1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Suriye Muamması Daha Ne Kadar Sürecek?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye Muamması Daha Ne Kadar Sürecek?

A+A-
Biliyorsunuz Arapçada Beşşar kelimesi müjdeleyici anlamına gelir. Hani Ayet-i Kerime’lerde sıkça geçen “ Ve beşşiril Mu’miniin” cümlesinden hatırlayın. Yani “Mü’minlere müjdele” anlamına gelen cümleyi kastediyorum. Ama Suriye’nin baş zalimi Beşşar Esed’in ismiyle çelişen zulmü ve durmak bilmeyen saldırıları azalacak yerde günden güne daha da artıyor. Bundan sonra olası bir anlaşma zemini bulunsa dahi akan bunca kanın hesabını veremeyecek durumda olan Beşşar’ın illa ki gitmesi gerekiyor. Bırakın gitmeyi acilen yargılanarak ölüm cezasına çarptırılması gerekiyor. Diyelim ki Beşşar Esed hatasını anladı. Demokrasiyi ülkesinde işler hale getirmeye karar verdi. Böyle olsa dahi halkının karşısına çıkıp diğer rakipleri yerine kendine oy isteyecek yüzü kaldı mı ki? Akılları kurcalayan ayrıntı Esed zalimini bu derece ölüm makinesi haline getiren etkenin arkasında yatan sorulardır. Ürkütücü olan Rusya, İran ve Çin’i arkasına alarak tüm dünyaya meydan okuması ve katliamlarına acımasızca devam etmesidir. Yani onlarca niçin ve nedenli soruyla karşı karşıya bulunuyoruz. Her kesimden farklı düşünceler ve yorumlar geliyor. Fakat yorumlar yağmur gibi yağarken akan kanın durması için sarf edilen tüm çabalar halen boşa çıkıyor. Mesela şu anda siz bu yazımı okuduğunuz esnada Suriye’de birileri ölüyor olacak. Birileri yağan bombalardan ve füzelerden can havliyle kaçıyor olacak. Sadece Suriyeli olmasından kaynaklanan bu alev topunun içinde kendisini bekleyen kadere teslim olacak. Çocuklara dahi namlu doğrultabilecek kadar basitleşmiş, asli görevi sadece ülkesinin emniyetini, halkının refahını sağlamak olan kendi devlet başkanlarının makamını kurtarma ve bir takım çevrelere hizmet etme adına giriştiği katliamından kurtulmak için çabalayacaklar. Bire karşı yüz binler feda edilecek. İnsana olan değer ve saygının bittiği noktada aklınıza gelebilecek her türü iğrenç senaryolar uygulanmaya devam edecek. Belki de bu işin sonunda Esed makamında kalacak. Karşısında da yıldırılmış bir halk kitlesi, halkın tepesinde de başını kaldıranı indirecek bir polis devleti ya da asker devleti olacak.
Asıl değinmek istediğim: Bu konuda şu an olanları değil, sonucun nereye gideceğidir. Tüm yoğun tepkilere rağmen geri adım atmayan Esed’in desteklendiği bir geri plan olduğunu düşünüyorum. Bu geri planın Ortadoğu’da ki olası senaryolar üzerine bu adamı yönlendirdiği düşüncesi baskın bir ihtimal haline gelmeye başladı. Çünkü Suriye gibi topraklarında cezbedici bir nitelik taşımayan bir yer için akıllarda her türden senaryoya dair kıvılcımlar çakıyor. Türkiye’nin bölgede denge unsuru haline gelmesi ve jandarmalık görevine namzet olmasından elbette ki ciddi derecede rahatsızlık duyan çevreler bulunuyor. Sizce gezi olayları ve son Fethullah Gülen olayları tesadüfi gelişmeler midir? Malumu aliniz, bu bölgede Türkiye öncülüğünde teşekkül edilebilecek olası bir İslam Birliği fikri dahi birilerini fazlasıyla rahatsız ediyor. Bugünkü enerjisini ve gücünü İslam dünyasının birbirinden kopuk siyasi anlayışından alan egemen güçlerin olası müspet seyir karşısında uykuları kaçıyor. Perdenin gerisinden Suriye’ye örtülü destek vererek görünürde Suriye’de ki katliamlara tepkiliymiş gibi görünen bir batı dünyasının varlığı ortadadır. İstenildiği takdirde bir anda bıçakla keser gibi katliama son verebilecek emperyalist güçlerin gelişmeler karşısında suskun kalmamasına rağmen, aktif bir müdahaleye de kalkışmaması az önce ortaya attığım tezi de doğrular mahiyet taşımaktadır. Bu işin sonunda hiçte beklenmedik bir şekilde Türkiye olarak zararlı çıkabiliriz. Kendimize önü alınamaz ve geçmişte olduğu gibi ülkemize sızarak huzurumuzu kaçırmak isteyen teröristlere en büyük desteği verecek bir canavar yaratmış olabiliriz. Bu durumda sizce kaybeden kim olacaktır? Elbette ki Türkiye… İşte bu ihtimal beni bir vatandaş olarak fazlasıyla rahatsız etmektedir. Olası bu gelişmenin bitiminde yine komşularıyla boğuşan ve sorun yaşayan bir ülkenin kendi iç meselelerinin çözümüyle uğraşmaktan ideali olduğu dünyada ki itibarlı konumuna dair adım atamayacak hale geliriz. Suriye’de bizimle uğraşmaktan ötürü düne kadar Golan tepeleri yüzünden kıyasıya mücadele ettiği İsrail’le uğraşacağı yerde bütün kinini ve art niyetini bize yönlendirir. Biz burada birbirimizi yerken adamlar kirli planların devreye sokarlar. Geçmiş dönem hükümetleri döneminde yaşadığımız kısır çekişme ve kaygılar denizine yüzen bir ülke olarak kabuğumuza çekilmek durumunda bırakabilirler. Irak, Afganistan, Bosna Hersek savaşlarında burun çekip ortalığı ah ahhh! nidalarıyla inlettiğimiz gibi sızlanmaya devam ederiz.
Bugün herkesçe bilindiği gibi Amerika’nın çok önceden planladığı stratejik çalışmaları malumdur. Milletlerin yaşadığı sosyal hayattan tutun, üzüntüleri, mutlulukları, doğruları, yanlışları, duyguları, fobileri, hobilerine kadar tüm hassasiyetlerine vakıf olup bu doğrultuda gelecek planlamasını yapan öngörüsü karşısında zamanı geldiğinde müdahale edebilmektedirler. Türkiye’mizin diğer İslam ülkelerine nazaran artısı olan demokratik yapısı ve bağımsız yaşamaya olan tutkusu Amerika ve yandaşları için farklı bir stratejik plan çalışmaları zorunluluğuna onları taşıyabilir Çünkü başında diktatör olan devletlerde yaşayan halkı, o zalim yöneticiye karşı kışkırtarak gürültü koparmak ve ayaklandırmak en kolay iştir. Fakat demokratik bir sistem anlayışını ruhuna nakşetmiş bir ülkeyi bertaraf edebilmek amacıyla huzuru bozabilecek en etkili unsurlardan biri iç karışıklık yaratmak diğeri de o ülkenin ilişkilerini geliştirdiği başta komşu ülkelerle arasında fitne tohumları ekmek ve aralarını açmaktır.
Kısacası geçmişte olanlar ve şu anda yaşanmakta olanlardan daha çok bu işin sonunun nereye çıkacağı sonucu daha çok önem arz etmeye başlamıştır.

 
Bu yazı toplam 41 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.