakî, kayıt ve kural dışı siyasetle hiçbir başarı kazanılamayacağının altının bir kez daha kalın çizgilerle çizilmiş olduğu 2014 Mahalli İdareler Seçimi sonuçlarının gerek ülkemize ve milletimize, gerekse ümidini bize bağlamış mazlumlar başta olmak üzere tüm İslam Âlemine hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Rabbim, en başta yöneticilerimiz olmak üzere her birimizi sırat-ı müstakimden ve rızasından ayırmasın.

"Üzülmeyin, gevşemeyin, inanıyorsanız elbette üstünsünüz” haberi kutsisi mucibince yeter ki inanalım, yeter ki inandıklarımızı yaşayalım, yeter ki haktan ve adaletten ayrılmayalım, millet olarak Bi İnayetillah her mümkine namzediz...
 
Bu yazı toplam 73 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.