1. YAZARLAR

  2. Mükremin Kızılca

  3. Sünneti İnkârın Ertesi Günü
Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

Yazarın Tüm Yazıları >

Sünneti İnkârın Ertesi Günü

A+A-

Sünnet İslam’ın ikinci ana kaynağıdır.

Tarih boyunca Kur’an’a doğrudan dokunamayan kötü niyetli kişiler sünnete yani peygamberimizin (sav) hadislerine dokunmaya çalıştılar.

Bilindiği gibi peygamberimiz de sağlığında hadis yazılmasına karşı çıktı hatta bu karşı duruş Hz. Ömer tarafından da sergilendi. Bunun sebebi Kur’an’ın henüz iki kapak arasında bir kitaba dönüşmemiş olmasıydı ki bunun da amacı ayetlerle hadislerin karışmamasıydı.

Hz Osman r.a zamanında Kur’an tamamen toplanıp kitap haline getirildikten sonra hadis ravileri de topladıkları hadisleri açıklamaya ve bunları ümmete bildirmeye başladılar.

Ancak hadis uydurmak o kadar zor değildi. İsteyen ben de şunu duydum, isteyen ben de şunu gördüm ve isteyen de rasülüllah a.s. bana şunu tavsiye etti gibi hadisler ortaya atabilirdi. Nihayet bunu yapanlar da “Cehennemdeki yerini tespit edercesine” olmuştur.

Hadis rivayetiyle beraber hadis ilmi de âlimlerin masasındaydı. Hangi hadis sağlam, hangisi değil, hangisi zayıf bir bir bunları ele aldılar büyük bir titizlikle sahih hadisleri zayıflardan ayırdılar, uydurmalar hakkında kitaplar yazdılar.

Bütün bunlar yeni değil ki. Bin yıllık bir çalışmadır. Şimdi sen kalk hadis ayıklaması yeni gibi kahramanlık tasla, olur mu?

İslam âlimlerinin çalışması sonucu bundan bin yıl önce sahih ve sağlam hadislerin sayısı 6000 küsur olarak verilmiştir. Diyanetin son çalışması da bu rakamı doğrulamaktadır. İslam âlimleri bu hususta çok titiz davranmışlar ve İslam Hukukuna bir halel gelmemesi için sıhhat derecesini ulaşılması kolay olmayan bir yerde tutmuşlardır.

Yüce peygamberimizin 23 yıllık peygamberlik hayatını nasıl yok sayabiliriz? Kur’an’a yaptığı tefsirleri, sorulara verdiği cevapları, İslam adına yaptığı uygulamaları ve hayatı boyunca verdiği ahlaki numuneleri ve ibadetlerin ayrıntılarını anlatan davranış sözlerini nasıl yok sayabiliriz?

Bütün insanlığa gönderilen son peygamberin mücmel Kur’an ayetlerini açıklamak için diyeceği bir şey olmaz mı?

Yüce peygamberimizin Kur’an’a aykırı düşmeyen sağlam hadislerini inkâr etmek iyi niyet olabilir mi?

Aşağıdaki ayetler kime sesleniyor?

 “Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.” (Nisa 65)

De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”(Ali İmran 31)

Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik… (Nisa 64)

…  Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun… (Haşr 7)

Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. (Nisa 80)

Sünneti inkârın ertesi günü, İslamiyet’in bir kanadı olmayan kuşa döneceği muhakkaktır. Ama bu tarz düşünce sahipleri azınlığın da azınlığıdır şükürler olsun.

Sünnet inkârının ertesi gününü geçenlerde bir ünsüz ukala, bir televizyonda gösterdi: genç soruyordu: hocam Kur’an’da namaz var mı?

Yok, vallahi yok, namaz Farsçadan gelmedir, diyordu, ayrıca beş vakit hiç yok, salat dua demektir ve Kur’an’da sabah akşam yapılması tavsiye ediliyor, diye ekliyordu.

Namaz kelimesi tabi ki yok, Kur’an’da yüzlerce yerde Salat diye geçer, zira Kur’an Arapçadır.

Ama bu inkârcılar bunu da halletmişler: Salat’a “sosyal destek” manasından başka mana vermezler. Bu hususta mealleri bile var. Bu meallerinde Allah resulünün (sav) 23 yıl her gün beş defa imam olup cemaatle eda ettiği namazdan asla söz edilmez.

İşte sünnet inkârının inşallah hiç vuku bulmayacak olan ertesi gününden bir tablo.

Bu yazı toplam 1028 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar