1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Sultan Vahdettin
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Sultan Vahdettin

A+A-
Osmanlı İmparatorluğunun son padişahı, son halife . 3 Temmuz 1918 de tahta çıkıp, 1 Kasım 1922 de tahttan indirildi. 17 Kasım’da da yurdundan sürgün edildi. Dönemi, çalkantılı yıllar ve kimilerine göre “vatan haini” yaftası yapıştırılan kimse…

Aslında bu yazıyı dün vermemiz gerekirdi ama, gündemin yoğunluğu nedeniyle bir gün sonraya kaldı ve ulu hakan Vahdetti’i sizlere Ahmet Anapalı’nın  gerçekçi  anlatımıyla sunuyorum.
17 Kasım 2015 son Osmanlı padişahı Sultan Vahideddin Han’ın canından aziz bildiği vatanından sürgün edilişinin 93. yıl dönümü... İstedim ki bu anlamlı günün yıldönümü münasebeti ile gönlüme taht kuran sultanımı, Sultan Vahideddin Han’ımı anlamaya dair bir şeyler söyleyeyim. Osmanlı tahtında kaldığı dört küsûr seneden sonra çok sancılı bir biçimde yurdu terk eden Vahideddin Han, Malta, Hicaz, Taif peşinden zor ve zahmetli bir yolculuktan sonra İsviçre ve en nihayet ölene kadar kaldığı İtalya San Remo’ya ulaşır.
 Memlekete geri dönmek noktasında ölene kadar hiç ümidini kesmedi. İstanbul’dan ayrıldıktan sonra yıllarca ‘gerçekler ortaya çıkar da vatana geri dönerim’ diye bekledi, hep bekledi.  Fakat o müjdeli haber hiç gelmedi, hatta cenazesine bile... Parasızlık, ilgisizlik, gıdasızlık ve iftiraların üzerine bir kara kâbus gibi çökmesini ancak günde 4-5 paket İtalyan askerlerinin içtiği adi sigaranın ve 40 fincan kahvenin yardımı ile kaldırmaya çalıştı.  Sultan Vahdettin  giderken bakın ne yapmış; 

Önceleri, maaşlar bugün olduğu gibi her ayın onbeşinde değil, ayın başında yani birinde alınırmış. Sultan Vahideddin Han da yurttan ayrıldığı 1922 senesinin Kasım ayının maaşını ayın birinde almış ve 17. gününün sabahı ülkeyi terk etmiş. İşte o 1922 senesinin 16 Kasım gecesi Hazine Kethüdası Refik Bey’i çağırtıp;
 “...Anlaşıldı biz bu ay yarım çalışacağız. 13 gün bu millete padişahlık yapamayacağız. Benim maaşımın 13 günlüğü ne kadar yapıyor?” diye sorar. Refik Bey, Sultan’ın maaşının 13 günlük tutarını hesaplayıp bildiriyor. Sultan da bu miktarı cebinden geri veriyor. (3) Etrafındakiler tarafından, maaşını teslim etmemesi noktasında şiddetli ihtar ve uyarılara muhatap olmuşsa da, bunları dikkate almaz.      
 
İşte tarih kitaplarında hainliğin timsali olarak gösterilen hainlerin haini Vahideddin Han’dan destansı bir dürüstlük misali... Bırakınız hain ruhlu bir adamı, acaba kaç dürüst ve namuslu insan Vahideddin Han’ın giderken yaptığı bu hareketi yapabilir...
Açlık, sefalet, borç bataklığı, ihanet, vefasızlık gibi kavramlar içerisinde yüzerek geçirdiği dört senelik bir sürgün hayatın neticesinde 16 Mayıs 1926 gecesi sessiz sedasız, kimseye yük olmadan bir anda göçtü gitti bu dünyadan. Ardında sancılı ve depresyonik bir hayat hikayesi bırakarak...       

Biçare Sultan Mehmet Vahideddin Han 16 Mayıs 1926 günü İtalya’nın San Remo’da kalp krizinden vefat ettiğinde,  Gazi Mustafa Kemal Paşa Adana’dadır. Roma Büyükelçiliği bir telgrafla ölüm haberini ulaştırır kendisine. Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Suat Bey’in “Sultan Vahideddin’in  ansızın vefat ettiği şimdi haber alınmıştır” şeklinde yazan telgrafı kendisine verilir.
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, o sıralarda dostları ile beraber yemeğe oturmuştu... Hamdullah Suphi Tanrıöver’in anlattığına göre, Paşa haberi işitince; “VAH VAH! ALLAH RAHMET EYLESİN. BİR TARİH KAPANDI. KİM İSTERDİ Kİ BÖYLE OLMASINI. ÇOK NAMUSLU BİR ADAM ÖLDÜ... İSTESEYDİ TOPKAPI SARAYI’NIN BÜTÜN HAZİNESİNİ GÖTÜRÜR VE ÖYLE BİR ORDU KURUP, GERİ DÖNERDİ Kİ...” Demiştir. 
Bazı tanıklar ki bunlardan biri Hasan Rıza Soyak’tır, o gece Mustafa Kemal’in gözlerinden ince ince yaşlar  süzüldüğünü anlatacaktır ileriki zamanlarda... Kolay değil bir imparatorluğun son padişahı ölmüştür. Hem de kendisini, memleketi kurtarması için vazifelendiren bir padişah... 
Derhal odasına çekilir ve kimseyle konuşmaz. Ama Sultan Vahideddin Han için ne düşündüğü, akıttığı gözyaşlarından belli olur.  Üzüldüğünü herkes anlamıştır...  
Mustafa Kemal Paşa bir gün yanında hizmet eden Cemal Granda’ya ve Yazı İşleri Müdürü Tevfik bey’e der ki; Beni, Milli Mücadeleyi açmak üzere bunca paşa arasından seçip Anadolu’ya gönderen Sultan Vahideddin’dir...

Uzun  söze ne hacet. Tarih, bir gün her şeyin en doğrusunu herkese gösterecektir. Sultan Vahdettin’e hain diyenler utansın.
 
 
 
 
Bu yazı toplam 75 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.